Dünya tarihine açın bakın Neron’dan Hitler’e kadar hep bir deli musallat olmuş bu milletin başına, bizim çağın delisi de Trump. Yapacak bir şey yok!
Bence Apo’ya villa tahsis edenlere kötü bir haber verdi Trump, “ben artık topal ördeğim, siz bakın başınızın çaresine” dedi…
Bu manyak seçilirken hep aklımdaydı, bu Amerikan seçmeni hakikaten çok aptal diye ama düşündüğüm kadar aptal değilmiş Amerikan halkı, yanıldım. 2 senede jetonları düştü, 20-30 senedir jetonu düşmeyen ülkeler bile var, ben biliyorum ama demem.
Gördünüz işte, delinin teki olan Boris İngiltere’de kaybetti. Macaristan manyağı Orban’ı halkı def etti. Sırbistan’da öğrenciler kazandı, ülke derin bir ohh çekti. Brezilya Bolsonaro’nun oğluna dur dedi. Beğenmediğimiz Arnavutluk Trump’ın ailesine yapacağı tatil köyü projesine karşı ayaklandı. Son olarak Amerika da üşütük Trump’a dur dedi.

Valla dünya gerçekten tıbbi olarak tımarhane gibi, benim doktora sordum. Fransa’da ihtilal gibi durumlar var iktidarda olanlar resmen Obsesif Kompulsif Bozukluk OKB sendromu yaşıyor dedi. Rusya sürekli savaşan bir paranoya, Ukrayna otistik, Venezüella Asperger, İran anti sosyal kişilik bozukluğu, Kuzey Kore çoklu kişilik bozukluğu, Kanada mübarek hep bipolar takılıyormuş. Öyle dedi. Bizim durum ise biraz kronikmiş! Gerçekle bağlantısını koparmış, narsisizmin doruklarında şizofreni vakalarıyla uğraşıyor muşuz…
Hakikaten diğerlerinin tanısını bilmem ama bizim için dedikleri çok doğru. Ülkede millet donuna kadar fonla soyulmuş, iktidarı elinde bulunduran parti ilkokulun sosyal kulübü gibi her gün etkinlik haberleri paylaşıyor.
Allah’ım sonumuzu hayır et, yarabbi…
TEKİN KÜÇÜKALİ’YE VEFA GECESİ…
Ömrü hayatımda birkaç kez karşılaştım Tekin Abi ile ama muhteşem bir adamdır. Son zamanlarda benim yazılarımı da takip ettiğini, en azından bazı yazılarımın altına gazetemizin internet sayfasına yaptığı değerlendirmeleri okuyorum. Görüşlerine teşekkür ediyorum.
Onu bir Nihat Genç yazısı ile sizlere aktarmak isterim, rahmetli Nihat süper kaleme almıştı.
“Kızılay'ın Genel Başkanı Tekin Küçükali'yi on beş yaşımdan beri yani bir kırk yıldır tanırım, terbiyesi, idealleri, ahlakı… Ne diyeyim tertemiz bir vatan çocuğudur… İzmit depreminde sadece otuz bin kişi ölmedi, Kızılay denen kurumun içler acısı çürük hali ortaya çıktı ve Türkiye halkı Kızılay'dan utandı, sonra yönetimde köklü bir değişiklik ve başına Tekin Küçükali getirildi…

Tekin Küçükali çok geçmeden Kızılay'ı yeniden iftihar edilen ve dünyanın dört bir yanına anında ulaşan mucize bir kurum haline getirdi…
İşte, üstelik dualarla şükürlerle Afrika'ya yardım kampanyaları düzenlenen bugün Tekin Küçükali'nin istifa haberini duyduk.
Cumhurbaşkanı mı Başbakan mı bilemem ama birileri bu istifayı önlesin…
Hani derler ya AKP hükümetinin hiç mi iyi tarafı yok, şüphesiz vardır ama bizim bildiğimiz bu hükümetin en iyi tarafı Kızılay gibi bir kurumu Tekin Küçükali ismiyle modernize edip yeniden hepimizin sevgisini kazanmasıdır…
İstifayla ilgili şahsi tahminim şudur, biliyorsunuz bir sivil yardım kuruluşu İHH var ve İslamcılar'ın yardımları İHH'yla Kızılay'ı karşı karşıya getiriyordu…
İkinci tahminim; Kızılay’ın Suriye kampına cemaatin gazetelerinden haksız eleştiriler çıkıyordu. “Bayat ekmek veriyor” gibi… Velhasıl İslamcı medya ve cemaat medyası Tekin Küçükali’nin biat etmeyen bağımsız kişiliğinden rahatsızlık duyuyordu.
Tekin Küçükali, sağcıdır, muhafazakârdır ama devlet terbiyesi bu tür ideolojik kurumların kayırılmasını kaldırmaz, tahminim budur, kaldıramadı.
İşte böyle, sağda solda aynı düşüncede olmasak ta çalışmalarını gıptayla izlediğimiz bir kaç adam kalmış, onlar da yok olup gidiyor, duyurulur…
Nihat Genç-Odatv.com"
Kendisine şimdi Küçükalioğlu Vakfı adına bir Vefa Programı düzenlenmiş, yarın (7 Haziran 2026) İstanbul Ataşehir/ Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde. (‘Fırtınalı yıllardan gönül limanlarına’ adlı program başlangıç saati 19.00)
Çok isterdim katılmak ama katılamıyorum, Tekin Abi kalbimiz seninle…
ÇEŞMELER NİYE KALMIŞ MIŞ…
Dinime küfreden bari Müslüman olsa, diye bir söz vardır. Bu da aynen öyle…
Hasbelkader CHP, şimdi YENİ Parti meclis üyesi olan bir arkadaş bu ay Ortahisar Belediye Meclisi’n de “geçmişte bulunan çeşmelerin niye kaldırıldığını?” sormuş!
Ey Allah’ım ya, dilimizde tüy bitti. Biz yorulduk anlatmaktan, bunlar yorulmadı.

Sevgili Hasan Kandaz kardeşim, belli ki Trabzon’un bu çeşmeler ile imtihanından senin pek haberin yok. Gerçi o soruyu sorduğun mecliste AKP Meclis üyesi Faruk Kanca sana cevap vermiş ama ben kısaca bir kez daha yazayım, iyi oku.
Benim tertip Asım Efendinin dönemi, yani AKP dönemi Trabzon’da birden bire “Hayrına Çeşme Kampanyası” başlatılmıştı. 3 tip çeşme sundular hayır hasenat sahiplerine. 2-5 ve 10 milyonluk üç çeşme projesi. Basıyorsun parayı, dilediğin çeşmeyi babana, dedene, atana yaptırıyorsun. Yerini de mahallende sen belirliyorsun, gelip yapıyor kendi yandaş firması, senin yakınının tabelasını da oraya asıyor, “Kandazzade Hasan Efendi Çeşmesi” gibi.
Bunlardan 189 tane yaptılar Trabzon’un her bir yerine. O senin, taşına parayı bastığın çeşmenin suyunu da şehir şebekesinden bağladılar! Yani suyu her bir Trabzon yaşayanı ödüyor ama parayı sen verdiğin için tabela senin oluyor: Kazazzade Hasan Efendi Çeşmesi…
Bu kalem 2004 öncesi bu konuyu çok yazdı, 2004’de ben o CHP sıralarında meclis üyesi olduğumda ve akabinde Volkan Bey idaresindeki Trabzon Belediyesinde Belediye Başkan Yardımcısı olduğumda bana bağlı kurum müdürünü çağırdım. Listeyi aldım ve bu çeşmelerin hayır hasenat sahiplerine çağrı yaptım, gelin çeşmelerinize sahip çıkın, musluklarınızı tamir ettirin sular boşuna yerlere akıyor ve bu leb-i derya suların parasını da bu kent halkı “kayıp-kaçak su parası” adı altında su faturalarında ödüyor. Gelin, sizin adınıza bir su saati alın ve su abonesi olun. Yoksa suyu keseceğiz, dedim. Benim imzamla 189 hayır hasenat sahibine gönderdim. Niye? Tabii önce suyun şehir şebekesinden bağlanması ve dolaylı olarak da bu çeşmelerde Ali abi dolmuşunu yıkaması, Zagor balık tezgâhını, Fadime Hala evdeki halılarını doya doya yıkaması. Su bedava…
Anlatabildim mi, Sayın Yeni Parti Meclis Üyesi Hasan Kandaz?
İşte bu çeşmeleri milletin başına bela eden AKP, onların büyük çoğunluğunu kapatan birçoğu da (belli ki senin evinin önündekini kaçırmışız) ıslah eden bu kardeşin yani o koltuğunda oturduğun partinin eski üyeleri. Bil de soruyu yanlış yere sorma!
KAP BAYRAĞINI GEL, BEN DE “BAYRAK AÇIYORUM”…
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bir kampanya başlatmıştı, haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve ülkedeki güncel gelişmelere karşı bir başkaldırı idi bu.
Haziran 2026’da Ankara Tandoğan mitingi ile başlayan yürüyüş, Balıkesir Kuvayı Milliye Meydanı ile devam etmiş ve anayurdun her yerini karış karış yürümeye başlanmıştı.

Bu Cumartesi (7 Kasım) saat 15.00’de Trabzon’dalar, Atatürk Meydanında.
“Atatürk Meydanı” diyorlar, beni benden alıyorlar aslında. O meydanın ismi budur işte, teşekkürler. Atom Karınca Orhan Fevzi zamanında Trabzon Belediye Meclisinde buranın adı “15 Temmuz Şehitler (!) Alanı” diye değiştirilmişti. Hatta bu karar bugünün muhalif belediyelerinden birinin belediye başkanının da bulunduğu bir meclisten “oy birliği” ile geçmişti yanlış hatırlamıyorsam! Neyse, bu başka bir mevzu sonra değiniriz.
Cumartesi günü hep birlikte Atatürk Alanındayız.
Dinleyeceğiz Müsavat Beyin Mecliste direnip, Atatürk Meydanında bayrak açmasını…
Kap bayrağını, sen de gel…
KÖMÜR DEPOLARI…
Birkaç aydır altyapısı yapılıyor, diş sallandı çekecekler belli ki.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi bile konu hakkında açıklama yapmış, gülmeyin valla. O kadar konu var, gıkı çıkmayan uydu Konsey kalkmış bu konuda fikri-i zekâvetini bildirmiş. Hatta geçen TMMOB çatısı altındaki oda başkanları da insan sağlığı, çevre kirliliği ve kentin içme suyu (!) havzalarına dikkati çekip su tesisinin mevcut yerinin yanlış olduğunu açıklamışlar!

Abi, su havzaları çok yukarıda ne su kirlenmesi? Ha, eski su depolarının (şimdinin Araç Muayene İstasyonu falan olan alanın) kirlenmesi hususunu kastediyorsanız onda da geç kaldınız arkadaşım. Çünkü 2000’li yılların başında benim tertip Asım Efendi Belediye Başkanı iken ona rahmet dilemişti. Önce o kömür depolarını vadinin sağına soluna dizdi, sonra da rahmetli Erbakan Hocayı getirip mehter marşı ile kurdelesini kestirip Ayakkabıcılar Sitesi inşa etmişti. Yani o tarihi su kuyularının tabutuna çiviyi AKP’li Asım Efendi vurmuştu. Şimdi Atasu Barajı ve su deposu çok yukarıda Maçka’ya bağlı Galyan Deresi üzerinde, yani o baraja su gelirken ne bir kömür deposu var ne de kirletici bir unsur. Gerçi o vadideki yerleşim yerlerinin kirli su akarı dereye bağlı ama konumuz o değil.
Konumuza dönersek, yerelde bir kampanya başlatılmış gibi. Kömür depoları ve limandaki toz ve kötü koku yayan deniz yolu ile kömür sevkiyatına hayırlısı ile son verilecek.
Ama birden geçen hafta Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, alternatif yer gösterilmeden faaliyetlerin durdurulmasının esnaf ve çalışanlar açısından doğuracağı sonuçları gündeme getirerek Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a soru önergesi vermiş! Yazılı soru önergesinde 9 soru sormuş Samsun Milletvekili Mehmet abi, Trabzon Değirmendere Vadisindeki kapatılmak istenen kömür depolarında çalışan 1.410 kişinin aileleri ile birlikte 5.600 kişi olacağını ve bunların geçimlerini nasıl sürdüreceğini bile sormuş! Mehmet abi, bu rakamları nereden buldun? Hani yaklaşık 1500 çalışan var, bunların aileleri toplamı ortalama 5-6 bin kişiyi bulabilir desen anlayacağım ama abi 1410 ne? 5600 ne?
Neyse, diş sallandı çeksinler bence de.
Ama kömürcülerin kokusunu ve zehirli havasını yıllardır ciğerlerine çeken halkın vebalini kim ödeyecek? Kimin ödeyeceğini ben biliyorum…
VİLLAYA HAYIRLI OLSUN’A NE HEDİYE GETİRİLİR?
DEM’li Mithat Amca açıklamış, Apo artık villasında. Hem de daha dün Hakkâri’de piyade sözleşmeli er Yusuf Sait Ünlü’yü şehit vermişken ve o şehidimiz dâhil binlerce şehit verdiğimiz Türk evlatlarının aileleri gecekonduda otururken…
Bakıyorum yandaş medyaya, tek bir villa haberi yok!

Şimdi bak buradan sövsem, yarın o bebek katili villada yaşarken ben kodese tıkılırım, bu çok net değil mi? Peki, arkadaş bunu bu millet nasıl hazmedecek? Söyler misiniz?
Vay arkadaş vayyyyy…
İp atmıştı Bahçeli meclisteki kürsüden unutmuşuz, adam şimdi idamdan villaya taşındı!
Nereden, nereye…
İlk kim gitsin, diye bir yarışma var sosyal medyada.
Bence bir borcam alıp arkadaşına hayırlı olsun ziyaretini Bahçeli yapsın, ilk ona yakışır…
FON KRİZİNİN SEBEBİ: LAİK KEMALİST SİSTEM…
Öyle demiş mevcut iktidarın kanaat önderlerinden Muhammed Fesih Kaya. “Fon meselesi yalnızca şahıslardan değil bu 100 yıllık laik-Kemalist sistemden kaynaklanıyor. Bu rejimin değişmesi gerekiyor, mevcut sistemle artık bir yere varılamaz” buyurmuş Hazret.
Görüyor musunuz kafayı?

Ya Fesih abi, çeteyi kuranlar AKP’li, buraya parasını yatıranlar AKP’li, bir koyup 20 bin alanlar AKP’li, sistemden tam zamanında çıkanlar AKP’li, ifadeye bile çağrılmayanlar yine AKP’li…
Hatta bak sana ispatlayayım içlerinde AKP Genel Başkan Yardımcısından yeni-eski bakanlara kadar AKP’nin her kademesinden adam var ama suçlu laik sistem, öyle mi?
Dilimin ucundakileri şuradan yazabilsem inan hapsi boylarım ama bu yüzden burada kesiyorum.
Laik sistem miş, yürrrüüüü kim tutar sizi…