Bence olmalı. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, eğri oturalım doğru konuşalım AKP’nin ilk 8 senesi hatta ilk 10 senesi muhteşemdi.

Bu seneleri AKP hükümetleri “hukukun üstünlüğü”, “yargı bağımsızlığı” ve “kuvvetler ayrılığı”na tam bir uyum ile tamamladı. Avrupa Birliği kriterleri ve insan hakları konularında da inanılmaz adımlar attılar.

2012 ve sonrası AKP’de yaprak dökümü başladı, Recep Tayyip kuruculardan başlayarak en yakın çalışma arkadaşlarını bir bir yedi.

Şimdi yanında ne mesela Bülent Arınç var, ne Abdullah Gül var. Ne Cemil Çiçek ne Recep Akdağ ne Abdüllatif Şener. Ali Babacan ve Davutoğlu zaten ayrı parti kurdular. Bir tek Binali Yıldırım ve Hayati Yazıcı, gerçi onlarında gemileri son zamanlarda çok su aldı, sadece bunlar kaldı.

Geçenlerde bir duyum almıştım, bu eski kurucular Reis’e çıkmışlar (veya haber göndermişler) “Erdoğan’sız yeni dönem” teklif etmişler. Artık geri çekil ve onursal başkanımız kal, demişler. Yani yolda bulduklarını bırak, yola çıktıkların ile tekrar yürü demişler Reis’e. Tüm sıkıntılar, en son altından kalkamayacağını bildikleri Fon vurgunu dâhil her bir sıkıntı bu son yıllarda “yolda buldukları” ile gerçekleştiğini Reis’e aktarmışlar.

Ve “onursal liderimiz” olarak kal dedikleri Reis’e bir de uyarıda bulunmuşlar. Sakın erken seçimi zorlama, adayda olma. Derhal AKP’yi olağanüstü bir kurultaya götür, Ali Babacan önderliğinde biten ekonomiyi ve yıkılan AKP’yi yine eski yol arkadaşların kurtarır…

Valla onu bunu bilmem ama Reis bu saatten sonra bu teklife olumlu yaklaşmaz.

Yaklaşmazsa kendi sandalyesine tekmeyi kendi vurur da derim ben.

Bakalım, seyredeceğiz filmin sonunu…

NEREDEN NEREYE…

2025 rakamlarına göre biraz istatistikleri karıştırayım dedim.

Mesela Demokrasi Endeksinde durumumuz ne?

2006 yılında 170 ülkenin olduğu Demokrasi listesinde Türkiye 87.ci sırada imiş. 2024 verilerine göre 103.cü sıraya gerilemişiz!

Mesela Basın Özgürlüğü Endeksinde Türkiye’nin durumu ne?

2002 yılında Basın Endeksinde Türkiye 139 devlet arasında 99.cu sırada iken 2025 verilerine göre 180 ülke arasında 159.cu sıraya gerilemişiz!

Mesela Yolsuzluk Algı Endeksinde Türkiye nerelerde?

2000 yılında Türkiye Yolsuzluk sıralamasında 90 ülke arasında 50.ci sıradaymış ama 2025 yılında 143 ülke arasında 118.ci sıraya gerilemiş! 2026’daki sıramızı düşünemiyorum bile…

Mesela Hukukun Üstünlüğü Endeksinde Türkiye’nin durumu ne?

2002 yılında 177 ülke arasında Türkiye Hukukun Üstünlüğünde 55.ci sırada iken 2025 yılında (bir başka kuruluş tarafından yayınlanan verilere göre) 143 ülke arasında 118.ci sıraya gerilemişiz!

Bu arada Reis 2021’de Milli Uzay Programı’nın açılış konuşmasında “2023 sonunda yakın dünya yörüngesinde ateşleyeceğimiz kendi milli ve özgün hibrit roketimizle Ay’a ulaşarak sert iniş gerçekleştireceğiz” demişti değil mi? Ne oldu, göreniniz var mı?

Yazarın dip notu: Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin 2027’de kendi ürettiği milli hibrit roket motorunu ateşleyerek Ay’a erişeceğini ve bu teknolojiye derin uzayda tarihçe kazandıran ilk ülkenin Türkiye olacağını söyledi. (Mayıs 2026, Basından)

Gülmeyin ama ayıp oluyor…

EMEKLİLERİN AYLIK HARÇLIKLARI 2027’DE NE OLACAK?

Bilerek “maaş” demedim “harçlık” dedim, haksız mıyım?

Yarattıkları sadaka ekonomisinde müsaadeleri ile emekli maaşına da harçlık diyelim. Şimdi birde “emekliye müjde, 65 yaş üstü daha çok zam, çalışan emekliye az çalışmayana daha çok zam” gibi saçma argümanlarla piyasaya gaz vermeye ve emeklinin nabzını tutmaya çalışıyorlar.

Resmen amaçları ödenen pirimler vesaire dikkate almadan doğrudan yaşa bağlı sadaka ekonomisine geçmek. Bakın buradan söyleyeyim size, kesin 65 yaş üstüne üç kuruş verip, yüksek verenden 300 lira kesecekler. Ahan buraya yazıyorum, Galaylı Gazan yazdı dersiniz.

İşleri güçleri algı, verdiler pompaya enflasyon farkı haricinde ilave 5 bin lira falan hemen anketlerde AKP 1-2 puan artmaya başladı.

Elin Avrupalısı emekli maaşı ile gelip Türkiye’de Türk halkının bile gidemediği tatil bölgelerinde tatil yapıyor hatta ev bile alabiliyor, bizdeki duruma bakar mısınız sadaka ekonomisine teğet geçiş…

Milyonlarca SGK ve BAĞ-KUR emeklisinin gözü kulağı Ocak 2027 maaş zammında. Üç aylık enflasyon verileriyle yüzde 5,57’lik artış kesinleşti, yılsonu tahminlerine göre de olası zam oranı yüzde 10,09 olabileceği hesaplandı. (Basından)

Ülkede en düşük asgari ücret 28 bin lira iken emeklinin yüzde doksanı 25 bin liraya talim ediyor! Yüzde 10 zam alınca koy üstüne, 27 bin 500.

Ama çıkacaklar bu yerlerde sürünen emeklinin karşısına ve “seyyanen zam yapıyoruz, benim emeklimi enflasyona ezdirmiyoruz” diyecekler oyları hamuduyla yutacaklar, bunu da buraya yazıyorum yazdı idin dersiniz.

Bu arada her emeklinin banka hesabından 2026 için Ocak 2026’da şak diye 300 lirasını kesen Emekliler Derneği’nden aylardır çıt yok! 9-10 bin üyem var diyordu emeklilerden kesilenleri kendi cebine endeksleyen başkan ve yönetim kurulunun bazı üyeleri. Neredeler acaba?

Düzen hep aleveraya daleveraya endeksli, yiyin efendiler yiyin…

ARADIĞINIZ VEKİLE ULAŞILAMAMAKTADIR…

Geçen hafta yazmıştım, 484 kilometre öteye Malazgirt’e onlarca otobüs kaldırıp AKP’li üyelerini Trabzon’dan seyr-ü sefere götüren AKP Trabzon teşkilatı acaba 29 Ekim törenlerine nasıl bir katılım yapacak, diye sormuştum…

Gittik baktık Trabzon 29 Ekim Cumhuriyeti nasıl kutladı, bıraktık Malazgirt’e götürülen en az 1000 AKP’li seçmeni 4 vekilin dördü de ortalıkta yok!

YENİ Parti milletvekili Sibel Suiçmez Hanım burada, İYİ Parti milletvekili Yavuz Aydın burada ama ne yazık ki 4 AKP Trabzon vekili kayıp!

Bu arada konuyu araştırmak için Trabzon Valiliği internet sitesine girdim, üstte manşette 5 haber var. Birinci haber 29 Ekim’i kutluyoruz tebriki Valiliğimiz tarafından, ikinci/ üçüncü/ dördüncü ve beşinci haber İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi haberi!

Hayırdır arkadaşlar, direk Ankara’ya mı bağlandınız?

Yani elbette kurumsal bir bağlantınız var ama Trabzon özelinde bir internet haber sitesisiniz ki benim gibi onlarca basın çalışanı sizden haber almak için sitenize giriyor. Trabzon basını İçişleri Bakanının kimleri kabul etmiş, nasıl icraatları var, neler yapıyor diye zaten Bakanlık haberlerinden öğreniyor. Siz niye Trabzon genelini direk Ankara’ya bağladınız? Yerelden korkunuz mu var?

Yerele dönün, yerele…

TÜGVA’DAN TRABZONSPOR’A DESTEK…

Geçen haftalarda UEFA Konferans Ligi Trabzonspor ve İskoç temsilci Hearts maçına 579 seyirciyi bedava götürmüş TÜGVA.

Hayırlara vesile olsun, bu vakıf biliyorsunuz direk Bilal abiye endeksli ve üyeleri arasına da asla AKP’den başkasını sokmazlar. Yani AKP’li değilseniz aralarına giremezsiniz bu arkadaşların.

Geçenlerde İskilipli Atıf’ı şehit diye anan bu arkadaşların benim gönlümdeki yerleri pek muhteşemdir.

Bu Bilal Beyin himayelerindeki örgüt epeydir Trabzonspor’u da hegemonyalarına almışlar, bir ara Liseliler futbol müsabakasına Trabzonspor’u sponsor yapmışlardı, şimdi de Avrupa kupası maçına 579 AKP’li genci bedava götürmüşler. Bunu bir övünç madalyası gibi gösterip “yeni” gençlere “gel-gel” kapısı oluşturmalarını biz görüyoruz ama buna Trabzonspor yönetimi nasıl çanak tutuyor asıl önemli olan bu yönü.

579 beleş bilet için Trabzonspor yönetimine basın önünde teşekkür ediyor Bilal’in TÜGVA’sı tamam bunu anladık da niye Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne de teşekkür ediyorlar onu anlamadım!

Yakında Galatasaray’ın Rams Park’ında TÜGVA Yaz Okulları finalinde yaptıkları Abdülhamit koreografisi gibi bir koreografiyi bekliyoruz Trabzonspor Akyazı Stadyumunda…

YİNE AYLARDAN KASIM…

Koskoca bir yılın daha sonuna geldik dostlar, zaman ne çabuk da geçiyormuş gördünüz mü?

“Yine aylardan Kasım/ Sanki sende kaldı bir yarım/ Her nefesim, her anım/ Sanadır canım” demiş şair…

Çok garip bir yıl oldu 2026.

Bu yıla da çeşitli umutlar ve heyecanlarla girmiştik ama yaşanmayan olumsuzluklar kalmadı anasını satayım, çok yıprandık çok.

Neyse 61 gün sonra yeni bir yıla merhaba diyeceğiz ama diyeceğim şu ki biri şu zamanı durdursun arkadaş, yeter yaşlandığımız…

Aslında hüzün mevsimidir Kasım geldiğinde derler, haksız da sayılmazlar. Kış geldi kapıya dayandı, güneş bile isteksiz artık. Paltolarımızı yavaş yavaş naftalin kokulu baza altlarından çıkardık, buğulu camlar arkasından yağmuru izleme fırsatını daha çok bulacağız.

Belki de en güzel şiirlerin yazıldığı bir aydır Kasım, kim bilir?

Tadını çıkartmak gerek…

“DOLANDIRICILIKLA MÜCADELE MERKEZİ”Nİ AÇACAKMIŞIZ!

Öyle demiş Bakanlarımız, İçişleri ve Adalet. İçişleri Bakanlığı bünyesinde açılan bu merkez ile suçla mücadelede yeni bir dönemin kapısını aralayacakmışız!

Açıklama aynen şöyle; “Bugün siber dolandırıcılık suçlarına karışan şüphelileri yakalayıp adalete teslim ediyoruz; ancak suçlular yakalansa bile farklı hesaplara aktarılan paranın mağdura geri kazandırılması her zaman mümkün olmuyor. Oysa dolandırılan para buhar olup uçmuyor. Banka hesapları arasında el değiştiriyor, dijital cüzdanlara ve kripto varlıklara aktarılıyor. Bizim hedefimiz, yalnızca suçluları yakalamak değil, vatandaşımızın alın terini ve yılların birikimini de korumak. DOLUNAY ile işte bu para trafiğine zamanında müdahale etmeyi amaçlıyoruz. Hedefimiz; dolandırıcılık ihbarlarına ilk 18 dakika içerisinde müdahale etmek, yapay zekâ destekli analizlerle şüpheli para hareketlerini anlık takip etmek ve hukuki süreçler çerçevesinde ilgili hesaplara bloke konulmasına yönelik mekanizmayı hızla işletmek.


Jandarmamız, Emniyetimiz Cumhuriyet savcılıklarımız, MASAK ve bankacılık sistemimizin güçlü koordinasyonuyla dolandırıcılık şebekelerinin para trafiğini takip edecek, vatandaşlarımızın mağduriyetini büyümeden önlemek için bütün imkânlarımızı seferber edeceğiz.
Milletimizin helal kazancına göz diken dolandırıcılar şunu iyi bilsin: Teknolojinin arkasına saklanarak hukuktan kaçamayacaksınız!”

Açıklama yapan iki Bakana bakıyorum, alıyor beni bir gülme.

Sanki dolandırıcılıkla mücadele için merkez kurmaya ihtiyacımız var.

Başkanlığını da Fatma Betül’e verin olsun bitsin...