ABD ve 17 Avrupa ülkesinin de başını çektiği 33 ülkede hükümetler halkını “Üç-yedi güne kadar size yetecek yiyecek stoklayın. Yanınızda el feneri, nakit para, pil bulundurun” diye uyarmışlar!
Global bir krizin eşiğinde miyiz, ne oluyoruz?
Dünya basınına göre en yüksek ihtimal bir siber saldırı ile dijital sistemin çökmesi öngörülüyormuş, mesela İngiltere ‘be ready’ (hazırlıklı ol) programı başlatmış. Vatandaşına üç gün yetecek dokuz litre su, kuru gıda, ilaç ve el feneri tavsiye etmiş. Japonya yeni Afet Yönetim Kurumu’nu faaliyete geçirmiş, vatandaşlarından doğal afetlere karşı üç günlük yiyecek stoku istemiş. Almanya, 10 günlük konserve gıda stoku tavsiyesi, Fransa ise üç günlük stok ve içine nakit para, önemli belgelerin fotokopisi, ev ve araba anahtarlarının yedeklerini koyabilecekleri acil durum çantası hazırlamalarını istemiş halkından. ABD, Norveç, Danimarka, Hindistan hep aynı: “3-10 günlük yiyecek ve ihtiyaç stoklayın”…

Vaziyet alın, ortalık karışacak diyorlar 3 vakte kadar…
Gelin bakın bize, var mı bir şey?
Yok elbette, niye? Cevap veriyorum; biz Türklerde durum bambaşka arkadaşım, bizim evlerde bırak 3 günlüğü 33 günlük hatta 333 günlük stoklarımız hazırdır. Gel bak istersen, her evde kurutmalıklar, turşular, soslar, buzlukta etler, fasulyeler, bezelyeler, dolapta konserveler, kompostolar, her dondurucuda boy boy palamutlar, daha neler neler. Ben kendimden örnek vereyim, daha korona zamanından aldığım deterjanlar bitmedi, yatağın altında 5 kilo çekirdek kahve (bunu niye stokladı isem?) hatta tuvaletteki dolapta 1000 tablet bulaşık deterjanı falan var. Onlara bakarken bile 3 kilo ballı Bitlis tütününü buldum stokta…
İşinize bakın ey devletler, bizim şimdi derdimiz Fatma’nın fonu, Sarıgül’ün donu.
Bize bi’şey olmaz, olsaydı Reis’in eniştesi önceden haber verirdi.
Ben şahsen ona güveniyorum, nokta…
YENİ PARTİ BAŞKAN YARDIMCILARINI DAĞITMIŞ!
“İlk seçimde iktidar olacağız” parolası ile 1. Olağan Kongresini tamamlayan YENİ Parti Trabzon örgütü İl Başkanlığında toplanıp yeni yönetim kurulundaki koltukları dağıtmışlar.
Bir İl Sekreteri, bir İl Saymanı, Bir Bilişim Sorumlusu ve bir de Eğitim Sekreteri var ama sıkı durun tam 24 İl Başkan Yardımcısı var!
İyice suyunu çıkardıkları çok belli, yeni tüzük hakikaten evlere şenlik.

Tamam, YENİ bir partisiniz, bazı konular deneme-yanılma metodu ile oturacak ama arkadaş bu nasıl bir tüzük bu nasıl bir uygulamadır? Biz yaptık oldu mu diyorsunuz siz şimdi? Zaten il ve ilçe seçimleriniz hakikaten çok su götürür bir vaziyette ama arkadaş bu yönetim kurulundaki “Başkan Yardımcısı” bolluğu nedir?
Eskiden bir, bilemedin 2 İl Başkan Yardımcısı olurdu. Bu yönü ile o koltuğun bir saygınlığı bir ağırlığı olurdu. Bu ne şimdi, 24 Başkan Yardımcısı?
Bakalım Trabzon için ve partiniz için neler üretecek bu değerli Başkan Yardımcılarınız…
ZİYARETİN ‘MÂ’ŞERİ AKIL’ OLUVERMESİ…
İyi Parti Trabzon mebusu Yavuz Aydın, eleştirmiş. AKP Trabzon mebusları, şehr-i emin’leri ve partilerinin teşkilat-ı mensupları yeni seçim girdabından çıkan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) ve Trabzon Ticaret Borsası’nı (TTB) ziyaret etmişler. Bu AKP heyeti yanlarına bir de Trabzon Valisi’ni alınca hayırlı olsun toplantısı birden “Ortak Akıl ve İstişare Toplantısı” oluvermiş.
Yavuz Aydın’da “hayırdır beyler, aynı siyasi çerçevesiniz nasıl ortak akıl oluyorsunuz?” demeye getirmiş. Ayrıca Trabzon Valisi’ni de eleştirip “Valilik makamını bu siyasi görüntünün ortağı haline getirmeyin” de diyor açıklamasında. (Basından)

2009 seçimlerinin hemen akabinde Trabzon’a bir Vali atanmıştı, Recep Kızılcık. Rahmetli hiç AKP otobüslerinden inmezdi. Bende eleştirmiştim kendisini bu köşeden, devletin Valisi siyasilerin peşinde koşmaz cihetinde. Gazetemizi ziyaretinde sohbette araya sıkıştırdı “Sayın Gençsoy, o sizin dönem bitti artık. Düdüğü Ankara öttürüyor…”
Şimdinin ortak akılı mı dersiniz, mâ’şeri akıl mı dersiniz, kamu vicdanı mı dersiniz, kolektif vicdan mı dersiniz hatta efkârı umumiye de diyebilirsiniz ne derseniz deyin bütün yollar AKP İl Başkanlığına çıkar.
İl Başkanı da Reis’in yerel temsilcisi ve sözcüsüdür.
Yani demem o ki; Sayın Yavuz Aydın, sen yanlış biliyorsun. Ortak akıl falan yok! Tek akıl var, buradakiler de onu uyguluyor.
Sen çaktın mevzuyu…
SUİÇMEZ’İN SUYA GİDEN 20 SORUSU…
Trabzon’un tek kadın mebusu Sibel Hanım meclis kürsüsünden Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına 20 soru sormuştu, aradan bir buçuk ay geçmiş tık yok!
Bilindiği gibi 18-19 Eylül’de kuvvetli bir yağışla Trabzon merkez kilitlenmişti. Havaalanındaki o görüntüleri hepimiz biliyoruz, menfezler taşmış arabalar yüzmüştü.
YENİ Parti Trabzon mebusu Sibel Suiçmez’de kentte yaşanan olumsuzlukları 20 soruda önerge haline getirip Bakana sormuş, cevap henüz yok.
Gerçi Eylül ayı başında bir haber okumuştum, 28. Yasama Dönemi soru önergeleri 48 bine yaklaşmıştı, 14 bini ancak yanıtlanmış mış. İşin ilginci en fazla önergeye yanıt vermeyen bakanlık Adalet Bakanlığı olmuş, onu Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı takip etmiş. Dördüncü Murat Kurum’un Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…
Tüm dönemlere bakıldığında AKP hükümetleri öncesi yazılı soru önergelerine verilen yanıtlar yüzde 85’lerden yüzde 26,61 e düşmüş! Demokrasi ne güzel bir şey değil mi?

TRT’nin yaptığı harcamaları soruyor mesela muhalefet, çıkıyor Cumhurbaşkanı Yardımcısı bunun bir “ticari sır” olduğunu söylüyor!
Meclisi resmen kurumsal bir yapıdan konumsal bir yapıya dönüştürdüler, görüyor musunuz?
Biz de bu bakımdan düşünüyoruz millet iradesinin işlevselliği var mı diye?
El cevap: Yok!
Sende cevap bekleme Sibel Hanım, çok sıkışsalar “ticari sır” der çıkarlar işin içinden…
GASTRONOMİDE TRABZON’DAN GÜZEL ADIMLAR…
Eğri oturalım doğru konuşalım Trabzon Büyükşehir kentin tanıtımını güzel yapıyor. Son Gastronomi Festivali süperdi. İlk kez düzenlendiği için bazı aksaklıklar olmuştur elbette, yemekleri tadacak vatandaşlar yol kenarlarında kaldırım üstlerine talim ettikleri gibi ama önümüzdeki seneler muhakkak bu eksiklikleri not etmiştir, düzeltirler.
350 Bin kişiye ev sahipliği yapmış 1. Trabzon Gastronomi Festival.
İlk kez denendi çünkü yöremiz yemek kültüründe epeyce gerilerde. Bir Hatay mutfağı bir Antep mutfağı hatta bir Ege mutfağına ulaşmamız elbette zor ama uzak değil.

Gastronomide en üst ülkeler İtalya ve Japonya’dır. Onları Türkiye, Meksika, Tayland, Fransa, Mısır, Yunanistan, Venezuela ve Vietnam izler. Diğer kategorisinde İsveç, Güney Kore, Almanya, İspanya, Avustralya, İngiltere, Brezilya, Çin, ABD gibi ülkeler izler. Görüldüğü gibi Türk mutfağı ilk üçtedir hep. Elbette bunlar mutfağını ihraç edenler, biz o konuda hep geride kalmışızdır.
Trabzon’daki festivalde Karadeniz yemek kültürünün en iyi örneklerini sergilediler, her bir firmaya teşekkürler.
Ama bana dünyanın en güzel mutfağı neresidir diye sorsanız alacağınız cevap “deniz”dir.
“Denizden babam çıksa yerim” diyen ilk kişi kim bilmiyorum ama gerçekten bence dünyanın en iyi tespitlerinden birini yaptığı için kendisini ayakta alkışlıyorum.
Şaka bir tarafa, Trabzon Gastronomi Festivali’ni düzenleyen başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm katkı verenleri kutluyorum.
Emine Hanım “lokmaları küçültün” demişti, siz ona bakmayın…
SALAH’A TÜRK VATANDAŞLIĞI…
Mısırlı gazeteci Mohamed Al-Kaoud, Trabzonspor’un bu sene renklerine kattığı dünya yıldızı Muhammed Salah’a eşi ve üç çocuğuyla birlikte Türk vatandaşlığı verileceğini iddia etmiş.
Araklı Belediye Başkanımızın teklif ettiği arazi, yayladaki oturduğu taşı ziyaretgâh yapan Büyükşehir Belediyesinden hatta Salah’ın ismini oturduğu mahalleye verecek Yomra Belediye Başkanından bile daha mühim bir şey bu.
Ama bence haberde bir yanlışlık var. Çünkü Devlet Üstün Hizmet Madalyası 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanununa göre sadece Türk vatandaşlara verilebiliyor ve kararı Cumhurbaşkanı belirliyor. Ha Türk vatandaşı olmayan birine verir mi Reis onu da bilemiyorum artık.
Muhammed Salah Mısır vatandaşı olduğu için mevzuata uymaz derim ben.

Verecekseniz, eğer doğruysa bu haber Türkiye Cumhuriyeti Liyakat Nişanı verin Salah’a.
Hazır konu nişaneden falan açılmışken bence Devlet Üstün Hizmet Madalyası’nı Emre Tezmen’e verin, yazık üzülüyorum adama ayrıca. AKP’nin 24 yılda veremediği zararı adam 10 ayda verdi, hem milyarlarca dolarlık zarar açtı devlete hem de içeri tıktınız adamı. Ayıp…
Ya da Fatma Betül’e verin, Salah’a yatmayın…
BÜLENT ARINÇ: HARAMA EL UZATMADIM, DEMİŞ…
AKP’nin kurucu önderlerinden Arınç, “50 yıllık siyasi hayatında hiçbir akçeli işe bulaşmadığını ve hiçbir harama el uzatmadığını” söylemiş. “25 yıl avukatlık yaptığını” da hatırlatan Bülent Arınç “Ben 100 bin doları bir arada görmedim” demiş.
“Siyaset zenginleşme yeri değil, millete hizmet yeridir” falan de eklemiş sözlerine.
Biz böyle değildik diyor Hazret sanırım, suça ortak olmuyor…

Ey Arınç, sen değil miydin Türk ordusunun en gizli planlarının bulunduğu “kozmik oda” ya girildiğinde “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyen?
Bir taraftan AKP’nin mevcut durumunu eleştir bir taraftan da ne iyi yaptım da AKP’li oldum ve destekledim de, biz de yiyelim ama artık at terli.
Savunduğun siyasi oluşum insanları siyasi gerekçelerle hapislerde çürüten bir zihniyet, işçinin emekçinin hakkına TÜİK ile çöken bir zihniyet Sayın Arınç.
Sen şimdi ne kadar Müslümanım desen, ahlaklıyım desen bizde karşılığın yok bilesin.
Sende kötü bir insansın Bülent Arınç ve bende öyle anılacaksın…