Bazen böyle olur. Dilimize damağımıza iyice sinen, söylerken gözlerimizin içi gülen… Ses tonumuza yansıyan…
Mimiklerimize...
Soğuk bir rüzgâr esti sanki...
Toz bulutları taşıdı bilmem hangi mahfillerden…
Sonra!
Bir baktık ki o yerlere göklere sığdıramadığımız kelimenin yerinde yeller esiyor.
Toz duman…
Haram zıkkım…
Ve…
Bir süre bizleri oyalayacak kirli kelimemiz hayırlı olsun!
“Ahbap!”
Gerçi “ahbap çavuş ilişkisi” de ortada…
Kayırmacı ilişki türünün önde gideni…
Tek başına şahane bir şeyken…
“Sevilip sayılan kimse”nin yerine geçerken…
Bundan sonra biraz zor dökülür dilimizden…
***
Tuhaf bir toplumuz!
İşin ilginç yanı bizler bu sanatçıya(!) “Türkiye’nin en çok güvenilen ünlüsü ödülü”nü” üst üste altıncı kez vermişiz.
Hem de zaman zaman sırf ironi olsun diye içinden geçenleri paylaştığı, “Bana fazla güvenmeyin, her an satarım hepinizi” dediği halde…
Cılız da olsa “yapmayın etmeyin, bu, öyle biri değil” sesleri çıkmış ama duyabilene aşk olsun.
Para su gibi akmış hesaba…
Deprem evleri, konteyner ve çadır konusu bir kenara bırakılmış…
Gezmeler tozmalar, kumar tutkusu…
Borsa işlemleri, derneğe ait çek/senetleri kendi borcuna teminat göstermeler…
Ve daha neler neler?
Dedim ya “tuhaf bir toplumuz”…
***
Şimdi kime güvenecek insanımız?
Özellikle sosyologlar için en derininden bir konu çünkü.
“Unutma” hastalığımız da olmasa hemen herkesi “potansiyel hırsız” gözüyle görmek işten bile değil.
Ağzından bal mı damlıyor?
Eli ayağı, yüzü gözü düzgün mü?
Yaptıkları da ortada...
Fakat bundan böyle bizlere kırk kere ölçüp bir kez biçmek düşer.
Yoğurdu üfleyerek yemek...
Bu, bize iyi bir ders olabilir.
Kandırmak, soymak isteyenlere karşı bir bariyer.
“Hırsızsavar...”
***
Mersin’de görev yaptığım yıllarda da şehrin gündemindeydi Haluk Levent…
Yerel basında daha çok kültür ve turizm yazıları yazdığımdan…
Kanal33 televizyonunda haftalık Bİ BÜNYA MERSİN programında da görev alanımla ilgili konuları ekrana taşımaya çalıştığımdan dolayı ilgisiz kalmıştım!
Fakat Mersin yerel basınının güçlü kalemlerinden Harun Arslan zaman zaman hatırlatmış, hesabını da sormaya çalışmıştı.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Macit ÖZCAN döneminde tüm konserlerle şenliklerde sahne alan, kendisinden “kadrolu şarkıcı” diye bahsedilen Haluk Levent’e ödenen parayı sorguladığını fakat cevap alamadığını dile getirmişti 15 Temmuz 2026 tarihli “Haluk Levent ve Mersin” başlıklı köşe yazısında…
Sözleşmeli danışmanlık yapıp yapmadığını, maaş alıp almadığını da sormuş…
Yine cevap yok!
***
Tuz koktu…
Sonunda bu da oldu.
“Türkiye’nin En Güvenilen Ünlüsü” de soydu bizi…
Hani bir başkası çarpsa anlar insan!
“Akıllanmıyoruz” diyenler bir kez daha haklı çıktı.
“Okumuyoruz” diyenler de…
Sülün Osman’dan Kastelli’ye, Yahya Demirel’e, Jet Fadıl’a, Selçuk Parsadan’a ve Tosuncuk’a uzanan listenin bir ucunda görebilirdik Haluk Levent’i…
Keşke sosyal medyaya baksaydık!
Google’a sorsaydık!
Onca para, mal mülk, gözler kapalı şekilde teslim edilmezdi.
İzmir Marşı ile gelip başköşeye kurulamazdı kumarbaz.