1 Kasım’dan sonra Başkanlık, terör ve dokunulmazlık konularını konuşuyoruz.
 
Terör ve dokunulmazlık meselesi birbiriyle ilintili.
 
Dokunulmazlık meselesi çözüldüğünde başkanlıkla ilgili yeni bir gündem olması kuşkusuz.
 
Öyle bekleniyor ki meclisin tatile girmesinin ardından Kasım sonrası başkanlık referandumu gerçekleştirilebilir.
 
Tabi MHP’de olağanüstü kurultay süreci de bu noktada takip edilecek. Süreç biraz da ona göre işleyecek.
 
Dokunulmazlığın kaldırılmasında haklı gerekçeler var.
 
Türkiye’de her gün şehit cenazeleri kalkarken milletvekilleri hangi cüretle terörist cenazelerine katılabiliyorlar?
 
Çözüm süreci, milli kardeşlik ve bütünlük diye açılım kuran AK Parti yanlışlardan geri adım attı.
 
Türkiye’nin bu pespayeliğe göz yumması beklenemez.
 
Ülkenin metropollerinde bombalar patlarken HDP’liler bu kadar rahat olmamalılar.
 
Terörün tırmanmasının tetikleyicilerinden biri de HDP’liler.
 
PKK’ya teslim olmuş durumdalar.
 
Değil miydi bu HDP Türkiyelileşecek diye ortaya çıkan.
 
Dokunulmazlıklar meselesine dönecek olursak, Adalet Bakanlığı 15 Haziran'da iki muhalefet lideri hakkındaki 11 dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.
 
Öncelikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş aleyhine toplam 11 dosya var.
 
Devamında toplam 787 dosya var 148 vekil aleyhine.
 
HDP’li Figen Yüksekdağ’ın evinin arandığını da yazalım.
 
Türkiye siyasette yeni bir döneme giriyor.
 
Dokunulmazlıklar çok konuda taşları yerinden oynatacak.
 
CHP Lideri dokunulmazlıklar tasarısına meydan okusa da partisi içinden konuyu AYM’ye taşıyanlar var.
 
Muhalefette kırılmalar olabilir.
 
Türkiye siyasetini yaz sıcağı sonrası yeni bir dönem bekliyor.
 
MHP’de kritik tarih 19 Haziran tüzük kurultayı ve 10-17 Temmuz kongresi.
 
AK Parti’de Binali Yıldırım’ın başbakanlığı sonrası ciddi bir koordinasyon var.
 
Cumhurbaşkanı daha rahat hareket ediyor. Siyaset onun dokunuşlarıyla şekilleniyor.
 
Muhalefet buna ne kadar direnebilir?
 
Erdoğan bugüne kadar hemen hemen tüm istediklerini elde etti.
 
CHP kanadında iş o noktaya geldi ki Kılıçdaroğlu artık ‘kan akıtmadan olmaz’ noktasına geldi.
 
Bunlar gerginlikten öte anlam ifade eden sözler değil.
 
Dün CHP İl Başkanını ağırladık.
 
Turgay Güngör, CHP bu yaz kendini daha iyi anlatacak dedi.
 
Basına yüklendi.
 
CHP basında olmalı dedik.
 
Tayyip Erdoğan hem medyasını kurdu hem de patronları bir şekilde kontrol altına aldı.
 
CHP’nin bir iş bankası haraket alanı vardı.
 
O da kısıtlandı.