96 İstanbul’da yapılan HABİTAT II yani Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı’na katılan biri olarak dönüşte Trabzon ayağında “Çevre Meclisi” kurmuştuk. Yönetmeliğini bizzat kendimin ve KTÜ’deki uzman hocalarımızın da yaptığı Trabzon Çevre Meclisi Yürütme Kurulu’nu Trabzon STK’ları arasından Genel Kurul ile seçmiştik.
Trabzon’daki tüm Sivil Toplum Kuruluşlarına duyuru yaptık, tek tek dolanıp kendilerini Genel Kurula çağırdık. Valilik alt toplantı salonunu aldık ve ilk Genel Kurulu orada yaptık. Yönetmelik kuruldan tek tek madde madde uzun tartışmalarla onaylandı. Genel Kurulun son bölümünde Yürütme Kurulu seçimi vardı, tek liste çıktı ve onaylandı.

8 kişilik Yürütme Kurulu’nun haricinde 3 kişilik de kamu kurum ve kuruluşları temsilcisi kontenjanı ayrılmıştı. Yazı ile Trabzon Valiliğinden, Trabzon Belediyesi’nden ve KTÜ’den ilgili üyeler istenmişti. Trabzon Valiliği İl Çevre Müdürü Muhammet Mazlum’u, Trabzon Belediyesi Çevreden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Osman Karagüzel’i ve KTÜ ise iki Profesör görevlendirdi. Biri Prof. Dr. Burhan Sadıklar diğeri Prof. Dr. Mehmet Tüfekçi. (o zaman her ikisi de Doç. Dr. İdiler, zaman içerisinde önce Burhan Hoca sonra da Tüfekçi Hoca Prof. oldu)
Yürütme Kurulunda hatırladığım kadarı ile Mimarlar Odası adına Bekir Gerçek, TTSO adına Genel Sekreter Hakan Gürhan, Trabzon Barosu adına Av. Sibel Suiçmez seçildi. Muhtarlar Derneği adına ben Gürsel Gençsoy, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti adına Osman Çavuşoğlu, sendikalardan adını şimdi unuttum bir arkadaş, Halk ayağında Faroz Balıkçı Kooperatifinin 50 yıl başkanlığını yapmış rahmetli Muzaffer Bozali amca, Makine Mühendisler Odası Başkanı Ayhan Sürmen vardı.
97’de resmen kurulduk, yönetmeliğe göre bu kurulun başkanı yok sadece yürütücülüğü ve organizasyonu Genel Sekretere bırakılmış, ilk Genel Sekreter Av. Sibel Suiçmez oldu. 99 seçimlerinde Sibel Hanım DSP’den Belediye Başkan adayı gösterilince Genel Sekreterliği 2004’e kadar ben üstlendim…
TÇM NELER YAPTI?
Trabzon Çevre Meclisi kuruluşu 97’den son 2004 senesine kadar Trabzon ve çevresindeki tüm çevresel konulara müdahale etti, uzman kadrosu ile çözüm önerileri sundu.
Mesela, Samsun-Sarp Bölünmüş Otoyolu konusunda çevresel önemlere dikkat edilmesi için çalmadık kapı bırakmadı.
Çamlıhemşin bölgesindeki Fırtına Vadisi’nde yapılacak olan ve doğanın dengesi bozacak onlarca HES için Derelerin Kardeşliği platformuna destek verdi, toplantılarına katıldı, Trabzon İdare Mahkemesindeki davalarına taraf olarak katıldı.

Galyan Projesi için bizzat projenin açılışında “Yetmez ama Evet” dedi, Başbakan o tarihler Mesut Yılmaz ve Atasu Projesini Mehmet Cengiz’in Cengiz İnşaatı yapıyor, açtık pankartı bir ucundan rahmetli Muzaffer amca tutuyor, biz ucundan benim oğlan Arda. Pankartı Mesut Bey görmüş, aldı yanına DSİ Genel Müdürünü ve firma yetkilisi Mehmet Cengiz’i geldi yanımıza “bu ne?” dedi, “anlamadım”… Bizde kendisine önce pankartı tutanların 7 yaşındaki Arda ve 77 yaşındaki Muzaffer Amca olduğunu bununda kendilerine “7’den 77’ye” mesajı verdiğini, bu projenin arkasında olduğumuzu ama projenin eksik olduğunu söyledik. Hâlihazır projede baraja gelen suyun debisini yumuşatacak kanallarının olmadığını bu durum ile hizmetteki Atasu Projesinden bir farkı olmadığını söyledik ve uzmanlarımızın yaptığı yenileşme projelerini Başbakan Mesut Yılmaz’a sunduk. (Sunduklarımız dikkate alındı mı, elbette hayır!)
Bugün bile Galyan Projesi eksik yapılmış bir projedir. Alelacele Cengiz’e bitirtilmiştir, ne çevre düzeni ne de projedeki yapım ayakları yoktur.
Söylediklerimiz, uyarılarımız havada kaldı yani…
TÇM’NİN KARAYOLLARI AYAĞI…
Trabzon Çevre Meclisi’nin “Karayolları ve Çevre” kozası muhteşem çalışıyordu. O dönem Samsun-Sarp Bölünmüş Yolu için Samsun’da, Ordu’da, Giresun’da ve Rize-Artvin bölgesindeki tüm halk toplantılarına katıldık.
Koza sözcülerimiz gazeteci rahmetli Ahmet Şefik Mollamehmet ve karayolları konusunda uzman, bilirkişi Prof. Dr. Fazıl Çelik hoca idi. O dönem Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu, kendi döneminde Samsun-Sarp yolunu Sinop’a uzatmıştı oradaki toplantıya bile katılmıştık…
Sahil şeridindeki tüm belediyeleri tek tek dolandık, yapmayın etmeyin sahilini otomobil ve petrol severlere kurban etmeyin dedik. Müsait yerlerde deniz dolgusu ile değil mevcut yolun genişletilmesi ile sahil yoluna imkân tanıyın dedik.

Sadece Ordu Belediyesi kısmen de olsa buna uydu, sahilini bir avuç çevre tanımaza heba etmedi. Hiç unutmuyorum o tarihler bizim Araklı Belediye Başkanımıza gitmiştik, elimden bir şey gelmiyor demişti, Karayolları bile “bir metre asfalt alamazsın bundan böyle” diye kendilerini tehdit ettiğini ve zorla da olsa Araklı Belediye Meclisinden geçirdiklerini söylemişti.
Sürmene Belediye Başkanı o dönemler RP’den Cemalettin Aksoy diye biri, bizi muhteşem karşıladı dinledi. Ve asla deniz dolgusuna geçit vermeyeceğinin sözünü verdi.
Ertesi gün Yürütme Kurulu toplantısında Cemalettin Beyin sıcak görüşlerini aktardık üyelere, Trabzon İl Çevre Müdürü Muhammet Mazlum itiraz etti. Çantasından bir dilekçe çıkardı önümüze attı. Bize 1 metre dolgu istemiyorum diyen Sürmene belediye başkanı Aksoy meğerse Valilik İl Çevre Müdürlüğü’ne “bu dolgu yetmiyor, biraz daha doldurun Sürmene’yi” diye dilekçe vermiş!
Üstte dediğim gibi Karadeniz’de Ordu kenti haricinde ayakta dik duran başka kent olmadı.
Tüm belediyeler “doldur-boşalt-bağ yap” dediler…
MEYDAN KÖPRÜLÜ KAVŞAK İÇİN TÇM…
O dönem Trabzon Belediye Başkanı benim tertip Asım Aykan, Bayındırlık Bakanı Koray Aydın, Trabzon Valisi Adil Yazar.
Meydan’da şimdi yıkılacak diye bayram ettiğimiz, Trabzon’un siluetini toptan bozan köprülü kavşak konusu Trabzon Belediyesi meclis gündemine geldiğini haber aldık. Önce koştuk Asım Efendiye “Yapmayın, etmeyin, 4 bin yıllık tarihi kentin ortasına bu ucube yapıyı sokmayın” dedik. “Bende sizle aynı kafadayım ama Valilik bastırıyor. Bu karar geçecek meclisten, birde Valiye gidin benim elimden bir şey gelmiyor” diye bizi Valiye postaladı. Gittik Adil Yazar’dan randevu aldık, dinledi bizi. Hatta Trabzon Çevre Meclisi “Karayolları ve Çevre” komisyonu üyelerinden Prof. Dr. Fazıl Çelik KTÜ’de burası için çizdirdiği 3 projeyi Valinin masasına koyduk. Yanlış hatırlamıyorsam bir proje “ışıklı kavşak” projesi idi, ikincisi “kontrollü döner kavşak” (Ayasofya altına yapılan) bir diğeri de “hemzemin geçit” projesi idi. Hatta çizimi yok ama “alt geçit” bile yapılabilir dedik burası için İl Valisi Adil Yazar’a.
Dinledi, “kaval Ankara’da” dedi “biz burada zurnanın son deliği”…

Koray Bey işaret edilince onun siyasi ayağı ile kendisine ulaşmaya çalıştık, o dönemler Koray Beyin astığı astık kestiği kestik. Bakanlığa kadar sesimiz yetmedi, meğerse ihale edilmiş.
Ben alelacele avukat aracılığı ile İdari Mahkemeye dava açtım, engelleyebilme adına yürütmeyi durdurma talebi ile. Daha önce de yazmıştım ilgili mahkeme Meydan Köprülü Kavşağı’nı inşaatının bitmesinden 3 sene sonra karar verdi, dava reddedildi! Davanın reddedilme gerekçesi ise muhteşemdi; Dava dilekçesinin altında imzası bulunan “Gürsel Gençsoy- İskenderpaşa Mahallesi Muhtarı”nın kendi mahalle hudutlarını kapsamadığından davanın reddine…
Gülmeyin, aynen böyle oldu.
Şimdi uğraşıyorlar yaptıkları ucubeyi yıkmak için…
TÇM’NİN “KARA” GÜZELİ…
Ben onun siyasi görüşünden çok çevresel duruşunu sevmiştim.
Osman Karagüzel’den bahsediyorum.
Tertibim Asım Efendi ona Belediye Başkan Yardımcısı kadrosunu hiç tereddüt etmeden vermişti, yıllarca çevreden sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yaptı. Biz 2004’de göreve geldik, Belediye Başkanı seçilen Volkan Bey de aynı oluşum Trabzon Çevre Meclisi’nin “Kültür, Sanat ve Çevre” komisyon sözcülerinden biri. Osman Karagüzel’de Trabzon Çevre Meclisi Yürütme Kurulu üyesi. Bir müddet çalıştık Osman Bey ile ama sonra Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yatay geçiş ile gitti, epeydir kendisi ile görüşmüyoruz sosyal medya arkadaşlığı hariç…
Bir gece aradı “Gürsel Bey, Meydan’da Âşıklar Parkı alt geçişinde bir palmiye ağacı var, zorla kesilirken kurtarmıştık. Onu yol üzerinde bıraktırmıştık ama Karayolları bunu ortadan kaldırmak için köklerini açıkta bırakmış, kurutuyorlar. O palmiyeyi kurtarmak zorundayız.” Gece gece kalktık gittik, Osman Beyde kendine bağlı Trabzon Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü (Müdür o dönem yanlış hatırlamıyorsan Fatih Erol’du) personelini sabaha kadar çalıştırdı. Palmiye etrafını duvar ile çevirdik, zemine toprak ve toprak içine de ağacı besleyecek vitaminleri doldurduk. Palmiye kurtuldu…

Bir gün yine aradı “Gürsel Bey, Boztepe yolu üzerinde (şimdinin Osmanlı Camii önünden) Ahi Evren Camiine kadar yolun sağ tarafındaki ağaçları Tedaş ekipleri kesiyor!” Koştuk gittik. Gerçekten Elektrik idaresinin ekipleri, ayaklı araç kabini ile elinde testere vermişler bir görevliye, ağacın tellere değen yerlerini kesiyor. Yol üstündeki bütün ağaçlara uygulanıyor bu işlem. Müdahale ettik, ekip çağırdık, yapmayın etmeyin yalvardık biraz insafa geldiler bıraktılar. Gittim o zaman Karadeniz’deki köşemde “Magandalar…” başlığı ile bir yazı yazdım, iğne yapraklı ağaçların bir bölümünü keserseniz tüm ağaç çürür dedim. Tedaş Müdürü tarafından mahkemeye verildim. Meğerse müdürlüğün böyle bir görevi varmış, elektrik akımını etkilemesin diye yol üstündeki ağaçları kesme yetkileri varmış. Gittik Müdüre özür diledik, davayı geri çekti.
Cudibey bahçesindeki ağaçları da Osman Karagüzel’le kurtarmıştık, Karayolları Bölge Müdürü o dönem Ferit Öztürk. Oturduk karşısına onu ağaçların kesilmemesi için ikna ettik, elbette Karagüzel yardımı ile.
Trabzon ve çevresine çevre bilinci aşkı ile hizmet eden Osman Karagüzel’i siyasi düşüncesi haricinde değerlendirmek istedim bugün…
MUZAFFER EMİCE VE TÇM…
Hayatımda tanıdığım en çevreci insanlardan biri idi Muzaffer (Bozali) Emice.
Elli yılı aşkın Faroz Balıkçılarının Kooperatif başkanlığını yapmıştı, faal balıkçı sektöründeki tüm gelişmeleri hatta çözümleri dâhil tüm sorunları bilirdi. Biz o dönem Trabzon Çevre Meclisi olarak Muzaffer Emice’den müthiş yararlanmıştık. Hemen hatırlatayım ondan sonra görevi devralan Ahmet Mutlu kardeşimde konunun önemli isimlerindendir.
Halk kontenjanından Aga Muzaffer Emice Çevre Meclisi Yönetim Kuruluna seçilmişti.
Bugün diğer yazıda anlattığım gibi “7’den 77’ye pankartı” fikir babası olmuştu, pankartın bir kenarını 77 yaşında o tutmuştu diğerini 7 yaşındaki Arda…

Ordu’da bir çevre toplatısına katıldık, Çevre Bakanı yanılmıyorsam Fevzi Aytekin. Kürsüde atıp tutuyor Bakan, Muzaffer Emice söz istiyor ısrarla divandan. Bakan sözlerini bitirdi, divan başkanı toplantıya ara verecek Muzaffer Emice ayağa kalktı “Beni dinlemeden nereye?” dedi. Salon buz kesti. Mecburen söz verdiler Muzaffer Emiceye. Bir konuşmaya başladı, salon ayakta alkışlıyor. Bakan Muzaffer Emiceye konuşma sonrası “akşam mutlaka beraber yemek yiyeceğiz, sakın bir yere kaybolmayın” dedi. Akşam Bakan için verilen resepsiyona katıldık, Muzaffer Emice gecenin yıldızı idi. hatta bir ara elinde cep telefonu ile yanına yaklaşan Çevre Bakanını bir tersledi, herkes şaşkın bakıyor. Bakan cep telefonunu kapattı Muzaffer Emiceye bakıyor “Yahu kardeşim, benim kalp pilim var. Cep telefonu ile yaklaşamazsın bana” deyince kopmuştuk gülüşmeden…
Onu da hazır bugün Trabzon Çevre Meclisi konu ettik, analım istedim.
Işıklar içinde ol, yüce çevre yürekli Muzaffer Emice…
TÇM’NİN KTÜ AYAĞI…
Biz Trabzon Çevre Meclisi’ni kurduğumuzda KTÜ Rektörü Prof. Dr. Türkay Tüdeş idi. Kısa bir müddet de son yıl İbrahim Özen Beyle çalıştık. Her ikisinden de müthiş bir destek görmüştük, yönetmelik gereği Yürütme Kurulu’n da KTÜ temsilcisi olması gerekiyordu. Yazı ile başvurduk Tüdeş döneminde üniversiteye, bir kişiyi görevlendirmesini istedik. O ne yaptı?
İki kişi görevlendirdi, Biri Burhan Sadıklar hocam, diğeri Mehmet Tüfekçi hocam.

Hatta tüm çalışma kollarına bir öğretim elemanı görevlendirmişti Rektör. Mesela Prof. Dr. Fazıl Çelik gibi, Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu gibi… Hizmet ettiğimiz 1997-2004 arasında çok yardım ve katkılarını görmüştük KTÜ’nün.
Şimdiki gibi, içine kapanık ve kente küs değillerdi.
Anladınız siz onu…
TÇM GENEL SEKRETERLİĞİ…
Çevre Meclisi’n de Başkanlık makamı diye bir şey yoktu, yönetmeliğini kaleme alırken yatay düzeni öngörmüştük ve “Genel Sekreterlik” diye bir düzenleyici yöneticilik öngörmüştük.
İlk genel kurulda seçilen Yürütme Kurulu’na Valilik, Belediye ve KTÜ temsilcilerinin de katılımı ile oluşturunca içimizden birini “Genel Sekreter” seçtik. Bu da Av. Sibel Suiçmez oldu.
99 yerel seçimlerinde Sibel Hanım DSP’nin adayı diye gösterilince istifa etti. O dönemler böyle bir gelenek vardı, zorunlu değillerdi ama bir yere adaysan diğer görevlerinden istifa ederdin, Sibel Hanım da öyle yaptı istifa etti. Yürütme Kurulu yeniden bir Genel Sekreter seçti. O da ben, Gürsel Gençsoy oldu.

99 seçimlerini kaybeden Sibel Hanım bir müddet sonra Trabzon Çevre Meclisi Yürütme Kurulu’na ilgili Baro tarafından tekrar gönderildi ama bendeniz kendisine Genel Sekreterliği devretmedim! Yürütme Kurulundaki 11 kişinin on biri de ayrı partidendi ama ortak davamız çevre idi. Siyasete bir kez bile bulaşmış olan Sibel Hanımda konuyu çok önemsemedi, düz üyelikte devam etti. Ben 2004’e kadar Genel Sekreterliği devam ettirdim.
Kurucu Genel Sekreter Sibel Hanım, son Genel Sekreter de ben oldum yani…
TÇM KURULLARI…
97’de kolları çevre için sıvadığımızda süper bir dalga vardı.
Devleti yönetenler müthiş bir biçimde çevreye saldırıyor nerede ise çevrenin, halkın sesi çıkmıyordu. Biz halkın sesi olmuştuk o dönemler. Toplumun dertlerini konu başlığı yapıp kozalar (kurullar) belirlemiştik.
En önemlisi eğitimci okul müdürlerimizden Hayati Şahin hocamızın sözcüsü olduğu “Eğitim ve Çevre” komisyonu idi. Nerede ise bir eğitimci ordusuna sahiptik. Çevre için mahallelerde “Çevre Toplantıları” yapıyorduk. Toplantılara KTÜ’den uzman hocalar getirip halkı aydınlatıyorduk. Valilik el vermiş, eğitimcileri Zigana’da Eğitim Seminerlerine tabi tutmuştuk. O çevre eğitimi alan öğretmenler görev yaptığı okullarda bir çevre ordusu kurmuştu.

“Kültür Turizm ve Çevre” Komisyonu sözcüsü İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Volkan Canalioğlu idi. onunla da Trabzon Çevre Meclisi olarak uyumlu çalışmıştık, Trabzon yerelindeki Kültür varlıklarının korunmasında onun öncülüğünü görmüştük. Hatta Trabzon genelinde yaz aylarında çokça yapılan Yayla Şenliklerinde çevre gönüllüleri gönderiyor, halkın çevreyi kirletmesinin önüne geçiyorduk.
“HES’ler ve Çevre” komisyonunda Fırtına Vadisi’ndeki toplantılarımız, “Atıklar ve Çevre” komisyonu ile Sürmene Kutlular Bölgesindeki halk toplantılarımız, o bölge halkı ile uzman kadroların iknaları dillere destandı. Gerçi bize söz verdikleri gibi Sürmene Kutlular Bölgesine Katı Atık Depolama yapmadı AKP iktidarı, vahşi depolama yaptı, bizi de kullandı ama olsun bizde konunun bir köşesi olduk zamanla…
TRABZON ÇEVRE MECLİSİ YENİDEN KURULABİLİR Mİ?
Tüm belgeleri bilgileri elimizde, her bir çevre konusunu yaşayıp gördük.
1997-2004 arasında kısmen doğanın katliamına engel olmaya çalıştık. 2004 de Volkan Bey ile Trabzon Belediyesinde birlikte görev yaptık. Dönemimizde de kısmen çevre konusunda duyarlı olduk. En önemlisi Trabzon çöpünü Moloz çöplüğüne döküp ardından da “dökmeyi bitirdik, çözdük, tesisimiz yolda” palavraları ile halkı 10 sene kandıran tertibim Asım Efendi’nin sözünü boşa çıkardık ve Trabzon çöpünü 2007’de Sürmene Kutlular Katı Atık Tesisine dökmeye başladık. Sahil yolunun dolgu ile geçen bölümlerinde görev yaptığım 5 sene zarfında tek bir maddeye parmak kaldırmadım, Trabzon Belediye Meclisi’ndeki bu çevresel kararlar hep “oy çokluğu” ile geçmiştir, vicdanım rahat.

Ama şunu bilmek lazım, sen yerelde ne yapıyorsan yap düdük Ankara’da.
Oradan bir plan (rant) projesi geliyor, Karayolları da koyuyor cetveli bir noktadan diğerine bir kesit çizip geçiyor. Karayollarının projelerinde her türlü bedel incelenir ama insan bedeli asla incelenmez! Ben bunu der bunu yaşarım…
Gelelim son noktaya, yeniden Trabzon Çevre Meclisi oluşturulabilir mi?
Ben diyorum ki, oluşturulamaz. AKP istemez böyle bir oluşum, kendine düşman görür.
Gidin örnek için Kent Meclislerine bakın, benim haklı olduğumu göreceksiniz…