CHP Rize’de “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi yapınca ve o miting Reis’in memleketi olunca ve de o Reis’in memleketinde CHP fazlaca ilgi görünce bizim Trabzon AKP İl Başkanlığını almış bir telaş!
İl Başkanı Mumcu bir açıklama yapmış, diyor ki “Temiz, dürüst vatansever CHP’li vatandaşlarımızı tenzih ederek söylüyorum; CHP iyi bir bağırsak temizliğini hak ediyor.”
CHP İl Başkanı Bak’da ona cevap vermiş: “Eğer bu ülkenin bir bağırsak temizliğine ihtiyacı varsa; buna bu ülkenin son 25 yılını talan eden, halkını sömüren ve toplumsal değerlerimizi yok eden AKP’den başlanmalıdır. Aynaya baktığında ‘Dallas’ dizisi görenler; önce sattıkları fabrikalara, talan ettikleri madenlere ve bitirdikleri tarıma baksınlar. Asıl arınması gereken yer halkın yanı değil, memleketin iliklerini kurutan o koltuklarınızdır!”

Evet, bende bu iki İl Başkanına hak veriyorum, Türk milleti bir bağırsak temizlenmesini hak ediyor. Son bir seneyi aşkındır yaşadıklarımız şunu bize gösteriyor, evet ortada bir hırsızlık yolsuzluk rüşvet durumu varsa ülkedeki tüm belediyelere aynı şekilde yaklaşmalı iktidar ve adalet. Kim milletin bir kuruş hakkını yiyorsa çeksin cezasını, umurumda bile değil. Bu iş cadı avına çevrilmemelidir. Mevcut iktidar kendi belediyelerini de araştırsın ve kim ne yanlış yapıyorsa çıksın ortaya.
İşte bak o zaman bağırsak temizliği adam gibi olur.
Biz bunu bekliyoruz AKP hükümetinden, yoksa bizim bağırsak, böbrek, dalak umurumuzda değil. Yeter ki ülke pisliklerinden kurtulsun.
Sayın Sezgin Mumcu’ya bir hatırlatma da da bulunmak isterim, geçmişte Fetocu operasyon çocukları operasyon üzerine operasyon yaparken de senin partililerin zil takıp oynuyordu Mumcu. Hatta senin Bülent Arınç’ın da aynı sözleri söylüyordu gerine gerine. O sözleri söyleyen Arınç’a yine senin partililerince, hemen de birkaç yıl sonra, ‘Manisalı Lawrance’ denmeye başlamıştı hatırlarsan.
Hiç merak etmiyorum, Türkiye’nin asıl bağırsaklarını temizleyeceği günler de gelecek.
O zaman bakacağız bağırsak mı, bağırmasak mı diye…
KENT KONSEYİ ADAM GİBİ ÇALIŞSA…
Hafta başı Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi başladı, başladı ama yine gürültüler, tartışmalar ile başladı.
CHP tarafı söz alarak sokaktan yeni yasa ile toplanan 1750 köpeğin akıbetini soruyor. “Bu hayvanlar nerede?” sorusuna Ahmet Metin Genç bilgisi dâhilinde cevap veriyor. Daha sonra mecliste söz hakkı olmayan hayvan severler söz hakkı istiyor, hali ile Başkan söz vermiyor. Onlarda alkışlarla protesto ederek meclisi terk ediyorlar.

İşte arkadaş ben diyorum ki, bu meclislerde (İl ve İlçelerin) söz hakkına sahip olmayan kişilerin dertlerini, sorunlarını dile getireceği yer Kent Meclisleri, Kent Konseyleridir.
Kent Konseylerinin ana hedefi ‘Ben seçmek değil, ben seçilmek değil, ben benim hakkımda verilen kararlara katılmak istiyorum’ düsturunu toplum tabanında eşdeğer tutmaktır. Kent Konseylerinin çalışma gurupları halkın sorunlarını uzman görüşler ile örtüştürmeli ve yerel meclislere sunmalıdır.
Anlatabildim mi Trabzon Büyükşehir Kent Konseyi ‘fotoğraf sanatçıları’?
Ortahisar Kent Konseyi ‘fotoğraf sanatçıları’?
İşiniz gücünüz Vali ile Belediye Başkanı ile fotoğraf çektirmek değil. Kent için elinizi taşın altına koymanızı bekliyoruz. Hadi bakalım sokak köpekleri ile mesela Büyükşehir Kent Konseyi ne düşünüyor? Mesela Ortahisar Kent Konseyinin Sokak köpekleri ile bir projesi, bir düşüncesi var mı?
Bekliyoruz düşüncelerinizi…
KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR…
Yarın (14 Mayıs) Dünya Çiftçiler Günü. Her yıl tarımsal üretimin önemine dikkat çekmek, sürdürülebilir tarımı teşvik etmek ve çiftçilerin emeğini onurlandırmak amacıyla kutlanır.
Ben bu sene elin çiftçisinin gününü kutluyorum!

Arkadaş, memlekette ne yiyorsak tümü nerde ise ithal ürün olmuş. Yani demem o ki, elin çiftçisinin katkısı, emeği var ülkeye giren her üründe.
“Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bu gün dünya üzerinde olmayacaktık” diyen, “Milli ekonominin temeli tarımdır” diyen, “Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftlikteki çalışma imkânlarını, asri ve iktisadi tedbirlerle en yüksek seviyeye çıkarmalıyız” diyen, “Köylü milletin efendisidir!” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e diyorum ki;
Atam senin bıraktığın çiftçi falan resmen mevcut iktidar tarafından 25 senede sistemli olarak toprağa gömüldü. Ben Fatiha okudum çoktan bizim çiftçiye…
Yine de; alın terinin, emeğin hakkını alabildiği bir dünya dileği ile Dünya Çiftçiler Günü kutlu olsun.
Size demiyorum, ithallere diyorum, sevinmeyin…
TEBRİK ETSEN BİR DERT, ETMESEN BİR DERT
Şimdi bakıyorum sosyal medyaya, şampiyon Amedspor’un Süper Lig’e çıkışını Trabzonspor kutlamamış yer gök inliyor.
Kutlayan KTÜ yönetimine de judocu tekmeyi atıyorlar.
PKK’yı zerre sevmem, liderine en ağır yazıları yazan bir yazarım.

Ama arkadaş Amed, bu ülkenin en güzel şehirlerinden birinin takımı. PKK ile ilgisi asla yok, PKK destekçileri tutuyor olabilir, Abdullah Öcalan da fanatik Galatasaraylı! Bu takımı ötekileştirmek, yok saymak, terör örgütü gibi görmek kimseye fayda getirmez. Kaldı ki bu takım Diyarbakır adı ile yıllarca bu güzel ülkede en üst ligde geçmişte güzelce temsil edildi. Güzel maçlar oynadılar, bizi gelip Avni Aker’de yendiklerinde (1-2) hepimiz ayağa kalkıp alkışladık. Yani yeni gelmediler, geri geldiler.
Futbol bir eğlence, temaşa sanatıdır.
Ben bir Trabzonsporlu olarak Amedspor’a bir kez daha hoş geldin diyorum. Aranızda şu İstanbul takımlarına yarenlik yapanları da bir temizleyin diyorum, bir kısmı kebapçı falan. Temizleyin bak aynı Trabzonspor gibi sağlam, haksızlıklarla mücadele eden bir takım olursunuz.
Yakın zamanda Van, Şanlıurfa, Batman gibi kent takımlarını da Süper Lig de görmek isterim. Bursa, Eskişehir, Adana da var sırada elbette.
Spor her zaman dostluk, kardeşlik ve centilmenlik demektir.
3 ÇOCUK PROJESİ BUHAR OLDU…
“En az 3 çocuk” söyleminin yıllardır tekrarlandığı canım Türkiye’de rakamlar tersini söylüyor. Doğurganlık hızı artık 1,5 da altında…
Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2001’de 2,38 imiş. 2025 de bu rakam 1,40 a gerilemiş. Aynı düşme hızı devam etsin 2035 de toplam doğurganlık hızı resmen 1’in altına inecek.
Söylem ile hayatın gerçekleri arasındaki mesafe istatistik değerlerle bile örtüşmüyor.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz ama bak ülkede adalet yok, kalkınma yok, 3 çocuk bile yok! Sen ne kadar uçuyoruz de, İHA de, SİHA de, millet boğazının derdinde. İnsanlar iş bulamıyor, işi bulan da resmen açlık sınırının bir tık üstünde yaşıyor. Bırakın ev almayı araba almak bile hayal bu ülkede. Bir çocuk doğurursam ona nasıl bir gelecek sağlarım diye düşünüyor yeminle.
Üniversiteyi bitiren insanlar torpilleri yoksa iş bulamıyor ama AKP’li birinin yakını isen sana bütün kapılar açık. Artık AKP’li işadamları bile fabrikalarını yurt dışına taşıyor, çünkü ülkede hukuk yok, adalet yok, yarın senin malına çökülmeyeceğinin garantisi yok.
Tele1’e kayyum atandı arkadaş ve daha dava başlamadan satışa çıkarıldı!
Şimdi varlık barışı kanunu çıkarıyorlar güya insanlar paralarını ülkeye taşıyacaklar. Aklı başında olan birisi asla parasını Türkiye’ye getirmez. Yarın bir KHK ile bu paraların üzerine çökülmeyeceğinin garantisi yok. Benimde param olsa asla getirmem.
Lafı fazla uzatmayalım, kısaca; ilkede ekonomi, hukuk, adalet ayaklar altında olduğu müddetçe kimse çocuk yapmaz Reis.
Umut yok, umut…
ÖZGÜR ÖZEL 2 BELEDİYEYİ SORMUŞ…
O da biliyor CHP’nin Trabzon’da 2,5 belediyesi var. Biri Ortahisar diğeri Yomra. Buçuğu da siz tahmin edin.

CHP lideri Özgür Özel biliyorsunuz geçen Cumartesi Rize’de miting yaptı. CHP teşkilatları onu karşıladı, ağırladı ve uğurladı. Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak temsil ettiği kentin faaliyetlerini Genel Başkana sundu. Özel dinledi ve Ortahisar- Yomra Belediyelerinin faaliyetlerini de sorup öğrendi. Diyeceksiniz ki Trabzon’da 3 belediyesi var CHP’nin, niye 2’sini sordu da Beşikdüzü’nü sormadı? Gerçi görüntüleri tek tek baktım, Beşikdüzü Belediye Başkanı iki günlük karşılama ve yolculama protokolünde yok!
Ben rastlamamış olabilir dedim, sosyal medyaları kurcaladım.
Beşikdüzü’nün CHP’li başkanının yaylada horon videolarını buldum! Meğer Beşikdüzü Belediye Başkanı CHP Genel Başkanı Özgür Özel geldiğinde yaylada horon tutuyordu.
Eeeee… Belediyesine çöp bidonunu bile gidip AKP İl Başkanından isterse (!) olacağı bu.
Yakında bir transferde beklemiyor değilim yani, kıvraklık var gördüm videoda…
PİŞMANIM, HEM DE ÇOK ETKİN…
Türk Ceza Kanununun 168.ci maddesi etkin pişmanlığı açıklamış.
Bence karmakarışık bir düzenleme yapılmış, eğer ilerde bir Anayasa değişikliği gelecekse en önce bu kanun maddesi değiştirilmeli.
Günün anlam ve önemine göre de ben değerlendirme yapayım dedim, üniversitede ilk dönem 8 ders vardı biri Hukuk, 7’sinden kaldım ilk verdiğim ders Hukuk olmuştu. 32 yıllık yazı hayatımda yargılanmadığım mahkeme kalmadı, yazsam sayfalar yetmez. Neyse…

Şimdi günümüzde de çok rastladığımız bazı hukuk olayları oluyor. Adam suçu kabul ediyor, ben suçu şu adamla birlikte işledim diyor. Birlikte işlediğim dediği adam suçu kabul etmiyor, suçu kabul eden serbest bırakılıyor ama reddeden kişi tutuklanıyor!
Suçu kabul eden kişi her halükarda ceza alacak. İtiraf etmesi hafifletici sebep sayılabilir ama ceza alacağı da kesin. Sen ceza alacağı kesin olacağı kişiyi salıveriyorsun, suçlamayı reddeden kişi için resmen masumiyet karinesi geçerlidir, masum olma ihtimali olan kişiyi tutukluyorsun. Dışarı salıverdiğin kişi delil karartmaz mı kardeşim? Suçu işleyen kişi kaçamaz mı bu durumda? Bu adam hapis yatacağını biliyor, hangisinin kaçma şüphesi daha fazla? Veya davanın gidişatını etkilemek için yeni suçlar işleyemez mi salıverdiğin?
Peki, her iki taraf suçu kabul edip birbirini suçlarlarsa ne olacak? İkisi de mi tutuksuz yargılanacak? O zaman tutuklama hangi durumda uygulanacak?
Hadi diyelim yargılama tamamlandı. Suçu kabul edenin suçu ispatlandı ve hüküm giydi ve suçu kabul etmeyenin de suçsuzluğu ortaya çıktı ve beraat etti. Suçu olan aylardır dışardaydı, masum olan ise içerde! Suçlu olanı tutuklayacaksın, masum olanın tutukluluğu ne olacak?
Yakın zamanda yaşadığımız Yenidoğan davasında bile bu olmuş olabilir diyorum.
Sözün özü; Etkin Pişmanlık Yasası bu şekli ile kötüye kullanılabilir, kullanılıyor zaten.
Derhal kaldırılması veya yeniden düzenlenmesi şart…