Onlar eğitimden uzak kalmış ya da farklı dallarda eğitim alarak öğrenmeye devam etmek isteyen yurttaşlarımızın el becerilerini geliştiren, meslek sahibi olmaya özendiren bir branşın öğretmenleri...

Ama unvanları öğretmen değil. Kadroları yoktur. Bu yıldan diğer yıla iş garantileri de yoktur. İzinli olurlar, hasta olurlar, kurslar bir nedenle açılmaz o zaman maaşları da yoktur... Milli Eğitimde USTA ÖĞRETİCİ diye isimleri geçer. Halk Eğitim Müdürlükleri bünyesinde çalışırlar... Emeklilikleri de çoğu zaman hayaldir. Çünkü sigorta primleri tam olarak ödenmez. Öyle ya tatilde, hastalıkta, izinde sigorta primleri doğal olarak ödenemez. Yasa öyle diyor.

Peki bu usta öğreticiler kimdir? Çoğu üniversite mezunudur. Diğer çoğu da yıllarını verdikleri Halk Eğitim Müdürlüklerinde çalışıp gerekli sertifikalarını almış emektar usta öğreticilerdir. Nerde görev yaparlar? Şehir merkezlerinde. Mahallelerde, Köylerde... Peki görev yaptıkları yerler uygun mekânlar mıdır? Şanslı olanlar okulların uygun sınıflarında ders verirler... Her zaman uygun okul bulunmaz özellikle köylerde... Muhtarın çabasına bağlı bir yer bulunur...

Bulunur da sobası yoktur, temin edilecek. Odunu yoktur alınacak. Soba da odun da vardır yakılacak... Usta öğretici kursiyerlerin ders vermek için köyün minibüsüne binip gidip gelecek... Aldığı neki ulaşım ücreti de ödeyecek... Bir de köylerde mahallelerde kursiyerleri araştırıp bulacak, eğitim almaya teşvik ederek sınıfı dolduracak...

Kent merkezlerinde de durum farklı değil. Her mahallenin okulu müsait değildir. Ne yapılır? Bir şekilde donanımı olmayan bir mekân bulunup sınıf açılır... Hadi bunları eğitimci kimliği ve topluma yararlı olma heyecanı ile çalışıp usta öğreticiler başarır. Peki tanımı olmayan,657 D MK ile ilgileri bulunmayan, İş Kanunundaki çalışanlar lehine olan maddelerden yararlanamayan, ücretini çoğu zaman tam alamayan Usta Öğreticilerin beklentileri nelerdir? Ücretli usta öğreticilere net bir statü tanımlanması Memursa 657 DMK kanununa göre iş ve işlemleri yapılmalı. Sözleşmeli çalışma statüsünde iseler iş güvencesine sahip olmaları En önemli sorun tam sigortalı olmayışlarında.

Çalışma süreleri yasayla belirlenip sadece ders ücreti üzerinden ücret verilmemesi. Yasalarda belirtilen memur ve diğer çalışanların haklarına sahip olmaları. Doğum izni ve sosyal hakların tanınması. Görevlendirmelerin adil ve belli kriterler ölçüsünde yapılıp idarecilerin inisiyatifine bırakılmaması... Daha başka maddeler de sıralayabiliriz ama sanırım: Usta öğretici çalışanlar diyorken biz Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışan eğitimciler olarak iş yasalarının neresindeyiz. Memur muyuz, işçimi, sözleşmeli personel miyiz?

Asgari ücret mesela niye bize uygulanmaz? Bu soruların cevabını bekliyorlar? Bir gecede taşeron firmalarda çalışan işçiler kadroya geçirilip her türlü haklara sahip olurken Usta Öğreticilerin bu şartlarda çalışmaya devam etmeleri haksızlık değil mi? Bütün bunları bir kenara bıraktık. Halk Eğitim Kursları sayısı azaltılarak, yeni kurslar açılmayarak mevcut durumlarını bile kaybeden eğitimin bu yetim öğreticilerinin sorunlarını çözmek mümkün değil mi? Eğitimdeki yeri küçümsenemeyecek kadar önemli YAYGIN EĞİTİM daha da güçlendirilmelidir.