Bizim hafız teyzelerimiz vardı. Elifbalar elimizde, annemiz "hadi doğru hafız teyzeye deyip en azından namaz yollarını öğrenmeye" diyerek evden yollardı. Hafız teyzenin evi Aldıkaçtı'nın hemen yukarısındaki Kayalık sokaktaydı.
Hafız teyzenin sokağına dönene kadar peşimizden bakardı annem.
Kolaymı okulumuz Kurtuluş İlkokulunun hemen aşağı tarafinda İdmanocağı'ndan kalma Trabzonspor kulübünün Ziyabey sahası vardı.
Yokuşu çıkmak yerine sokağın hemen başına indin mi Ziya Bey sahası karşınızdaydı.
Kaçıp top oynamaya gitme ihtimaline karşılık iyi bir önlemdi rahmetli annemin yaptığı.

Hafız teyze herzamanki yerinde elinde tesbihi ile oturuyor.Bizler karşısına dizilmiş okuldan boş kalan zamanlarımızda kuran okumayı öğrenmeye çalışıyorduk.
Hafız teyze bayağı yaşlı idi.
Buna rağmen 10/15 kişilik çocuk ogrenciyi iyi idare ediyordu.
Yanında bir ince çubuk duruyordu. Ama o çubuk hiç bir zaman düşündüğümüz görevi yerine getirmedi.
Orda hemen hafız teyzenin yanıbaşında durması yetiyordu.
Durduk yerde kıpırdaşmalarımızda hafız teyzenin eli değneğe gidince biz sakinleşir,değnek de yerinden kalkmadan disiplini sağlamış olurdu.
Beş altı yaşlarında kız erkek mahallenin çocukları olarak "namaz kılacak ,dinimizin ana hatlarını öğrenecek kadar" bilgilendik.Ayetleri duaları ezberledik.

Sonrasında annem dediki hafız teyze çok hasta,artık ders veremeyecek...Ve mahalle kültürünü yaşatan son temsilcileri olan hafız teyzemizden aldığımız egitim sona ermiş oldu.
Eski mahallelerde sadece hafız teyzeler mi vardı?
Mahalle terzileri her genç kızın rüyası Zetina dikiş makinesinde giysi dikerdi konu komşuya.
Yemeğinin lezzetini mahallede duymayan hanımefendiler mi,oğlu olan annelere kız tavsiye eden mi, her problemi çözmeye gönüllü olduğu için muhtar diye anılan mı ararsın...
Sünnet,nişan,düğün,mevlit gibi önemli günleri organize etmede becerikli hanımefendiler de herkese yardımcı olurlardı.
Ramazanda beraber yufkalar açılır mevsiminde birlikte turşular kurulur,zamanında hamsiler ayıklanıp tuzlanır.
Palamutlar,tirsiler de vakti gelince yine birlikte temizlenip bidonlara basılırdı...
Yufka,evinin bahçesi uygun olan komşuda beraberce pişirilirken ateşin karşısında yorulmazdı teyzeler.
Herbirinin görevi paylaşılmıştı.
Kimi hamur yoğurucu kimi açıcı kimi pişirici kimi de ateş yakıcı idi.
Biz çocuklar mı?Daha saçın uzerinde henüz pişen yufkaları çalıp çalıp kaçmaktan başka da bir işimiz yoktu.
O arada yufkayı kapıp kaçmaya çalışırken kafamıza oklavayı yemek de sıradan bir işti.
Fındık ayı gelende mahalle sakinleşir.
Fındığın dalda kalacak hali yok ya,rutbesine makamına,zenginliğine fakirliğine bakılmaksızın bu ayda herkes köye çıkar.
Fındık toplanıp harmanda kurtulup çuvallanana kadar köyde kalınır.
Okul zamanı geldiğinde mahalle yine eski şenliğine kavuşurdu.
Düğün dernek çoğu zaman sokaklarda yapılırken mahalleden gelin gidiyorsa komşulara bir hüzün çökerdiki...
O gözü yaşlı teyzeleri bir de mahalleye gelin geldiginde görseniz.
Şen şakrak hayırlı olsun kutlamaları sokağı hareketlendirirdi.
Mevsimine göre her tür meyvenin yetiştiği bahçeler vardı.

Kışa hazırlık sadece balık tuzlamakla olmazdı.Reçel de sofralarımızın vazgeçilmez lezzeti idi.
Becerikli teyzelerimiz,anneler ve de ablalarımız henüz marketlerin olmadığı reçel gibi yiyeceklerin raflarda yerini almadığı bir dönemde kahvaltılıkları hazırlardılar.
Pişirilen reçelin hangi meyveden yapıldığını daha sokağın başına geldiğimizde o nefis kokularından anlardık.
İncir ve Amasya eriği reçeline o dönemlerde rağbet fazlaydı.
Ve bu meyveler hemen herkesin bahçesinde vardı.
Şimdi?
Şimdilerde adına sosyalleşememek,hiçbir şeyden mutlu olamamak,içine kapanıp dış tesirlerin de yardımı ve teşvikiyle durgun,asosyal,hastalıklı ,gerçek dünyadan habersiz çocukların gerçekleştirdiği eylemleri konuşur olduk.
Oysaki bizim moralsizligimiz,itirazımız annemizin bir terlik firlatışına kadar sürerdi.
Ve büyüklerimiz böyle hallerde "edebsizligin adı oldu moralsizlik " derdiler.
Ve bizim nesil mahallenin teyzelerinin ekmeğini bir koşuda alıp
aferinle mutlu olan,
ve aynı teyze ve amcaların bayram harçlığı ile Uzunsokak'ta gezinirken kaldırımlara serilmis eski baskı ikinci el kitaplara da ayrıca ilgi duyan bir nesildi.