Yıl 1926. Cumhuriyet kurulalı henüz üç yıl olmuş. Yepyeni bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti... Balkanlar, Kafkaslar, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Yemen, Sarıkamış Rus Savaşları, Canakkale harbi...İsgaller...

Kısaca 1.Dunya Savaşı yeni bitmiş...

Ve Son Türk Devleti Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış...

Yeni bir diriliş, silkeniş, mücadele başlamış Anadolu'da...

1923 te İstiklal Savaşı sonrası yeni bir devletimiz daha tarih sahnesine çıktı...

Türkiye Cumhuriyeti,yeniden kurulan dünyadaki yerini pekiştirmek ve dünyaya ticari, ekonomik ve kültürel olarak kendini tanıtmak ihtiyacını hisseder.

Tarım ürünlerimiz, tütün, fındık fıstık, her türlü meyve, el sanatlarını, topraklarımızda çıkan maden örnekleri, anadolu'nun folklorik zenginliklerini tanıtmak amacıyla oluşturulan konsept bir gemiyle Avrupa turuna çıkmak üzere hazırlanıyordu.

Geminin ismi Karadeniz'di.

Gemi adeta yüzen bir fuar gibiydi. İçinde:

Türk halıları, kumaşlar, el sanatları

Tarım ve

Sanayi ürünleri

Türkiye’yi tanıtan fotoğraflar ve maketler

sergileniyordu.

Ayrıca gemide:

Sanatçılar

Müzisyenler

Halk oyunları ekipleri

bulunarak gittiği limanlarda gösteriler düzenliyordu.

Horonlar oynanıyordu.

Gemide ayrıca sanatçılar ve kültür insanları da vardı.

Bu girişim Kültürel Diplomasi'nin en anlamlı ve dikkat çekici etkinliklerinden biri idi.

Cumhuriyetin ilanından sonra, Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde Türkiye, Batı dünyasına yeni ve modern bir devlet olarak kaynaklarının ve kültürünün zenginliğini,tarihini sergilemek istiyordu.

Bu kapsamda:

Ekonomik ürünleri tanıtmak

Türk kültürünü göstermek

Ticari bağlantılar kurmak

Türkiye’nin imajını güçlendirmek

amaçlandı.

Karadeniz Tanıtım Gemisi sırayla

Cezayir (Bona) - Kömür ikmali

Barselona (İspanya)

Le Havre (Fransa)

Londra (İngiltere)

Amsterdam (Hollanda)

Hamburg (Almanya)

Stokholm (İsveç)

Helsinki (Finlandiya)

Leningrad (SSCB/Rusya)

Danzig (Polonya)

Gdynia (Polonya)

Kopenhag (Danimarka)

Anvers (Belçika)

Marsilya (Fransa)

Cenova (İtalya)

Napoli (İtalya)

Venedik (İtalya)

Trieste (İtalya)

Ayrıca da dönüş yolunda Batum, Odesa, Köstence ve Varna gibi Karadeniz limanlarına da uğramıştır.

Ateşin içinden yeni çıkmış, yanmış yıkılmış fakat bunca olumsuzluklara rağmen geleceğe dair umudunu yitirmemiş genç Türkiye Cumhuriyeti, ticari ve kültürel ilişkileri ile varlığını sürdürürken, Anadolu’nun bütün zenginliklerini de Avrupa kıtasında sergiliyordu.

O günkü şartlarda düşünülüp uygulanan bu tanıtım girişimi bugüne göre olağanüstü bir etkinlikti.

Çağımızın her türlü aracı ile dünya avcumuzun içindeyken bundan yararlanamamak olsa olsa tembelliğin umursamazlığın bir görüntüsü olur.

Tanıtımın çok önemli etkileşim aracı olduğunu o dönemde o imkansızlıklarla kavrayan Türkiye bugünlere gelmenin temelini atarken turizm ve tanıtımı öncelemesi çok anlamlı bir girişimdi.

Dünden bugün için ders almak gerek...

Tanıtım her dönemde önem arzetmektedir.

Sen kendini tanıtmayıp gereğini yapmazsan kimse seni tanımaz.