AĞAOĞLU GERÇEĞİNİ BİLENLERİ YANILTMADI!
 
Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu’na Trabzonspor taraftarlarının çoğunluğu kulağa hoş gelen söylemleri ve medyatik oluşu nedeniyle inanmıştı! Diğer 2 başkanın Trabzonspor’u borç batağına sürükleyip de sportif başarıda da hayal kırıklığı yaşatmaları üzerine, taraftarın büyük ekseriyeti "denize düşen" misali Ağaoğlu'na sarılmış, "O gelecek Trabzonspor camiasının dertleri, tasaları bitecek" diye umut etmişti. Ama Ağaoğlu gerçeğini iyi bilen kesim, büyük başarısızlığa hiç şaşırmadı! İlk başlarda süslü laflar, medyatik tavırlar ve özellikle altyapı ile ilgili olması gereken sözleri bir umut ışığı olmuştu. Ama gel gör ki, zamanla makyaj aktı ve asıl kişilik ortaya çıktı!
 
Trabzonspor başkanı oturduğu koltuğun gereği yerine göre sevecen, yerine göre bir babacan, yerine göre de, yani Trabzonspor 'a yapılan haksızlıklara karşı yumruğunu masaya vurup, hakkını savunup, alan olması gerekirken, zaman zaman üsten bakmak, zaman zaman hiç istenmedik ve Trabzonspor'a yakışmayacak hareketler içine girmek, tribünde kendine oynamak saha içerisinde ayakkabılarını çıkartıp futbolcuya vermek gibi hiç de hoş olmayan tavırlarını iki buçuk yıl içinde gördük. Ağaoğlu ile sarmaş dolaş ciğer pare olan Asbaşkanın, Başkan ile aralarına kara kedi girdi. Geçen haftaki Kasımpaşa maçına Asbaşkan Alp gelmedi. Demek oluyor ki Alp ile Ağaoğlu arasında soğuk savaşlar sürüyor.
 
Trabzonspor için bize çok masallar anlattı! Bu anlatılanlara inanan çok oldu ama Ağaoğlu gerçeğini bilenler hiç inanmadı, hiç kanmadı! Başkan Ağaoğlu geçen sene bir televizyon programına çıktığında; "Başarısız olduğumu hissettiğim anda, başarısız olduğuma kanaat getirdiğim anda, sakın beni başkaları ile karıştırmasınlar, bir dakika durmam o görevde. Çünkü başarısız olduğunu bile bile bir insan o kurumun içerisinde kalması ihanettir. Özellikle Trabzonspor için benim açımdan bakıldığı vakit ihanetle eşdeğerdir!" Evet başkan bu sözlerin hala geçerli ise gereğini yapmak zorundasınız! Yoksa merhum Demirel gibi; “Dün dündür bugün bugündür” mü diyorsunuz?
 
TRABZONSPOR’UN PARASI DENİZ YEMEYEN……..
 
Trabzonspor’da Başkanlık koltuğunu Muharrem Usta’dan devraldıktan sonra Teknik Direktör konusunda eski futbolcu, takım kaptanı Ünal Karaman’la yola çıkan ve başarılı olan Ahmet Ağaoğlu sonradan baş aşağıya doğru gitmeye başladı. Önce Ünal Karaman kovuldu ve kendisine 2,5 milyon TL tazminat ödendi. Sonra yardımcı hoca Hüseyin ÇimşiR ile yola devam edildi. Hüseyin hoca’nın tazminatı yoktu sadece maaş alıyordu. Bordo-Mavili takımın başında yedi ay gibi kalan Hüseyin hoca sadece 250 bin TL maaş aldı.
 
Asıl bomba Trabzonspor’a dördüncü yardımcı konumda gelen İngiliz Newton öyle bir ayaklarının üzerine düştü ki, sanki define bulmuş gibi oldu. Türkiye kupasını almasıyla birlikte takımın başına tek yetkili geçirilen İngiliz hoca kimin veya kimlerin torpili ile Trabzonspor’un başına geldiğini bilen varsa aşk olsun. Yapılan anlaşmaya göre Newton’a aylık maaş olarak 33 bin Euro para veriliyordu. Sezonun ilk yedi haftasında bir galibiyet iki beraberlik alan ve topladığı 5 puanla 19.sıraya kadar gerileyen Eddie Newton’un sonu Kasımpaşa maçı oldu. Bu maçtan sonra gönderilen Newton’un tazminat olarak cebine talih kuşu kondu. Hiçbir başarısı olmadan 3,3 milyon TL parayı cebine indirdi. Hani bir söz vardır; Bordo-Mavili takımın kasasından bir buçuk yılda üç hoca için toplan 6 milyon TL para çıktı. “Trabzonspor’un parası deniz yemeyen kelek deriz…”
 
FORMA DEĞERİNİ BİLENLERE VERİLSİN

Trabzonspor’un bu sezon oynadığı futbol, aldığı sonuçlar taraftarlarını çileden çıkarmaya devam ediyor. İstanbul’da yaşayan Bordo-Mavili taraftarımız bize içini döktü. İsmi Mehmet Beşel kardeşimin yazdığı yazının noktasına ve virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum; “Merhaba abim, İstanbul’da yaşayan bir Trabzonspor taraftarı olarak sizden bir ricam olacak. Belki bu isteğimizi lütfeder de sayın Trabzonspor kulübü yöneticilerine belki ulaşır da dikkate alırlar. Biz taraftarlar artık kadromuzu sayamıyoruz. Çünkü futbolcuları tanıyamıyoruz ne üdüğü belirsiz, forma aşkı nedir bilmeyen bir futbolcu topluluğu nu doldurdular takımımıza, bizler bu karaktersiz adım ona futbolcuları görmektense forma aşkıyla oynayan ya da varını yoğunu ortaya koymaya çalışan kendi evlatlarımızı görmek istiyoruz.
 
Nerede bizim evladımız HÜSEYİN TÜRKMEN varsın o oynasın, oynarken Trabzonspor bu çocuklarımızla yenilecekse yenilsin. Bizim takımımız niye hep yabancı, bu şanlı formanın değerini bilmeyenleri çekmek zorunda kalalım. Bir de o formayı giyip de bir arpa boyu yol alamayan başta ABDULKADİR ÖMÜR olmak üzere canını dişine takıp sahada mücadele niye vermez ya da bizde hiç mi alt yapıdan A takıma çıkan futbolcu ilerleme göstermez. Diğer takımlarda çıkan futbolcular canla başla formayı kaptırmamak için ayağa kafasını uzatıp gözü pek korkusuz oynarken bizimkiler sahada podyuma çıkmış manken gibiler. Hani deriz ya Atı alan Üsküdar’ı geçiyor diye. Biz de Trabzonspor’a çıkanlar formayı giyene kadar sonra da yerlerinde sayıyorlar. Lütfen biraz kendinize gelin, bu formanın değerini bilin ya da bir başka değişle bizim bu formamızın değerini bilenlere verin.”
 
HÜDAİ AKSU KÖR DEĞİL Mİ?
 
Hafta içi Faroz Balıkçı damında doktor Ümitcan, Yimbir Ahmet, İlhan Hardaloğlu, Kamış Orhan daha sonra Burhan Saka, İsmail Batur, Hasan Çolak, Aloş, Obuz Erol ve Ali Gebiç yanımıza geldi. Kamış Orhan aşçılığını konuşturdu, bize çok güzel bir ziyafet çekti. Sohbet koyulaşmaya başladı. Kamış Orhan Baba Kartal ile yaşadığı bir anısını anlatarak, “Baba bir gün bana dedi ki ‘Orhan İstanbul’dan misafirlerim gelecek onları ağırlayacağız. Sen de bana yardımcı olacaksın.’ Bende kendisine ‘baba başım üzerine niye etmeyeyim. Sen söyledikten sonra hizmetindeyim’ dedim.

Misafirleri geldi güzel bir şekilde ağırladık. Yemek yendi sohbete geçildi. Baba dedi ki ‘bir anımı anlatayım’ ben de kulak misafiriyim baba bizi masasına almıyor ki öylesine misafir amacı ile gittik. Baba anlatmaya başladı. ‘Bir gün kum kapıdayız, kafamız çakır dediler babaya ki Hüdai Aksu’nun gazinosu var orada çalıp söylüyor onun yanına gidip orada müzik dinleyelim. Baba gitti gördü gazinodan içeri girdi paltosu omzunda, garsonlar babayı bir gördü hazır ol vaziyetine geçtiler. Hüdai babayı gördü. Ooo baba kartal hoş geldin demiş. Babada sağol canım kardeşim Hüdai Aksu. Ben de o arada Baba Kartal’a gayri ihtiyarı dedim ki Baba Kartal, Hüdai Aksu kör değil mi seni nasıl gördü? Baba Kartal sinirlendi. Benim kabahatim yok Hüdai Aksu’yu kör biliyorum. Baba Kartal bana ne biliyorsun da konuşuyorsun. Sen ne yapmaya çalışıyorsun diyerek bana bir çıkıştı. Sesimi daha çıkartamadım.” 
 
AKÇAABAT’TA DOĞA HARİKASI; KÜÇÜKOBA(SİMBA) YAYLASI
 
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatilini fırsat bilerek Akçaabat Akpınar Mahallesi Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Dernek Başkanı Coşkun Öztürk’ün daveti üzerine KüçükOba (Simba) Yaylası’na giderek güzel bir gün geçirdik. Trabzon’dan yaklaşık 45 km uzaklıktaki yayla gerçekten bir doğa harikası. Uçarsu Şelalesi’nin güneyinde kurulan Simba Yaylası, Büyükoba Yaylasının beş mahallesinden biri. Trabzon’a yakın olmasından ötürü arabayla yaklaşık 1 saatte ulaşım sağlanabiliyor. Yollar düzgün olsa bu yolculuğu yarım saate indirmek mümkün. Ama ne yazık ki Akpınar Köyü’nün de yayla yollarının da durumu içler acısı. Yollar adeta köstebek yuvası. Fırsat buldukça arkadaşlarla, dostlarla birlikte güzelim yaylalarımızı zaman zaman ziyaret eder, soluklanırız. İnanın bu güne kadar ziyaret ettiğim yaylalardan en kötü yollar Akpınar Köyü ve Büyükoba Yaylası yolları.

Şehre yakınlığı ve harika doğasına rağmen en kötü yolun burada olması bana biraz garip geldi. “Yayla turizmi böyle mi gelişecek” diye geçirdim içimden. Akpınar Köyü Akçaabat’ın en büyük köylerinden. Daha önce Belde Belediyesi idi. Trabzon, Büyükşehir olunca Akpınar Beldesi kapandı. Bu köyden olup da yurt dışında yaşayan yaklaşık 4 bin Akpınarlı var. Yaylaya çıkarken geçtiğimiz köydeki eski okul ile iki adet sağlık ocağı binası adeta çürümeye terk edilmiş. Gerçi bu duruma diğer köylerimizde de rastlamak mümkün. Oysa bu binalar milli servet. Bu binaları değerlendirip köylülerin hizmetin sunmak mümkün. Eski okul binasının restore edilerek köy müzesine çevrilmesi noktasında bir çalışma varmış. Ama bunun için Milli Eğitim Müdürlüğünden izin alınması gerekiyormuş. Milli Eğitim mevzuatını aşmak kolay değilmiş. İnşallah çalışmalar olumlu sonuç verir de tüm Türkiye’ye örnek olabilecek bu müze Akpınar’a kazandırılır.
 
 Simba Yaylası’nda iki dere ve iki şelale var. Gerçekten doğa harikası bir yer. Bu iki derenin şelalelerden akan suları daha aşağıdaki Cevizli mahallesi (Mala) da buluşarak Yıldızlı deresinin ana kaynağını oluşturuyor. Yayladan bakınca ortaya çıkan deniz manzarası adeta baş döndürücü. Bir de Devlet Su İşleri Müdürlüğünce (DSİ) burada daha önce yapılan güzel bir gölet var. Ama maalesef göleti besleyen suyun önünde tersip bendi yapılmadığından göl çamurla dolmuş. Bu görüntü buraya yakışmıyor. Emeklere, devletimizin parasına yazık. Buradan yetkililere sesleniyorum; lütfen bu göletin içindeki çamuru boşaltın. Tersip bentlerini yapın. Göleti görmeye gelen ve etrafında piknik yapan çok sayıda vatandaşımızı gördüm. Onlar da bu durumdan şikayetçi. Bunun yanında öteki derede Uçarsu şelalesinin güney tarafında yeni bir göletin yapımına başlanmış. Diğer gölete göre çok daha büyük ve kapsamlı. Yeni göletin bitirilmesiyle Simba Yaylası’nın gerçekten çok güzel bir cazibe merkezi olacağına inanıyorum. Ziyaretimizde yayla sakinleri ile sohbet etme fırsatı da bulduk. Onlara bir dokunduk bin ah işittik. Yaylacılar yollarının durumundan şikâyet ettiler. Her seçimde AK Parti’nin bu köyden yüzde 70’in üzerinde oy aldığını ama belediye başkanlarının verdikleri sözlerde durmadığını söylediler.
 
Akçaabat Belediyesi’nin köylerine bir nebze olsun hizmet verdiğini ama Büyükşehir Belediyesi’nin bugüne kadar köylerine beklenen hizmeti vermediklerini söylediler. Bu anlamda Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’ndan seçimler öncesi köylerini ziyaretlerinde verdikleri sözleri tutmasını istiyorlar. Biz de onlara, “Murat Başkan verdiği sözde durur. O’na biraz daha zaman verelim. Gerekirse bir heyet oluşturup birlikte ziyaret edelim. Taleplerimizi yeniden dile getirelim. Murat Başkan bu konuyla ilgilenir” diyerek onarla istişare içerisinde olduk. Bu vesile ile de köylülerimizin taleplerini bu satırlar vasıtası ile Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’na iletmiş olalım.