Tam da Anadolu’nun ortasında. Adıyaman'da kuruluşu M.Ö 150 li yıllara dayanan bir imparatorluk. Adı Komnegane İmparatorluğu.
Tam da Anadolu’nun ortasında.
Adıyaman'da kuruluşu M.Ö 150 li yıllara dayanan bir imparatorluk.
Adı Komnegane İmparatorluğu.
Pers ve batının uygarlığı arasında sıkışmış. İmparatorluğun yöneticileri o döneme göre akıllı bir siyaset uygulayarak,doğu ve batının kültürlerini kaynaştırma her iki tarafla da iyi geçinmek adına hakimiyetlerini sürdürmüşlerdi.

O dönemlerde krallar yarı ilahi vasıfları olduklarını zannederlerdi.
Nemrut dağındaki heykellerin Batı medeniyetinde önemli bir yere sahip Zeus heykelinin yanısıra doğu kültürüne ait de heykel motifleri,hayvan figürleri 2150 rakımlı Nemrut Dağının zirvesine kondurulmuş.
Kralın mezarı heykellerin hemen arkasındaki tümülüsun icinde olduğu söylenir.

M.Ö 69 ile MS 72 yılları arasında Adıyaman ve çevresinde hüküm süren Kommagene Krallığı, Helenistik dönemde Doğu ve Batı kültürlerini sentezleyen Greko-Pers karakterli bir tampon devletti. En ünlü hükümdarı I. Antiochos döneminde inşa edilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Nemrut Dağı'ndaki devasa heykeller ve tümülüs, önemli tarihi bir mekân...
Nemrut Dağı'ndaki dev heykeller, MÖ 1. yüzyılda Kommagene Krallığı'nın hükümdarı I. Antiochos tarafından yaptırılan anıtsal kutsal alanın en dikkat çekici bölgesi.

M.Ö 69/M.S 72 tarihleri arasında hüküm sürmeyi başaran çevresiyle birlikte kavgadan uzak duran ortaanadolunun orjinal devleti yapılıp yıkılan medeniyetler diyarında yaşamını sürdüren Fıratın suladığı verimli topraklar üzerinde dahi uzun yaşayamadı.
Önemli madenler ve bereketli topraklara sahip olmasına inanç ve külturler arasında hogöruye dayalı bir düzene sahip olmasına rağmen kurtlar sofrasında varlığını sürdüremedi.Doğuyu da batıyı da idare etmesine rağmen.
Bölgeyi gezme firsatı bulduğumuzda ilk defa Nemrud Dağının tepesine çıkıp binlerce yıl ötesinden Kommegena imparatorunun yaptırdığı ölümsuzlügü temsilen heykel ve sembolleri görme imkanım olmuştu.
Dağın eteklerine kadar araçla çıkıyorsun.
Sonrasında bitmeyen bir merdivenli yol.
İlerledikçe müthiş bir manzara seni kendine çekiyor.

Ama bu sefer sende bu dik Antik yolda geri geri gidip vücudun bu yolu çıkmayacağına karar verme isteği başlıyor.
Binbir kavmin gelip geçtiği yerleştiği coğrafyayı görme isteği ise sana zirveye çık dedirtiyor
Bir ara çok yoruldum.
Yarım saate yakın oturup dinleniyor hem de uğruna ne savaşlar verilmiş çok farklı medeniyetler yaşamış doğayı seyrediyorsun.
Hanım kalk da gidelim.
Buraya kadar geldik.
Zirvedeyiz tarihi görelim.
O sırada sporcu oldukları belli bir grup "amca normal yürüme.
dik yürü burnundan nefes al az da olsa tempolu yürü diyerek bizi uyardılar..
Gençlere teşekkür ettik.şimdi daha rahat yürüyorduk.
İşte binlerce yıllara meydan okuyan zirvedeyim.
Heykeller mi ararsın semboller mi?
Herbirinin farklı anlamlar taşıdığı insanlık aleminin elleri ile oluşturduğu ölümsüzlük umudununun birer parçası mı?
Evet taş eserler ölmemiştir.

İmparatorların ölümsüzlük ünvanı için gösterdiği çabaların ise hiç bir yararı yoktu.
Kral öldü.
Başka krallar aynı yolu takip ettiler.
Onlar da öldü.
Taşlar yaşıyor.
Çoğu kralların mezarlaının yeri belli değil.
Koca krallık isim olarak yaşıyor .
Ama nasıl.
Bir marka olarak...
Yörenin önemli tadı olarak...
Çiğ köfte bölgönin en önemli geleneksel tadı...
Kommenega Çiğ Köfte tabelaları kralığın başlayıp.bittiği toprakların ürünü olarak kültürel varlığını sürdürüyor...
Krallıklar gider,geride kültürel eserler ile turistler kalır.
Ölüm hükmünü ifa eder.
Taşlar geride kalır...
Turistler merak eder
Geziler sürer gider...
Tarih ve kültürel varlıklar kışın ayazında yazın sıcağında kralları olmaksızın tarihe halen tanıklık eder...
Krallar mı?
Ve her canlı geldiğı gibi gider...