Paparapark biliyorsunuz Akyazı sahilindeki "koy"un doldurulması sonucu yapılan bir stadyum. Oranın eski halini bilenlerin Trabzon'un en güzel sahili ve denize girilen yeri olarak hatıralarında yerini almıştır.

Akyazı dolgu alanı önce bir hayalin hayata geçirilmesi ile gündeme gelmişti.

Efsanenin doğduğu Avni Aker stadı artık şehrin içinde kaldı.

Her maç Kavakmeydan semti başta olmak üzere şehir tamamen trafik sıkışıklığına maruz kalıyordu.

Böyle bir düşünceden ziyade millet bahçesi yapılması da gündeme geldiğinden mi bilemeyiz ama yavaş yavaş Akyazı'nın doldurulup Trabzon'a daha modern bir Stadyum fikri gelişmeye ve kabul görmeye başladı.

İlkönceleri kamuoyuna bir plan proje sunuldu.

Sade ve net bir projeydi.

Stadyum ve rekreasyon alanlar ile denizle birlikte fonksiyon verilerek dinlenme,eğlenme ve de turistik tesislerin olacağı yeni bir alan oluşturuluyordu projeye göre.

Bu arada Avni Aker Stadyumu,Yavuz Selim Sahası,atış poligonlarının bulunduğu saha için de yıkılıp,Millet Bahçesi yapılması da gündemde yerini aldı.

Yavuz Selim Sahası'nın yıkılması da çok tartışıldı .

Şehir bu konuda adeta ikiye bölündü.Yıkıldı.Şimdi ise yeniden yapılması gündemde.

Sonunda millet bahçesinin bir parçası olmak üzere Spor Salonunda da yıkımlar başlatıldı.

Bu arada ilk Akyazı projesi de rafa kaldırılıp Akyazı dolgu

alanına yeni bir proje yapıldı.

İşler hızlandırıldı.

Avni Aker Stadyumu,Yavuz Selim Sahası,Spor Salonu yıkılmaya başlandı.

Dolgu alanı bitirildi.

Trabzon'un en güzel sahili ve denize girilebilecek en uygun "koy"u artık bir kara parçasıydı.

Trabzon'a Şehir Hastanesi yapılmak isteniyordu.

Gelin görünki uygun yer bulunamayınca Akyazı stadyumunun hemen yanıbaşındaki alanda yapılmasına karar verildi.

Oysa ilk projede hastane yoktu.

Şehir hastanesi yapıldı.

Yakında hizmet vermeye başlayacak. Hayırlı olsun.

Bu arada Trabzonspor tesislerinin de buraya taşınması söz konusu.

Haliyle Akyazı dolgu alanı giderek yapı ve farklı tesislerden dolayı çok sıkışık bir hal almaya başladı.

Maçlarda araç trafiği ve otopark sorunu artık işkence haline geldi.

Araçlar ne yollara ne deniz kıyılarına sığmamaya başladı.

Şehir hastanesi ve TS tesisleri henüz hizmete başlamadı...Bir de hastane fsliyete başladığında o bölgenin trafik çilesini düşünün.

Son Başaksehir maçında Trafik Polisleri yanlış yere parkettiniz diye bir çok araca ceza kesmiş.

Allah Allah o bölgede aracını özellikle maç günleri nereye çekersen çek cezalısın tabiki.

Çünkü otoparkın yok.

Eeee Otopark vardı da millet orayı boş bırakıp araçlarını yol kenarlarına veya olmaz yerlere mi çekti?

Şimdi Trabzon'da gündem maç günü yazılan trafik cezaları.

Avni Aker'i niye yıkmıştık şehir merkezinde kaldı artık bu trafik yükünü kaldırmıyor diye...

Denizi doldurduk

Stadı yaptık.

Hastaneyi yanına koyduk.

Iyi güzel de yine de trafiğe çare bulamadık.

Yoksa Deli Dumrul misali kuru bir çayın üstüne köprü yapıp geçenden 10 akçe geçmeyenden döve döve 20 akçe mi almaya başladık?

Bu seyircinin,bordo mavi renkler için herşeye katlanırken kendi şehrinde kendi stadyumunun kenarlarında, eskiden yüzdüğü Karadeniz'in kıyılarında aracını yanlış yere çektin diye ceza da yiyecegi hiç aklına gelir miydi?

Unutmadan,Trabzon'un kent içi tüm yollarında çift araçlı park edilmiş araçlara da bir göz atılsa iyi olacak...

Olmadı bu ceza işi.

15 günde bir maç olacak onca yoldan kalkıp gelinecek maç sonu arabana binip evine gideceksin bir de ne görüyorsun ,trafik ceza yazmış...

Çözüm şart.

Yoksa tribünler boş kalır.