Trabzon. Trabzonspor. Bir sevgi. Bedelsiz büyümez. Trabzon’un çocuğu olmak. Trabzonspor’u sevmek. Sevgiyi hayatında taşımak.
Formayı kim giyerse giysin.
Gururla.
Sevgi saklanmaz. Aksine, söylenmeli.
Şimdi yaşanan hayal kırıklığını anlıyorum.
Ama bu sevgiyle. Kupadan elenmek.
Yaralar açar mı? Evet.
Ama… Bu sevdanın önüne geçemez.
Günübirlik kurulan takım yok.
Dört buçuk yıllık bir emek var.
Transferler var. İnanç var.
Ve uzunca bir plan var.
Sonu bir gecenin hayal kırıklığıyla gelmiyor.
Gelmemeli.
Trabzon çocuğu ayağa kalkar.
En ağır yenilgide bile arkasında durur.
Düşünür. Gelişir. Söyler.
“Daha bitmedi. Yeniden başlayacağız.” der.
Gerçek sevgi, zor zamanlarda belli olur.
Durmak, vazgeçmek değildir.
Güçlü olmak. İnadına mücadele etmek.
Kulüp sadece bir ruh değil.
Şehrin hafızası. Gururu. Sevda. Emanet.
Bir maç kaybedilebilir.
Kupadan elenmek; varsa hata, düzeltecek zaman da vardır, sabredecek güç.
Yeter ki sadık kalın.
Bu maç bitişin değil, belki de yeniden ayağa kalkışın, yeniden diriliş olabilir.
İstifa kararları. Duygularla. Anlık çıkışlar.
Fırtına gibi geçer. Fakat köprüyü geçerken at değiştirilmez.
Ama gerçek sevgi; daha derin, daha kalıcı olmalı.
Ulaşılabilir inatla.
Dirençle, mücadeleyle.
Son söz henüz söylenmedi.
Hikâye bitmedi. Kapanmadı.
Bir gece değil, bir yüzyıl sürecek.
En büyük zaferler, karanlık gecenin sonunda doğar.
Sabırla. İnadına. Trabzon’un inadına.
Sevda burada. Hikâye burada.
Ve devam edecek.
(MK)