Görünen köy kılavuz istemez, yediler içtiler tulumbada su bitti. Önümüz seçim.

Ben önümüzdeki Mayıs’a kadar erken seçim kararı alınır diyorum. Ya referandum ya seçim çıkmazındalar. Önümüzdeki günlerde bir anayasa değişikliği meclise getirecekler, meclisten geçirmeleri hem zor hem halkın tepkisini alacak. Bunu mutlaka referanduma götürmek zorundalar.

Referandumda da kaybettiklerini görürlerse ki görecekler, en az 1 sene lazım o yenilginin üzerini örtebilsinler. Yoksa tepki çığ gibi büyür, sandığa yansır.

Zaten seçim startı verildi diyebilirsiniz, haklısınız. Bundan sonra tüm adımlar seçime göre atılacak. Ekonominin toparlanma şansı sıfır. Bu seneyi de %30’un üzeri enflasyonla geçireceğiz. Muhtemelen seçime de benzer bir enflasyonla girilme ihtimali ne yaparlarsa yapsınlar garanti. Bu söylediklerim hükümetin hesapladığı enflasyon üzerinden, yanlış anlamayın. Şu an bakkala basit bir alışveriş için cebinde 200 TL olmadan girilmiyor, fiyatlara güven sıfır. Muhtemelen seçime giderken ülkenin en yüksek banknotu tek başına bakkalda bile işe yaramayacak.

İlerdeki günler bizi ne bekliyor?

Elbette PKK için Anayasa değişikliği gündemi zorlayacak ama kolaylaştırıcı hamlelerde atmak zorunda hükümet. Mesela vergi ve SSK affı ile taksitlendirme, ev kredilerindeki banka faizlerinin düşmesi, bankalardaki kara listelerin silinmesi, ucuz kredi olanakları ve 2008’e kadar girişlilerde EYT gibi muhtemel seçim adımlarını atacaklar ama tek sorun var: Mehmet Şimşek. Adam son 4 senedir vergi manyağı yaptı toplumu. Önce Şimşek istifa edecek sonra vergilerle topladıkları para musluklarını halka kısmen geri akıtacaklar.

Ki seçim kazanılabilsin.

Bakın buraya yazıyorum, demedi demeyin. Tulumbada su bitti!

Ekim’de meclis açıldığında Anayasa değişikliği, seçim sistemi ve siyasi iletişimler aynı anda hareketlenirse kafanızdaki “erken seçim olacak mı?” sorusunu bir kenara koyun, fazla bir anlamı kalmayacak çünkü. Ve tartışmanın boyutu birden “hangi tarihte seçim yapılacak?” noktasına taşınacak.

Bu söylediklerimi yazın bir kenara, hatırlatacağım 1-2 ay sonra size…

UZUNKUM YAŞAM ALANI İÇİN İŞTAHLAR KABARDI

AKP Milletvekili Adil İsmailoğlu Uzunkum Yaşam Alanı için tarih vermiş, 11 Eylül’de yapılması düşünülen projenin temel atma törenine Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un da katılacağını söylemiş.

Trabzon’da sağlık, ulaşım, altyapı ve turizm alanlarında yatırımlar son hız devam ediyor. Trabzon Şehir Hastanesi’nde sona yaklaştıklarını, raylı sistem, havaalanı genişleme, Güney Çevre Yolu ve Uzunkum Yaşam Alanı için çalışmaların sürdüğünü belirtmiş.

Uzunkum Yaşam Alanı için bu açıklamalardan hemen sonra turizmciler bir açıklama yapıp, mesela bu alanda mutlaka bir halk plajı olmasını istemişler. Hatta bu plajın dışardan gelen turistlere yönelik bir alan olması yönünde de ısrarlı tutumları olduğunu söylemişler!

Herhalde Arap turistlerden bahsediyorlar, Gürcü Rus artık gelmiyor. Avrupa’dan da dürbünle turist görüyoruz zaten.

Arap turistlerin plaja mı ihtiyaçları var, ben bunu ilk kez duyuyorum!

Geçen ay Akdeniz’de, Antalya tarafında idim. Bir tek numunelik Arap görmedim.

Turizm de önce fiyatları denetleyin, esnafı eğitin, tecrübeli turist rehberleri oluşturun sonra Arabın haşemasının ıslanıp ıslanmadığı ile uğraşırsınız!

Haksız mıyım?

MEYDAN PARKI (ATATÜRK ALANI) ADI NİYE DEĞİŞTİ?

Trabzon Meydan’da bulunan Atatürk Alanı ve Meydan Parkı adı, AKP’lı çok değerli belediye başkanı ve o dönemki meclis üyeleri işbirliği ile 2017’de “15 Temmuz Şehitleri ve Hürriyet Parkı” olarak değiştirildi.

Büyükşehir Belediye Başkanı o dönem, bizim Atom Karınca Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu idi, Meclisten karar aldı, Atatürk Alanı ismini değiştirdi. Çok merak ediyorum, o dönem CHP’den tek üye girebilmişti Büyükşehir meclisine: Cahit Erdem, hangi oyu kullanmıştı? “Evet”, mi demişti bu karara, “Hayır” mı? Bu ayrı bir yazı konumuz, cevabını öğrenirsem yazarım.

Gümrükçüoğlu kendi döneminde Meydan Parkı’nı da “düzenleme” ayağı ile kapatmış, etrafını çitle döşemiş ve bir müddet sonra engeller kalkınca park içindeki heykellerinde buharlaştığını görmüştük. Gitti eski Belediye binası ön yüzündeki tek balkona da “efsunlu (!) balkon” tabelası kondurmuştu. Güya Recep Tayyip Erdoğan bu balkondan seslenerek mücadeleye başlamışmış, onun için bu balkon çok değerli bir balkonmuş! Gülmeyin, gidin hemen alt yolda balkon altında Belediyenin bağrına asılmış koca plakayı okuyun.

Şimdi diyeceksiniz ki, 10 sene olmuş senin derdin ne?

Arkadaş, bu alan benim mahallem ve ben burada muhtarlık yaptım, belediye başkan yardımcılığı yaptım, evim, işyerim her bir zamanım bu alanda. Çoğu esnafımız arkadaşımız, hepimiz adreslerimizde “Atatürk Alanı” ibaresini, “Meydan Parkı” ibaresini kullanıyoruz, kullanmaya da devam ediyoruz. Ama Trabzon Büyükşehir Belediyesi ısrarla bu alanı “15 Temmuz Şehitleri ve Hürriyet Parkı” olarak kullanıyor. İnternet sitelerinde ve duyurularında ısrarla bunu kullanıyorlar.

“Atatürk Alanı” anlam ve önemine binaen;

Ben Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nden bu alanı tekrar “Atatürk Alanı ve Meydan Parkı” olarak düzenlemesini talep ediyorum.

Yaparlar mı? Bilmem ama yapmazlarsa onlardan sonra gelen yapar…

AMEDSPOR FORMASINA TRABZON’DA SALDIRI…

Hani bir söz vardır, ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni tartar.

Bizimki de o misal oldu. Bu akşam Diyarbakır’da Amedspor-Trabzonspor arasında Süper Lig maçı var. Bir bayan arkadaş Amedspor forması ile Trabzon sokaklarında gezerken bir abla kendisine müdahale etmiş. Bunun videosu hemen tüm Türkiye’ye dağıtılmış…

Resmen bir provokasyon kokan bir durum, hem Pazartesi maç var hem de konuya bu kadar tepkili olmak hiç bize yakışmadı diyorum.

Amedspor’u önce tanımadı Trabzonspor. Süper Lige çıkmalarını tebrik etmedi bu yönetim. Yönetici Saral, Amedspor forması ile Akyazı’ya gitti stada girdi beyanat verdi öcü gibi bakıldı kendisine. Amedspor PKK ile eşdeğer görüldü Trabzon’da, Trabzonspor yöneticilerinin hatalı tavır ve duruşları ile. Şimdi meyvelerini yiyor tüm Trabzon ve Türkiye.

Bu sizin eseriniz Trabzonspor yönetimi, sizin…

Amedspor’u el birliği ile Süper Lige sizin destek aldığınız iktidarınız çıkardı, o sevgili iktidarınız PKK ile barış yaptı barış…

Sadece siz değil, bu kent oldum olası ülkenin “en” muhafazakâr, “en” milliyetçi, “en” devletçi, “en” iktidarcı insanlarına sahip bir kent.

Derdiniz varsa Amedspor’la ya da PKK ile, gidin iktidarınızdan hesap sorun.

Biz Trabzon’u ve Trabzonspor’u centilmen biliyoruz hep, siz ne yaparsanız yapın öyle de kalacak. Bir düşünün isterseniz, bayrak aynı iken formaların farklı olması bizi düşman mı yapıyor? Asıl mesele, futbol bile olsa, farklı olana rağmen aynı ülkede birbirimize insanlığımızı gösterebilmek.

Lütfen germeyin ülkenin insanlarını…

30 AĞUSTOS KADINLARIMIZ...

Kadınlarımızın bizim için yaptıklarını asla unutmayacağım bir zafer bayramıdır 30 Ağustos.

Ben buradan;

Kurtuluş savaşında canını ve ailesini hiçe sayıp, bizim için savaşan Türk ordusuna ve:

1921’de İnebolu’dan Kastamonu’ya sırtında cephane taşırken, mermileri ve çocuğunu korumak uğruna donarak şehit olan, Şerife Bacı’ya;

Kurtuluş savaşından önce konferansları ve yazdıklarıyla milli bilinci oluşturarak İstanbul’dan Anadolu’ya bir hareket başlatan Halide Edip’e;

Üç aylık bebeğini emzirip, sabah kollarında şehit olan abisini, cephedeki kocasını geride bırakıp aziziye tabyasını Rus ordusunun elinden geri almak için hücuma katılan Nene Hatun’a;

Yunanlılar tarafından yakalanıp ağır işkenceye ve sorguya tutulduğu halde ağzından tek bir kelime alınamadığı için fırına atılan Nazife Kadın’a;

Adana ve bölgesini işgal eden Fransızlara yanlış yol gösterip kör bir boğaza sokarak pusuya düşürülmelerine yardımcı olan Hatice Bacı’ya;

Babasının kumanda ettiği 70. Alay’ın içinde savaşarak büyüyen 12 yaşında onbaşı olarak 100’den fazla düşman askeri öldüren, geri çekilen alayı durdurarak savaşa devam ettiren Nezahat Onbaşı’ya;

Anne ve babasının “kızım gitme” yalvarışlarını dinlemeden, saçını kazıtıp, her gün tıraş olup, erkek gibi giyinip askerin arasına karışarak savaşta bir ayağını kaybeden ve herkesin bir erkek sanıp halim çavuş olarak bildiği Halime Çavuş’a;

Gaziantep’te çete savaşlarına katılmasını istemeyenlere “benim kanım sizinkilerden daha mı şirindir” diyerek çetecilere katılan Yirik Fatma’ya;

Ve daha ismini sayamadığım, Türk askerinin yanından bir an bile ayrılmayan kahraman Türk kadınlarına teşekkürü bir borç bilirim, ruhları şâd olsun…

ALO ADALET 135 GELDİ, RAHATLADIK…

Adaletten sorumlu Bakan Gürlek, “1 Eylül itibarıyla ‘Alo Adalet 135’ hattını hizmete sunuyoruz. Vatandaşlarımız, dosyalarının hangi aşamada olduğunu ve akıbetini telefon, internet, e-posta veya adliyelerdeki irtibat ofisleri aracılığıyla öğrenebilecek. Yargının etkinliği ve verimliliği için davalarda hedef süre uygulamasını güçlendiriyoruz. Vatandaşımız nasıl davasının makul sürede sonuçlanmasını istiyorsa, bu onun en doğal hakkıdır. Hedef sürede sonuçlandırılmayan dosyaları yapay zekâ destekli sistemlerle anlık olarak takip ediyor, HSK ile koordineli şekilde adımları atıyoruz” demiş…

Söylediklerini iki üç defa okudum, aldı beni bir gülmek!

“İyi günler, Alo Adalet Hattımıza hoş geldiniz. Sırada bekleyen 23.567.319’uncu kişisiniz. Ölene kadar beklemek için 1’i, davayı torunlarına devretmek için 2’yi, Allah kahretsin böyle adaleti vazgeçiyorum demek için 3’ü tuşlayınız”

İşi hızlandırmak var mı? Yok! Sistemdeki hataları çözmek var mı? Yok! Bu “Yok” lar uzar gider dostlar, hülasa adaleti tesis etmek var mı? Yok!

Ama vatandaşın gazını alma var mı? Var!

Aynı şekilde kırık dökük de olsa “UYAP” diye bir sistem de var, bu ne peki?

Gaz alma hattı, adaletin olmadığı yerde adalete ulaşmak telefonun ucunda. Mahkemede aradığın adaleti bulamıyorsan, artık adalet evinizde…

Hoş geldin Alo Adalet…