Yağmuru boldur güzel Trabzon’un. Böyle olduğu için de şükür sebebidir. Çiseleyerek yağar çoğu zaman. Bazen, günlerce haftalarca devam eder. Alışık olduğumuz için şikayetlenmeyiz. Kimseye zarar vermiyorsa biraz bunalıyor oluşumuzu da çok umursamayız.
Ancak, bu eylül bir istisna yaşadık.
Birden bire yazla irtibatımız kesildi sanki.
Aniden bastıran aşırı yağışlar gördük.
Eşlik eden, gök gürültüsü ve şimşeklerle.
Yetersiz altyapının yol açtığı sorunlar bir de…
Dolayısıyla mağduriyetler!
Aklımın bir ucuna, ara ara vaktiyle şehrimizdeki yağmurdan son derece bunalıp şiir yazan, şairin dizeleri geldi.
Sonra kendi dizelerim…
Ve satırları aşağıda olan şiirim.
Bana şiir yazdıran yağmura teşekkürümle…
YAĞMURA
Yine bir gece ışıklarınla odamda
Hemen sonra geliyor sesin camın ardına
Böyle yağarsan ısrarla
Kağıttan gemiler bırakırım
Sokakları göle çeviren sularına
Beyaz kağıttan onlarca gemi
Sakın burun kıvırma ve gülme asla!
İstediğin oyunsa
Ellerim bir çocuğun elleri
Önce sen başlattın unutma!
Güneş yerine salyangozlar çıktı baksana
Onların kabukları sırtında
Ya kedilerin ıslak tüyleri
Nasıl kuruyacaklar bu yağmurda
Evler, yollar, merdivenler bile sular altında
Ağır ağır çıkacaktık oysa, hatırla!
Eylüldü tatlı bir güz güneşinde
Deniz açacaktı kollarını insanlara
İncirler, kokulu üzümler, balıkçılar
Kavrulacaktı güneşin altında
Renkten renge girecekti yapraklar
Bir tabloyu andırırcasına
Yanlış anlama!
Rahmetin bereketin yadsınamaz asla
Kıymetin bilinmiyor sanma
Fakat bir eylül borcun var, bu sonbahara