Kentler bütün değerleri üzerinde taşıyan yaşayan canlı birer tarih gibidir. Her kentin bir karakteri vardır. Her kent ayrı bir hikaye taşır.
Neden gidilip görülmesi gereğinin cevabı o hikayelerde saklıdır.
Kuruluşundan bu yana geçirdiği değişimlerin dünya genelindeki önemi tanınırlığının çıkış noktasını oluşturur.
Yolların kesiştiği bir liman kent olarak Trabzon'un yüzyıllarca İmparatorlukların gözünü kamaştırması sadece kuru bir tarihi bilgi olarak anlatılamaz...
Kentin özeti gibi sunulan cümleler vardır.
Mesela Trabzon için;
"Yavuz Sultan Selim'in valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman'ın doğduğu, Fatih Sultan Mehmet'in fethettigi, Mustafa Kemal Atatürk'ün üç kez ziyaret edip mal varlığını millete bağışladığı bir kent" olarak verilen spot bir bilgi kentin karakterini ortaya koymakta.
Yine;
"Tarihin ilk çağlarından bu yana denizcilerin sığındığı, tarihi İpek Yolu'nun başlangıç noktasında bulunan bir Liman ve ticaret kenti olan Trabzon" diye söz edilirken kentin ticari ve konumu hakkında da bilgi vermiş olmaktayız.
Bir tanıtım metni ve görselinde merak uyandıran metinler ve diğer materyaller kısa ve öz cümlelerle anlatılmalı.
Mesela Bizansın saraylarında döndürülen türlü entrikaların yanısıra Latinlerin İstanbul'u işgaliyle kendi varlıklarını sürdürmek isteyen Komnenos sülalesinin Trabzon İmparatorluğu adıyla tarih sahnesinde yer alması, dünya kültür mirası varlığı listesinde yer alan Sümela Manastırı'nın bulutlara uzanan esrarengiz gizemli yapısı merak edilen tarihinin bir parçasıdır.
"İlk çağlardan bu yana bir çok seyyahın yazı ve gravürlerinde anlatılan esrarengiz ve efsane kent Trabzon, tarih boyunca türlü medeniyetlere ev sahipliği yapmıstır" bağlamındaki cümle de ayrı bir merak uyandırır.
Keza önceleri "Roma İmparatorluğu'nun stratejik hedeflerini gerçekleştirmek adına yolların ve denizin kesiştiği Trabzon, daha sonraları Komnenoslar'ın hakimiyeti ile 1461 e kadar Roma/Bizans'tan gelenlerin idaresinde yaşarken,
Fatih Sultan Mehmet'in kara ordusu Zigana dağlarını aşıp ordugahını Gölçayırr'da kurduğunda denizden gelen Osmanlı Ordusunu Bahçecik sırtlarında gören son Komnenos Davit'in artık saltanatının bittiğini anladığında döktüğü göz yaşlarının izlerini halen ayakta duran 2500 yıllık kalenin taşlarında görebilirsiniz..." tarzındaki bir anlatım merak uyandırır.
Oğlu Yavuz Sultan Selim'i Trabzon Valiliği sırasında İstanbul'dan ziyarete gelirken Vakfıkebir kıyılarında fırtınaya tutulup zorla karaya çıkan Gülbahar Hatun adına yaptırılan cami ve külliyesi'nin hikayesi de kentin tarihinde önemli yer tutar...
Tarih, doğa, kentin ruhu, kültürü, folkloru, yemeği, insanının davranışı, milli ve evrensel tarih içindeki yeri, ürettiği kültür sanat değerleri, halkın yaşamı, inanç dünyası, yaylası, horonu kemençesi,dağı,denizi,ırmağı,gölü,ürettikleri, orijinal ürünleri kendine has bitki örtüsü gibi farklılık yaşatan "en" lerini ön plana çıkartma merak uyandırıcı bir yöntemdir.
Öyle kuymağın mısır unu içinde eriyen peynirini tavasından metreyi aşan uzunlukta kaldırıp şov yapmak ta önemli bir tanıtım taktiğidir
Ancak yeterli değildir.
Bir kentin karakterini, hikayesini, değerlerini insanının yaşam tarzını, ön plana çıkmış özelliklerini tarih içindeki rolünü kısa ve anlaşılır şekilde anlatmak tanıtımın vazgeçilmez yöntemidir.
Tanıtımlardaki anlatım başka dergi ve kitaplardaki bilgiler başkadır.
Evet dünya yayın literatüründe en çok ismi geçen alıntılanan Trabzon, yayınlardan toplanan bilgilerin özetindeki Trabzon'dur...
Trabzon'u, mekanları, yaşananları, tarihi yapıları, sokakları, ibadethaneleri, resmi ve sivil mimari örnekleri yaşayan dokusu ve insan varlığı ile anlatırken, özellikle yüzyılları devirip günümüze kadar gelen yapıları taş olarak değil de "taşları dile getirip" yaşananlarla birlikte tanıtmak çok önemli.
5000 yıllık tarihi geçmişi bulunan Trabzon o kadar çok yaşanmışlıklara şahitlik etmişti...