Bir camia, bir kulüp, bir şehir. Bazen bir maçı kaybetmez; kendini kaybeder. Trabzonspor bugün tam da bunu yaşıyor. Ve insan böyle zamanlarda ne bağırabiliyor ne susabiliyor. Sadece içinden bir cümle dökülüyor: Başımız sağ olsun. Bir zamanlar bu topraklardan fışkıran futbolcular vardı. Çamurun içinden çıkıp çime basan, formayı sırtına değil, kalbine giyen çocuklar.
Trabzonlu’ydu, yerliydi, asi ve yetenekliydi. Topa vurduklarında Karadeniz kabarır, Rakip sahada fırtına kopardı. Altyapı bir bina değildi; Bir ruhtu, bir kültürdü, bir inançtı. Bizden biri sahaya çıktığında, tribün sadece golü değil, kendini alkışlardı. Çünkü sahadaki çocuk, mahallenin çocuğuydu. Bugün o çocuk yok. Bugün o ruh yok. Bugün Trabzonspor’un formasında, Trabzon’un sesi kısık, nefesi dar. Altyapı tabelada duruyor ama kalpte yok. Yerli oyuncu var ama yerli değil. Mücadele var gibi ama inanç eksik. Koşan çok, hisseden az.
Ve taraftar. O taraftar ki sabrı deniz kadar derin, Ama özlemi ondan da derin. Her maçta eski bir fotoğrafa bakar gibi bakıyor sahaya. Şenol Güneş’leri, Ali Kemal’leri, Dozer Cemilleri, Fatih Tekke’leri, Gökdeniz’leri, Hami’leri arıyor gözleri. Bir pasın içinde cesaret, bir çalımda isyan, bir golde memleket sevinci arıyor. Ama bulamıyor. Çünkü bu takım artık, kendi hikâyesini anlatmıyor. Başka şehirlerin, başka menajerlerin, başka planların takımına benziyor. Trabzonspor’un asıl kaybı, Puan cetvelinde değil. Kaybı vitrinde değil, aynada. Kendi yüzüne baktığında tanıyamıyor kendini. Bu bir geçiş dönemi değil. Bu bir kimlik kaybı. Ve kimlik kaybının yasını tutuyor bu şehir. Bugün bir şampiyonluk hayali değil, Bir çocuk hayali eksik. Bugün kupa değil, Altyapıdan çıkıp ben buradayım diyen bir evlat eksik. O yüzden bu yazı bir maç yazısı değil. Bu bir ağıt. Bir hatırlatma. Bir sitem…
Trabzonspor yeniden Anadolu’nun neferi, yeniden devrimi gerçekleştirmek istiyorsa. Önce yeniden kendisi olmak zorunda. Toprağına dönmeden, Kendi çocuğuna sarılmadan, bu sancı dinmez. Özümüzü kaybettik. Başımız sağ olsun.
Ama bilin ki…
Bu şehir, kendi evladını sahada gördüğü gün.
Yeniden ayağa kalkmayı da çok iyi bilir…