Cumartesi sahada kalan yalnızca bir beraberlik değildi. Trabzonspor için bir puan, aslında şampiyonluk yolunda eksilen, geciken bir hikâyeydi. Karşısında duran Alanyaspor belki tabelayı değiştirdi ama asıl kırılma, oyunun ruhunda yaşandı. Şampiyonluk dediğin, matematikle değil, ruhla kazanılır.

Trabzonspor , matematiği sahada bırakıp ruhunu soyunma odasında unutmuş gibiydi.Artık geriye kalan beş maç.Beş ayrı final değil sadece, beş ayrı yüzleşme.Her biri, bu takımın kim olduğunu hatırlayıp hatırlamayacağının sınavı.

Futbol bazen bir aynadır. O aynaya baktığında gördüğün şey sadece skor değil, karakterdir. Trabzonspor’un aynasında son maçta görünen şey ritimsizlik ve eksik bir coşku. Oysa şampiyonluk, tereddüt edenlerin değil, kendinden emin yürüyenlerin hikâyesidir.

Fatih Tekke bir oyun inşa etmeye çalışıyor Ama oyun, yalnızca taktikle kurulmaz. Oyun; cesaretle, inançla ve birbirine değen ruhlarla kurulur. Sahada birbirine dokunmayan bir takım, kaleye de dokunamaz.Eksikler var.Bu kesin.Ama Takım olma çok önemli…

Bu takım gerçekten şampiyon olmak istiyorsa,hücumda varyasyonlar geliştirmeli ve üretmeli yoksa yarışın içinde kalmayıda unutabilir.

Çünkü şampiyonluk zorlu ve dikenli bir yol.Bir hedef değil, bir karakter meselesidir.Son beş hafta ise artık bir fikstür değil, bir kader yazımıdır.Eğer Trabzonspor o eski coşkusunu hatırlarsa,o dalga yeniden kabarırsa,o ritim yeniden bulunursa.

Beş maç, bir ömre bedel olur.

Ama eğer aynı tereddüt, aynı durağanlık devam ederse…

O zaman bu sezon, sadece “olabilirdi”lerin mezarlığında yerini alır.

Ve futbol, en çok da yarım kalmış hikâyeleri affetmez.