Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail Ortadoğu’da nereye savaş açtı ise Avrupa Birliği ülkeleri peşinden gitti… Ukrayna’da Zelenski’yi getirdiler, refah içindeki Avrupa’yı Rusya’nın nükleer tehdidinin menzile soktular.

Avrupa’yı finanse eden Lokomotif ülke Almanya doğalgaz krizi sebebiyle üretim sıkıntısı çekti.

Ve Avrupa sessizliğini bozdu.

Gazze yerle bir edilip, Lübnan yakılıp yıkılınca, ilk ses İspanya lideri Perdo Sanchez’ten çıktı. İspanya Başbakanı Uluslararası Ceza Mahkemesinin Netanyahu ile ilgili verdiği tutuklama kararını uygulayacağını söyledi. Bununla yetinmedi, İran saldırılarına sert tepki gösterdi.

Pedro Sanchez’ten cesaret alan Almanya Başbakanı da ilk kez İsraile karşı yumuşakta olsa tavır aldı. İngiltere, İran’a yönelik saldırılara katılmayacağını açıkladı.

Oysa “Saddam Nijer’den Uranyum aldı, Atom bombası yapacak” yalanı ile Irak’a ilk saldırıya geçen İngiltere Başbakanlığı döneminde Tony Blair idi.

1 milyon ıraklı öldükten sonra ‘Pardon, uranyum değilmiş’ dedi.

İspanya Başbakanının, İsraili savaş suçlusu olarak ilan edip, Amerika’ya posta koyması herkesin takdir ettiği bir tavırdı..

“İsrail, İspanya Başbakanının da başına bir çorap örer mi’ denmişti.

İlk haber bayramdan bir gün önce ekranlara yansıdı.

“İspanya Polisi, Başbakan Sanchez’in parti merkezinde arama yapacak!”

Neden? Partisi yolsuzluk yapmış!

Başbakan Sanchez, Adalete güveniyorum demesine rağmen, hemen insanları sokağa döktüler ve Sanchez aleyhine yürüyüş yaptırmaya başladılar bile.

Bu bize, Macron’un, ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’ dedikten sonra aylarca sarı yelekliler Paris sokaklarının ateşe vermişti ya, onu hatırlattı.

Ayar verecekler, anlamazsan sonra dozu daha da artıracaklar.

Onun için 1960 ve sonra gerçekleşen tüm darbelerin, ekonomik krizlerin, istikrasızlık yaratan cinayetlerin ve bombalı suikastların temelinde hep bunlar ve içerdeki işbirlikçileri var..

Bütün bunlar, Türkiye’yi çok ilgilendiriyor.

Bazen birileri çıkıp büyük fotoğraf dediğinde ‘Amma da yaptın’ ‘O kadar da değil’ diyoruz ya, evet o kadarda varmış!

SİNAN KUTAY FARKLI İDİ

Birkaç gün içinde çok önemli dostları kaybettik. Bunlardan birisi de Trabzon İnsan Hakları Derneği başkanlığını uzun yıllar yapan, Emek ve Demokrasi Platformu içinde yer alan, Basın camiasına yakın abimiz Sinan Kutay oldu.

Sinan Kutay, şehrin, emekçinin iyi olmasını isteyen bir değerdi.

Kendisinin net siyasi düşüncesi olmasına rağmen her siyasi düşünceye saygı duyan bir sosyal demokrattı.

Herkese bir sevgi bırakabilen Sinan Kutay’ı ben neden severdim.

O, Devlete, hükümetlere hakaret etmeden de insan haklarının savunulabileceğini herkese gösteren ender isimdi.

Prof.. Dr.Fazıl Aydın

1987 yılında otobüsle Almanya’ya futbol turnuvasına giderken 35’li yaşlarda bir Yrd. Doçentti. Kafiledeki herkesin güvencesi o idi. Fazıl Aydın, Onkolog idi. Farabi hastanesinde birçok hastaya şifa için yıllarını verdi. Ancak kendine şifa bulamadı ve üzerine uzmanlığını da yaptığı kanser rahatsızlığına bağlı vefat etti. Trabzon’un evladı Koray Aydın’ın amcaoğlu olan hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Ve Sağlık Bakanlığı eski Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun’un sevgili babacığının acısı. Bayramın ikinci günü amcamızın vefat haberini aldık. Sabır ve başsağlığı diliyorum.