Kurumsal işbirliğini güçlendirmek için Arsin Kaymakamlığını ziyaret etmiş Trabzon Denetimli Serbestlik Müdürlüğü. Özellikle “Kamu Hizmeti Cezası” alan yükümlülerin topluma kazandırılması noktasında işbirliğinden bahsedilmiş.

2005 yılında AB formları kapsamında TCK da değişikliğe gidilmişti. Amaç mal gibi yatıp çıkan mahkûmların suçlu davranışının nedenlerine inmek ve bu nedenleri ortadan kaldırmak diye özetlenebilir. Avrupa’nın belli başlı ülkelerinde bu uygulama 100 senedir yapılmakta. Hedef; suçlu davranışının arkasında yatan kişisel ve toplumsal faktörlerin tespit edilmesi, bu faktörlerin mümkünse ortadan kaldırılmasını falan. Bu yolla kişinin tekrar suç işlemesinin önüne geçilerek hem kişinin, hem olası mağdurların hem de toplumun zarar görmesinin engellenmesi amaçlanmakta. Bu yasaya dayanarak 2024 yılında 1 milyon 719 bin 693 kişi hapishanelerden çıkarılmış, karakola gel imza at denmiş. Karakolların bunu takip etmesi bir ayrı dert ama çoğu da imzaya bile gitmemiş. Yasa olmuş Denetimsiz Serbestlik Yasası…

Neyse vakti zamanında bir genç vardı 13-14 yaşlarında Mustafa diye. Yüzlerce hırsızlık yapmış, kadrosu bile var: Daltonlar Çetesi. (Şimdinin meşhurları ile alakası yok) Soydukları yerleri birbirinin omuzuna çıkarak yapıyorlar onun için adları Daltonlar. Ben ve avukatım Sibel (Suiçmez) Hanım o zaman bu çocuğa sahip çıkmak istedik. Suç işliyor ama yaş durumu gözetilerek salıveriliyor. Aldım Mustafa’yı Halk Eğitim’in Galoş kursuna yazdırdım, galoş üretiyor para da kazanıyor. Elbisesini ayakkabısını aldık, 23 Nisan’da TBMM Trabzon’u temsil etsin dedik. Rahmetli Milli Eğitim Müdürü Muzaffer Bey aracılığı ile Ankara’ya gönderdik. 24 Nisan’da geri döndü ilk iş benim işyerimi soydu!

Bende bu yasanın işlerliğini savunuyorum ama bunları bu suça teşvik eden ne? Asıl bunu araştırmak gerek…

POLİS HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ…

Bu hafta biliyorsunuz, Polis Haftası.

Öncelikle hükümetlerin değil devletin polisi olan, tarafsız olan, adaletli olan, ayrımcılık yapmayan tüm cefakâr polislerimizin Polis Haftası’nı kutluyorum.

Aralarında görevini layığı ile yapanlar olduğu kadar mesleğini koz olarak kullananlarda var. Ne yazık ki son zamanlarda bu gibi suistimalcilerin çoğaldığını görüp üzülüyoruz.

Yıl 1995, Ben hem Muhtarım İskenderpaşa Mahallesinde hem de o zaman rahmetli Ayhan (Kıyak) abinin Türksesi Gazetesinde köşe yazarı. Polis Haftası dolayısı ile beni bir TV konuşmasına çağırdılar. Emniyet Müdürünün de katıldığı o TV programı, sanırım Ekim TV’de idi, Ersin Ramoğlu yönetiyor. Gittim programa ama çok kalabalık, resmen katılımcılar tribünde oturuyor. Gece 9’da başlayan program 2’lerde falan bitti bana da 10 dakika söz düştü, elbette diyecekleri söyleyemedim. Geldim gazetemde 4 gün üst üste “Söyleyemediklerim 1-2-3-4” diye yazılar kaleme aldım. Yazılar o zaman Trabzon’da epeyce ses getirmişti. Polisin özellikle Meydan’da yaptığı uygulamaları eleştiriyordum. Yazılarımın çıktığı son gün Trabzonspor-Galatasaray Türkiye Kupası Finali de var (1-0 yenip kupayı Trabzonspor almıştı) o gece İl Emniyet Müdür Aydın Genç ve Asayiş Müdürü Mustafa Emeksizoğlu’nun tahrikleri ile apar topar kodesi boyladık.

Rahmetli Vali Yardımcımız Ahmet Önal sabaha kadar uğraşmıştı ama polislere söz geçiremedi, ertesi gün Savcı’nın karşısına çıktık. Benden şikâyetçi İl Asayiş Müdürü, şahitleri de Taksim Karakol polisleri! Mahkemeye havale edildik, Muhtar diye tutuksuz yargılandık ama Görevli Memura Hakaret ‘ten ceza almayı önleyemedik…

Her Polis Haftası’nda bu gelir aklıma.

Yine de kutlu olsun…

UGANDA’DAN TEHDİT ALDIK, İYİ Mİ?

40 bin kişilik ordusu ile Türkiye’ye 30 gün süre vermiş akabinde tüm diplomatik ilişkileri sonlandıracağını ilan etmiş Ugandalı general… (gülmeden sadece bu kadarını yazabiliyorum)

Uganda yani bildiğimiz Uganda, gece gece belasını arıyor zannımca. Helal olsun dedim, adamların toplam 15 helikopteri ayrıca deniz kuvvetleri olarak devriye gemileri var, füzesi hiç yok, katıldıkları savaş 1.Kongo Savaşı, bir de çıkmış diplomatik ilişkileri bitiririz diyor.

Ne oldu da bu arkadaş bu kadar celallendi, birinin gece gece ayağına mı bastık bilmiyorum ama adam resmen İsrail’i savunuyor ve bize ateş püskürüyor. Dosta güven bize de korku veriyor, helal valla bu generale…

Düşünsenize Uganda’dan mızraklı hava saldırısına uğruyor muşuz!

Tam korkacağım, alıyor beni bir gülme. Ne içiyorlar acaba, biz de içsek ekonomi düzelir mi?

Babası da Uganda devlet başkanı imiş bu generalin, 40 senedir iktidardalar yani. Sanırım 82 yaşındaki babasının yakında yerine oynuyor. Toplanıp Uganda’ya mı gitsek, bilemedim şimdi. Birde bu arkadaş diyor ki, İsrail’in yaşam hakkı imiş ve Uganda İsrail’in yanındaymış. Türkiye’ye de 30 gün süre vermişler, kendimizi düzeltmezsek bizimle ilişkileri kesip havayollarımızı engellerlermiş. Durum çok net, herkes bizimle dalga geçiyor resmen.

Dur generalim dur Allah’ını seversen, zaten ortalık karışık bir de sen yorma bizi…

ÇİN…

Bizim eski Bakan, şimdilerin TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanımız Adil Karaismailoğlu demiş ki; turizm de Rotamız Çin…

Bu hafta sonu 16-21 Nisan tarihlerinde Çin’de İpekyolu Turizm Fuar’ına katılacakmışız ve Çinli turizmcilere Trabzon’u anlatacakmışız.

Çin süper bir ülke, hatta geçen gün İran’da ABD saldırıları sonucunda öldürülen çocukların ailelerine 200 bin dolar yardım göndermesini basından öğrenmiştik. O kadar parayı bizim Yıldız Tilbe bile gönderdi Filistin’e bu nasıl bir süper güç dedirtti bize ama olsun.

Siz ucuz Çin işi oyuncaklar ve son yıllarda mantar gibi türeyen ucuz otomobiller falan üreten bir ülke zannediyorsunuz ama antik Çin medeniyeti “dört büyük buluş” ile anılır. Bunlar; pusula, barut, kağıt ve matbaadır. Bunları dünyada ilk bulan Çin medeniyetidir.

Son yıllarda teknoloji de acayip fark attılar, sen 5G ile övünüyorsun ama Çinliler 10G ye geçtiler bile. Siz gerisini düşünün artık.

Ben teknoloji falan istemiyorum, pusula mesela çok cazip gelir bana.

Çinli arkadaşlar, pusulanızı bize de öğretin bir zahmet.

Yönümüzü bulamıyoruz, batı mıyız yoksa doğu muyuz?

ULUSLARARASI GÖRSEL MİZAHİ YAPITLAR SERGİSİ

Bugün geleneksel hale gelen Uluslararası bir serginin açılış günü.

Mizah Sanatı Derneği bu işi biliyor. 12.cisini 13-19 Nisan arasında Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi Sergi Salonu’nda gerçekleştiriyor.

Sergiye 35 ülkeden, 168 sanatçının eserleri var. Karikatür, fotoğraf ve heykel konseptinden oluşan sergide bu sene heykel sanatçıları aşırı fiyat artışları nedeniyle katılım yapamadı.

Ben Mizah Sanatı Derneği’ni bu başarılı etkinliğinden dolayı başkanları Adnan Taç’ı tebrik ediyorum.

Siz sevgili okurlara da bu sergiyi mutlaka gidin izleyin diyorum, çok şey öğreneceksiniz inanın…

AKRAN NEZAKETİ DERSİ…

Trabzon Büyükşehir Kent Konseyi, gençlerin hukuki farkındalığını arttırmak ve dijital dünyadaki risklere karşı korunma kalkanı oluşturmak amacı ile “Akran Nezaketi” projesi başlatmış. Proje kapsamında 2.ci durak Akçaabat olmuş.

Güzel bir çalışma. Akran zorbalığından akran nezaketine hızlı geçiş…

Yıllar önce Bursa’da bir Kent Konseyi toplantısına Trabzon adına katılmıştım. Katılımcılardan bir gencin şu sözlerini her zaman kullanırım. Demişti ki genç “Ben yönetmek değil, ben yönetilmekte değil, ben benim hakkımda verilen kararlara katılmak istiyorum…” Bu sözü Asım Aykan Belediyesi pankart yapmış, her toplantı da bu sözü katılımcılara hatırlatmıştık. Evet, gençler yönetmek, yönetilmek değil, kendileri hakkında verilen kararlara katılmak istiyor. Bunun için Kent Konseyleri Gençlik Meclisleri bunu sağlaması lazım. Bu gençlerin sesini yerel meclislere iletilmesini sağlamalı. Kent Konseyleri anlamı da budur. Yerel meclislerde söz hakkı bulunmayan toplum katmanlarının sesi olmak, onların sesini idarecilere ve kenti yönetenlere duyurmaktır görevi.

Trabzon’da bu iş böyle mi?

Elbette hayır, gidin bakın İŞKUR önündeki iş kuyruklarına. Ben baktım, gencin elindeki dilekçede “görev yaptığınız STK’lar” diye bir bölüm var. Elindeki dilekçesine baktığım genç de yazmış: “AKP Gençlik Kolu, Kent Konseyi Gençlik Meclisi üyesi” diye…

Demem o ki, bu gibi kurulları siyasi emellerinize kanalize etmeyin…