16 Mart tarihi her yıl “Türkiye’de öğretmen okullarının açılışı” günü olarak kutlanır. Ne var ki pandemi dolayısıyla iki yıldır bu kutlama etkinlikleri yapılamadı. Bugünkü yazıyı bu yıldönümü için değerlendirmenin faydalı olacağını düşündük.

Tanzimat’ın ilanından sonra rüşdiye(ortaokul) mekteplerine öğretmen yetiştirmek amacıyla 16 Mart 1848’te İstanbul Fatih’te “darulmuallimin” adıyla bir öğretmen okulu açıldı. Üç yıllık olan bu okulun ilk müdürü A. Cevdet Paşa idi. A. Cevdet Paşa darulmuallimin ilk nizamnamesini hazırlayıp 1852 yılında sözkonusu nizamname yürürlüğe girdi. Bu nizamnamede(tüzük) bu okulun idari ve mali teşkilatının yanında, bu okula öğrenci kabul şartları, okutulacak dersler ve mezunların durumu ele alınmıştır. Okutulacak dersler arasında öğretmenlik mesleği için zorunlu olan “usul-i ifade ve talim” dersleri yer almaktaydı.

16 Mart 1848 tarihi, Türkiye’de öğretmen yetiştirme tarihinde bir dönüm noktasıdır. Darulmuallimin aynı zamanda mekteplerde öğretmen gerekli oldukça bu okul mezunlarından alınmak üzere açılmıştı. Buna göre ilk kurulan bu okul, Türkiye’de eğitim bilimlerinin, etkili öğretim yöntemlerinin öğretilmesi ve bu doğrultuda öğretmenler yetiştirilmesi amacıyla açılmıştır. Bu okul aynı zamanda Türkiye’de pedagojinin(eğitim bilimleri) öneminin farkına varılıp kurumsallaşması yolunda Tanzimat’ta atılan ilk önemli adımdır.

Darulmualliminin ilk müdürü A. Cevdet Paşa 1851’de hazırlamış olduğu tüzüğü yürürlüğe koymuştur. Bir okul müdürünün görev yaptığı okulun nizamnamesini(tüzük) hazırlaması “ademi merkeziyetçiliğin” zirvesini göstermesi bakımından önemlidir. “Okula dayalı yönetim” diye adlandırılan bu uygulama, günümüz eğitim sistemi ve eğitim yönetimine bir hayli uzak görünmektedir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda uygulanmakta olan bu yönetim biçimi, eğitim sisteminin başarılı olmasında önemli etken olarak değerlendirilmektedir. Okula dayalı eğitim yönetiminde okul müdürü, okulda çalışacak öğretmenleri kendisi seçebiliyor ve okulun müfredatı ile yönetmeliğini çıkarabiliyor. Tanzimat’ta böyle bir uygulamanın yaşandığı ülkemizde bugün böyle bir yönetim sistemini konuşmak bile zor görünüyor.

Bu nizamnamede dikkat çeken hususlardan bazıları şunlardır:

Okula en çok 20 öğrenci alınacak.

Öğrenciler okula sınavla alınacak.

Okulun öğrenim süresi üç yıldır.

Öğrencilere dolgun maaş verilecek. Düşünün ki öğretmen yetiştirme kurumunda öğrenciler “dolgun maaş” alıyorlar.

Öğrencilerin saygınlığına gölge düşüren cerre çıkıp para ve yiyecek dilenmeleri geleneği kaldırılmıştır.

Okulda kimseye iltimas(torpil) tanınmayacak.

Başarılı öğrencilere okulu 3 yıldan daha önce bitirme yolu açılmıştır. Bu uygulama da bizde yeni yeni konuşuluyor ama uygulamada henüz böyle bir şey görünmüyor.

Mezunların göreve atanmalarında mezuniyet başarı dereceleri ve sıraları gözönünde tutulacaktır.

Mezunlar göreve atanıncaya kadar bilgilerini pekiştirmek için maaşları verilerek okulda tutulacaklardır.

Boşalan bir ortaokul(rüşdiye) öğretmenliğini kabul etmeyen mezunun diploması elinden alınacak, kendisine bir daha da öğretmenlik verilmeyecektir