Bunu ilk merhum Rize eski Belediye Başkanı Ekrem Orhon söylemişti, “denizi kara, karayı paraya yapacağız”. Mübarekler hiç bitmiyor o gün bu gündür…

Resmen ülkenin yüzölçümü değişti, doldur doldur bitmiyor.

Güzelim Karadeniz doğasını, sosyal yaşamını dolgu alanları ile öldürdüler. Önce Çin Seddi gibi bir Samsun-Sarp bölünmüş otoyolu yaptılar, yüzde doksanı dolgu. Sonra getirip Ordu-Giresun il sınırı Güzelyalı’ya havaalanı yaptılar dolgu alanı üzerine. Trabzon’da AKKazık Stadyumu, Ganita-Faroz yürüyüş yolu, Beşirli Yaşam Alanı hep dolgu üzerine. Şehir Hastanesi kondurdular stadyum yanına, nasıl bir zekâ ürünü hala kavrayamadık. Rize havaalanını da deniz dolgusu üzerine yaptılar.

Şimdi sıra Trabzon havaalanını büyütmeye geldi, hemen akıllarına yine deniz dolgusu.

Buradan teklif ediyorum, derhal Türkiye yüzölçümü tekrar belirlensin. Kandırmayın milleti 783 bin 562 km2 diye.

Rant alanlarınızı da ekleyin lütfen…

DOLGU ALANINA ULUCAMİ YAPMAK…

Trabzon Moloz sahilinde de aynısını yaptılar, deniz dolgusu üzerine cami.

Bunlarda hep bi’büyük eser bırakma hevesleri var. Devasa havaalanları, devasa hükümet konakları, devasa adalet sarayları, devasa külliyeler…

Benim tertip Asım Efendi de getirip Boztepe’nin bağrına Osmanlı Camii kondurmuştu, etrafında en az 3-4 cami varken. Bir ara Osmanlı Camii imamına sormuştum “cemaat sayınız nedir?” diye, Cuma namazları hariç. “Sabahları 5-6 kişi oluyor” demişti İmam.

Şimdi İstanbul Kadıköy sahiline, denizi doldurup “Ulu Camii” yapacaklarmış!

Okul yapılırsa insanlar bilinçlenir iktidara oy vermez bari camii yapalım diyorlar.

Camiye falan karşı değilim, gerekli yerlerde elbette yapılmasından tarafım ama hakikaten Osmanlıcılığında suyunu çıkardınız arkadaş. Belki de dert cami falan değil, seçim öncesi ortalığı karıştırma işleri. Taksim’e dikemedikleri projeyi çakma bir Mimar Sinan projesi ile Kadıköy’de atacaklar ortaya, muhalefette oltaya gelirse laflar sözler gidip gelecek. Bunlar camii düşmanı diye de siyasi çıkar iştahı artacak iktidardan.

Bekleyip göreceğiz, oyuna gelmemek lazım…

ZENGİN Mİ, FAKİR Mİ?

Kim ne derse desin ben bu ablayı çok beğeniyorum. Çok zarif çok hanımefendi, iç güzelliği nurlu yüzüne vurmuş, utanmayı da bilen biri. (Böyle de bi’ deneyelim bakalım)

Özlem Zengin, AKP Gurup Başkan Vekili...

273.196 lira maaş alan bu abla son meclis görüşmelerinde emeklinin tabutundan rahatsız olmuş! Tabutu meclise getiren CHP vekillerine kızmış, “Bugünden sonra ortak bir tutum olarak genel kurula böyle materyaller getirilmesi zinhar yasak!” diye de buyurmuş.

Kendisine “Gurup başkanvekilinin soyadı ‘Zengin’, bu yüzden zenginlere alaka duyuyorlar” diye soyadı üzerinden hitap edenlere de çok kızmış, “Sururi Bey var” diyor, “Çorabatır. Bilmiyorum çorap batırmış mıdır kendine? Nurten Hanım var” diyor “Soyadı Yontar. Kimseyi yonttu mu bilmiyorum. Sibel Hanım var” diyor, “Suiçmez, herhalde gün içinde su içiyordur kendisi”

Valla süper, süper bi’abla bu Özlem Zengin. Bu cevaptan daha iyisini de söylemiş “Garibandan oy alarak geldik, garibanı en çok biz düşünüyoruz”

Açlık sınırının bile altında bir rakamla emekliye 20 bin lirayı reva gören bir AKP milletvekili.

Şimdi diyeceksiniz ki utanmıyor mu?

“Utanmıyoruz” demişti ya duymadınız mı, dağılın…

BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN BAŞI O KURUM…

Bana sorsalar ben net TÜİK derim.

Son 15 yıldır halkın gerçek yaşam maliyetlerini yansıtmayan, bilimsel temelden uzak ve siyasi direktiflerle şekillendiği açıkça hissedilen verilen yayınlayan bir kurum oldu çıktı. Arkadaş, aklım almıyor artık bir devlet kurumu düşünün ki; market rafındaki fiyatla enflasyon arasında uçurum varken hatta kiralar bile yüzde 200 artarken gidiyor TÜFE’ye %25 yazıyor! Enflasyon hesaplamasında kullandığı “madde sepetini” halktan gizliyor, kendini eleştiren akademisyenleri ya görmezden geliyor ya da yok etmeye çalışıyor.

Bence bu yaptığı sadece bir istatistik sorunu değil, hukukun, ekonominin ve hatta halk iradesinin resmen gaspıdır. TÜİK verilerine göre memura, emekliye, asgari ücretliye yapılan her eksik zam; çocuğuna mama alamayan bir annenin, kirasını ödeyemeyen bir çalışanın doğrudan yaşam alanına müdahaledir. Verilerle oynayanlar sadece basit bir sayı ile değil, milyonlarca insanın hayatı ile oynuyorlar. Gün gelecek, bu dönemde görev alan ve bile isteye yanlış veri açıklayan herkes, “görevi kötüye kullanma”, “resmi evrakta sahtecilik” ve hatta “kamu zararına sebebiyet” gibi suçlamalarla yargı önüne çıkacaklardır. Bu ülkenin çocukları “birileri kafasına göre enflasyon uydurduğu için” yoksulluk çektiği bu dönemi unutmayacaktır.

Bu yalan düzen, sahte verilerin gölgesinde büyüyen bu yalan düzen mutlaka çökecektir.

Gerçekler er ya da geç gün yüzüne çıkar…

ÜNİVERSİTELERE YENİ İŞKOLU TAVSİYEM…

Geçen hafta Trabzon’da açılan tek özel üniversite Avrasya’nın 15.ci kuruluş yıldönümü kutlanmış. Kendilerini kutluyoruz, başta Prof. Dr. Ömer Yıldız olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

Prof. Yıldız, törende yaptığı konuşmada 2 yeni fakülte isteğini dile getirmiş: Diş Hekimliği Fakültesi ve Hukuk Fakültesi. Valla ben her ikisine de karşıyım. Diş Hekimliği normal tıp eğitiminden görülmüyor. Onu tercih eden gençler “tıp fakültesini tutturamadık, bari diş hekimliğini kaçırmayalım” düşünerek tercih ediyorlar, çoğu da ilk fırsatta tıp fakültelerine geçiş için daha çok çalışıyor imtihana tekrar giriyor.

Hukuk Fakülteleri mezunları ise ülkede yüzde yüz arttı! Mantar gibi fakülte açtılar, mesleğe giriş sınavını geçenlerin yüzdesi 25-30. Her yıl 10-15 bin avukat mesleğe başlayamıyor!

Benim Sayın Prof. Dr. Yıldız’a teklifim yeni 2 fakülte, biri “Kasiyerlik Fakültesi” diğeri “Motokurye Fakültesi”. Her ikisinin de mevcut dönemde iş garantisi çok fazla.

Açın bu fakülteleri, yeminle paraya para demezsiniz…

FOŞA FINDIĞINA HEYKEL YARIŞMASI…

İlçenin kültürel değerlerini ve estetik anlayışını öne çıkarmak amacı ile “Coğrafi İşaret Tescilli Arsin Foşa Fındığı Temalı Kent Heykeli Tasarım Yarışması” düzenlenmiş ve yarışma sonucunda dereceye girenlere ödülleri verilmiş.

Yomra’da Elma, Tonya’da tereyağı, Vakfıkebir’de ekmek falan derken Arsin’de Foşa Fındığına sahip çıktı. Tebrik ediyoruz…

Arsin enteresan bir yerdir, yıllarca AKP orada seçimleri kazanırdı 2024 de yanlış aday seçiminden dolayı şak diye el değiştirdi. Yeniden Refah Partisi adayı Hamza Bilgin seçimi kazandı. Ama 2025 de tak diye AKP’ye geçti! Yani Arsin’de seçimi AKP, Yeniden Refah Partisi ile yeniden kazandı!

Neyse, bu konular bizi aşar. Akıllarımızın sinir uçları ile oynamaya değmez.

Sayın Başkan Bilgin, 2026 da “heykel” yarışması yaptı. Bu önemli aslında. “Heykel” olgusu her dönem sağ siyasette yaban ördeği gibidir, hiç sevilmez. Diyeceksiniz ki, heykel var (!) heykel var (!)…

Ben severim heykelleri ne olursa olsun, gelişmiş medeniyetlerin dünyaya hizmetidir. Geri kalmış medeniyetlerin de korkulu rüyası.

Hayırlı olsun Bilgin Başkan…

YENİ AKİT’TEN “EKREM’İN TECAVÜZ KREŞLERİ KAPATILSIN” BAŞLIĞI…

Valla nasıl düşünüyor da o başlıkları atıyorlar anlamıyorum. Nasıl bir ruh halidir arkadaş, soruşturma aşamasında olan bir konu hakkında “Epstein adası” demek, “tecavüz” demek nasıl bir ruh dışavurumudur?

Elbette ki soruşturma sonucunda sorumlular bedelini en ağır şekilde ödesin ama kreşler açısından bu başlığı atmak, bu dili kullanmak nasıl bir iş?

Ayrıca bu manşetin aynısını bir muhalif gazete atsa, mesela Ensar için, taa çaycısına kadar toplarlar musaf çarpsın. Epstein adası benzetmesi ne arkadaş? Dervişin fikri neyse zikri de oymuş misali akılları fikirleri, bilinçaltları nasıl deforme ise tam bir Freudyen yansıtma örneği. Kendi mahallenizdeki tarikat yurtlarında, kuran kurslarında çocuklar bademlensin görmezlikten gel, yanarak can verirken “bir kereden bir şey olmaz” diyenleri manşetlerine taşı ve onları akla ama konu İBB olunca bu tavrı takın!

İBB’nin o kreşlerinde Atatürkçü aydınlık nesiller yetişmesinden duyulan korkunun dışavurumudur diyorum ben.

Gerçi bunların Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “küçüğün rızası var” deyip tecavüzü meşrulaştırmıştı bu ülkede, bunlarda işlerinin keyfini yaşıyorlar…