Ali Köse Ağabeyin örnek bir çalışma olarak kaleme aldığı “Ömür Mirası” adlı kitabın kapağını özellikle çok beğendim. Fatma Zehra Yalmancı tarafından tasarlanan kapakta, elinde kitaplar bulunan Ali Köse’nin öğrencilik (çocukluk) yıllarından siyah beyaz bir fotoğraf ve arka planda bir okul silueti yer alıyor.

Kapak tasarımında bir de el yazısı arka planı bulunuyor. Kitabın arka kapağında Ali Köse Hocama ait şu anlamlı ifadeler (uyarılar) bulunuyor: “Daha çok çalışmanızı; öğretmenlerimizi ve personelimizi daha çok çalışmaları konusunda teşvik etmenizi istiyorum. İlimize yaraşır başarıyı sürdürmek ve daha da yükseltmek durumundayız. Bunu beraber başaracağız. Bunu, ülkemizin tarihi misyonunun gereği üzerimize yüklenen vebal için yapacağız. Kaybedecek, başarısızlıkla suçlayacak, sokağa terk edecek bir tek öğrencimiz yoktur; olamaz. Her kaybedilen öğrencide bizim de vebalimiz vardır.

Güçlü ülke; iyi yetiştirilmiş, köklerine bağlı güçlü nesillerle inşa edilir. Geriye çocuklarımızın ve torunlarımızın her dakikasıyla gurur duyacağı bir ‘ömür mirası’ bırakalım.”

Son derece anlamlı, gerekli ve isabetli bu kıymetli değerlendirme ve uyarılardan sonra yine arka kapakta Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakanlık Müşaviri-Yazar Ali Rıza Özdemir’in Ali Köse’yle ilgili şu değerlendirmesi yer alıyor: “Ali Köse, tanıdığım en sağlam, en çalışkan ve en üretken devlet adamlarından biridir. Devlet terbiyesini, disiplinli çalışmayı, kamu yararını gözetmeyi ve devlet malını koruma hassasiyetini bizzat ondan öğrendim. Onu tanımak ve maiyetinde görev yapmak, hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Ali Köse, bu kitabında sadece kendi hayatını anlatmakla kalmıyor, bir döneme de ışık tutuyor. Onun anıları rehberliğinde bir devrin millet ve devlet okumasını yapabiliyor, idealist devlet memurları için eşsiz tecrübelere tanıklık ediyoruz. Zekâsına ve hafızasına defalarca şahit olduğum Ali Köse’nin, bu çalışmayla arşivci yönünü de keşfetmiş oluyoruz.”

Eğitimci Ali Köse, “Ömür Mirası” adlı kitabını büyük bir vefa örneği göstererek “Fedakarlık timsali babama ve anneme” diyerek anne babasına ithaf etmiştir. Söz konusu kitap Ali Köse’nin uzun sayılabilecek üç sayfalık Ön Söz’üyle başlıyor. Yazar bu bölümde kitabı yazma gerekçesinden, bu konudaki tereddütlerinden, kitabın içeriğinden, kitabın hazırlanma sürecinde istifade ettiği kişilerden bahsediyor, o kişilere bir de teşekkür ediyor. Ali Köse Ön Söz’de kitaba ve hazırlama sürecine dair şu duygu ve düşüncelere değiniyor:

“Otobiyografi yazmanın, insanın kendi aynasına bakma cesareti gerektiren iddialı bir yüzleşme olduğunu bilincindeyim. Bu kitabı elinize aldığınızda; beni yakından tanıyan biriyseniz “Bildiğim bu hayatın ardında daha ne olabilir?”, beni tanımayan biriyseniz “Bu yabancının hikâyesi bana ne anlatabilir?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Bu düşüncenizde haklısınız. Kendi geçmişimde içsel bir kazı yapma düşüncesiyle başladığım bu çalışmanın, satırlara döküldükçe hepimizin hayatından izler taşıyan ortak bir anlatıya dönüştüğünü fark ettim. Kendi hikâyemde bulduğum bu “bize dair” yansımalar, yaşantımı bir kitapla ebedîleştirme cesareti verdi. Yazıp yazmamak arasında gitgeller yaşadığım hayat hikâyemi kâğıda dökmeye karar vermemde üç ana neden belirleyici oldu. Birincisi; yaşadıklarımdan süzülen birikimin kimine bir ibret, kimine bir tavsiye, kimine de mütevazı bir örnek teşkil ederek zayi olmayacağı düşüncesidir. İkincisi; çok sevdiğim çocuklarıma, torunlarıma ve gelecek nesillerimize aile geçmişimizi ve kültürümüzü bir miras gibi aktarma arzusudur. Sonuncusu ve belki de en kişisel olanı ise; görev yıllarım boyunca zamanlarından çaldığım eşime, çocuklarıma ve aile çevreme karşı duyduğum vefadır. Ülkeye nitelikli insan kazandırma uğruna adanmışlıkla verdiğim bu mücadeleyi, onlara bir mazeret değil, bir gönül borcu ve haklı bir gerekçe olarak sunmak istedim.