Türkiye Yüzyılı’nda yeni bir döneme girdik. Terörsüz Türkiye yalnızca bir güvenlik projesi değil, Türkiye’nin huzurunu kardeşliğini birlik ve beraberliğini güçlendirecek bir devlet projesi olarak ele alınıyor.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sürecin artık önemli bir aşamaya geldiğini belirterek şu mesajı verdi: “Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır.”
Bu açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vurgusu; “sürecin geri dönüşü olmayan bir noktaya taşınması, Türkiye’nin Terör tehdidinden kalıcı olarak kurtarılması ve milli birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi” yönündedir.
Terörden temizlenen Türkiye’nin enerjisini artık kalkınmaya, üretime ve geleceğe yöneltmesi gerekiyor. Çünkü meseleyi sadece güvenlik açısından ele alamayız. Sürecin ekonomi ve refah boyutu da önemli…
Çünkü güvenliğin olduğu yerde yatırım olur. Yatırımın olduğu yerde üretim artar. Üretimin arttığı yerde istihdam büyür. İstihdamın büyümesi ise vatandaşın refahına, gençlerin geleceğine, şehirlerin gelişmesine ve Türkiye’nin ekonomik gücüne doğrudan yansır.
Terörün oluşturduğu belirsizlik ve güvenlik maliyetleri azaldıkça, Türkiye’nin önündeki ekonomik potansiyel de daha güçlü şekilde ortaya çıkacaktır. Yıllardır enerjimizi, kaynaklarımızı ve insan gücümüzü terörle mücadeleye ayırmak zorunda kalan Türkiye, artık bu gücünü daha fazla üretime, teknolojiye, sanayiye ve yüksek katma değerli yatırımlara yöneltebilir.
Terörsüz Türkiye demek, aynı zamanda yatırımcı için daha güvenli bir Türkiye demektir.
Daha güvenli bir Türkiye; fabrikaların daha rahat kurulması, yeni yatırımların artması, üretim kapasitesinin genişlemesi ve daha fazla insanımıza iş imkânı sağlanması demektir. Özellikle gençlerimizin kendi ülkesinde geleceğini kurabilmesi, Türkiye’nin en büyük kazanımlarından biri olacaktır.
Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefini sadece siyasi veya güvenlik başlığı altında değerlendirmek eksik olur. Bu hedefin ekonomik bir karşılığı, sosyal bir karşılığı ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin çok daha büyük bir anlamı vardır.
Türkiye’nin önünde şimdi çok daha büyük bir kalkınma alanı bulunuyor.
Üretim ekonomisini güçlendirmek, sanayimizi daha ileri taşımak, tarımda verimliliği artırmak, teknoloji ve savunma sanayisindeki kazanımları sivil alanlara da yaymak, gençlerimizin istihdamını artırmak ve kadınların ekonomideki gücünü daha da yükseltmek zorundayız.
Bunun yanında enerji, Türkiye’nin geleceğinde belirleyici başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve yenilenebilir kaynakların daha etkin kullanılması, doğal gaz ve petrol aramalarının sürdürülmesi ve Türkiye’nin bir enerji merkezi olma hedefi, ekonomik bağımsızlığımız açısından büyük önem taşıyor.
Çünkü enerji sadece ışığı yakmak değildir.
Enerji; üretimdir, sanayidir, ulaşımdır, ihracattır, istihdamdır. Enerji güvenliği, aynı zamanda ekonomik güvenliktir.
Türkiye bulunduğu coğrafya itibarıyla yalnızca kendi enerji ihtiyacını karşılayan bir ülke olmakla yetinemez. Avrupa ile Asya arasında, Karadeniz ile Akdeniz arasında, enerji kaynakları ile büyük tüketim merkezleri arasında stratejik bir köprü olma avantajını da değerlendirmek zorundadır.
İşte Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye’nin bu büyük vizyonuna içeriden güç kazandıracak önemli bir adımdır.
Türkiye’nin önünde artık yeni bir sayfa vardır.
Bu sayfanın adı huzur, güven, üretim, kalkınma ve refah olmalıdır.
Çünkü Türkiye Yüzyılı’nın en büyük gücü, kendi içinde güçlü ve bütünleşmiş bir Türkiye olacaktır.
Terörsüz Türkiye hedefinden ekonomik kalkınmaya, toplumsal bütünleşmeden enerji bağımsızlığına, üretimden bölgesel liderliğe uzanan bu yol; Türkiye’nin geleceğe daha güçlü yürümesinin yoludur.
Ve artık Türkiye’nin enerjisini geçmişin sorunlarına değil, geleceğin büyük hedeflerine harcama zamanıdır.