“T*r*rs*z Türkiye” sürecinde yeni bir döneme geçilmiştir, süreç yeni bir sayfanın eşiğinde… Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bugün sürecin bir “hedef” olduğunu, devletin ise yol haritası ve takvimi bulunduğunu vurguladı.
Türkiye Yüzyılı’nda; Türkiye’nin huzuru, güvenliği, birlik, beraberlik, kardeşlik, milli irade ve Türkiye’nin geleceği üzerine, bugün Türkiye’nin önünde yeni bir dönem açılıyor.
Terörle mücadelede elde edilen kazanımların kalıcı hâle getirilmesi, Türkiye’nin güvenlik anlayışını da yeni bir aşamaya taşıyacaktır. Çünkü güvenlik kavramı artık sadece sınır güvenliğinden ibaret değildir.
Artık yalnızca klasik terör örgütleriyle değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı yeni tip suç örgütleriyle, organize suç yapılarıyla ve toplumun güvenliğini tehdit eden farklı yapılanmalarla da kararlı biçimde mücadele edilmesi gerekiyor.
Sokaktaki vatandaşın güvenliği,
Gençlerin uyuşturucu ve suç örgütlerinden korunması,
Ekonomik düzenin mafyatik yapılardan uzak tutulması ve
Dijital dünyanın oluşturduğu yeni tehditlere karşı toplumun korunması gibi konular da güvenliğin ayrılmaz parçalarıdır.
Bütün bunları yalnızca Türkiye’nin iç meseleleri üzerinden değerlendirmek de mümkün değil. Orta Doğu coğrafyasında uzun zamandır; Savaşlar, terör örgütleri, siyasi istikrarsızlık ve bölgesel rekabet milyonlarca insanın hayatını ve ekonomiyi etkiliyor. Ancak her kriz sonsuza kadar sürmez.
Orta Doğu‘nun sancılı coğrafyasında yeni bir dönem başlıyor. Bugün bölgede güvenliğin yeniden tesis edilmesi, devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve şehirlerin yeniden ayağa kaldırılması yönünde önemli bir ihtiyaç ortaya çıkmış durumda…
Terörün tamamen sona ermesi noktasında Irak ve Suriye özel bir önem taşıyor. Çünkü Türkiye açısından bakıldığında; Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” hedefiyle yürüttüğü süreç, doğal olarak Irak ve Suriye’deki gelişmelerle de doğrudan bağlantılı bir güvenlik zemini oluşturuyor.
Terörsüz Türkiye yolunda, Türkiye’nin izlediği dış politika ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ekibinin başarılı diplomasi trafiğinin, bu sürece büyük katkısı vardır.
PKK’nın Irak’taki varlığı uzun yıllardır bölgesel güvenliği etkileyen önemli unsurlardan biri oldu. Irak; yıllardır terörün, savaşın ve siyasi istikrarsızlığın ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biridir.
Suriye’de terör yapılanması uzun yıllardır bölgesel güvenliği etkiledi. Suriye’de; terörün, savaşın ve siyasi istikrarsızlığın ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri olarak ağır bedeller ödedi. Yakın zamanda Suriye’de SDG/YPG tamamen feshedildi.
Ancak şimdi önlerinde ülkeleri adına farklı bir gelecek kurma fırsatı bulunuyor. Irak ve Suriye’de yeniden yapılanma, daha güvenli bir yaşam oluşturulması, şehirlerin büyümesi ve modern metropollere dönüşmesi yalnızca yeni binalar yapmak anlamına gelmiyor.
Asıl mesele; güvenli şehirler, güçlü altyapı, ulaşım, eğitim, sağlık, ticaret ve istihdam imkânlarıyla insanların geleceğe güvenle bakabileceği bir yaşam alanı oluşturmak.
Bu anlamda Irak’ın ve Suriye’nin yeniden yapılanmasını bir çeşit “bölgesel kentsel dönüşüm” olarak değerlendirmek mümkün. Çünkü şehirleri yeniden kurmak kadar, şehirlerin ruhunu ve güvenlik anlayışını da yeniden inşa etmek gerekiyor.
Terörün gölgesinde yaşayan bir şehir gerçek anlamda gelişemez. Yatırım gelmez, üretim artmaz, ekonomi güçlenmez, gençler geleceklerini başka yerlerde arar.
Bu nedenle Irak ve Suriye’nin terör örgütlerinden arındırılması ve devlet otoritesinin güçlendirilmesi, yalnızca Irak ve Suriye halkları için değil, tüm bölgenin istikrarı ve Türkiye’nin sınır güvenliği açısından önem taşıyor.
Çünkü terörün sona ermesi yalnızca silahların susmasıyla tamamlanacak bir süreç değildir. Asıl başarı, terörün yeniden hayat bulabileceği sosyal ve ekonomik zeminlerin tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
Burada hedef yalnızca örgütün silah bırakması değil; terörün yeniden ortaya çıkmasını önlemektir. Çünkü terör bir yerde sona ererken başka bir yerde yeniden örgütleniyorsa, mesele çözülmüş sayılmaz.
Türkiye’nin tam olarak istediği de: “Terörün kaynağının kurutulması, örgütlerin tasfiye edilmesi ve bölgenin terörden tamamen arındırılmasıdır.”