Sevgili okurlar Rizespor’un küme mücadelesi verdiği sırada onu çok kötü oyunla olsa da kendi sahasında yenince bu başlık ister istemez aklıma geldi ve de onu kullanmaya karar verdim. Geçmişten çok iyi biliriz ki böyle durumlarda ki(örneği çoktur) hep fatura Trabzonspor’a kesilmiştir.
 
Bu yaşanmışlık bilindiği için Rize’nin geçen hafta Gençler’e kaybedince, bugünü o günden gören Karadeniz gazetesinde Rizespor’u yazan Mustafa Bayrak arkadaşımız Rizelilere hitaben siz Ankara’da küme düştünüz diye yazmıştı. O günden yapılan bu tespit maçın oynanma sırasında iki takımın dostça mücadelesinde etkili olduğunu düşünüyorum. Maç sonu haber değeri dahi olmayan birkaç tartışma iki şehrin dostluğuna zarar verecek nitelikte asla değildir. Zira aklıselim Rizeli takımlarının düştüğü bu durumdan Trabzonspor’u sorumlu tutmak akla ziyan bir tutum olacağını çok iyi bilir. Yine aynı Rizeli bilir ki sporcu destekleme anlamında Trabzonspor’un önceliği daima Rizespor olmuştur.
 
Hal böyle iken belli aralıklarla bu sıkıntıları Rizespor niye yaşıyor?  Benim de anlamakta zorluk çektiğim bu durumu kendi penceremden sizlerle paylaşmak istiyorum. Sevgili okurlar Trabzonspor alt yapısında göreve 1977 yılında başladım, yani tam kırk yıldır hep futbolun içinde oldum. O gün olduğu gibi bugün de Rize’nin durumuna hiç akıl erdirebilmiş değilim. Bu sürecin bir bölümünde ağabeyimin Rize’de valilik yaptığını da bilgi anlamında ilave edersem bu denklemin çözülme noktasında zorluğu ve de benim zorluğum ortaya çıkmış olur.
 
Kısaca Rize ile ilgili bilinenleri hatırlatarak birlikte olaya bakmaya çalışalım. Rize nüfus olarak küçük sayılacak bir ilimiz olduğu bir gerçek. Ancak yetiştirdiği başta siyasetçi olmak üzere, başlangıcı çay olan zenginleri, armatörleri, ulusal boyutta iş yapan inşaatçılara kadar ülkenin en önde gelen illerinden biridir. Çıkardığı Başbakanlar başta olmak üzere parlamentoda Rize kökenli milletvekilleri hep ağırlıkta olmuştur. Bu özellikleri içinde barındıran bir şehrin takımı belli aralıklarda olsa bile bu hale nasıl düşer?
 
Bu soruyu cevaplamak için bu insanları tahlil etmede yarar var. Sevgili okurlar yukarda bahse konu ettiğim bu insanların birçoğu ile yöneticilik yıllarımda ya Fener ya da Beşiktaş’ta yönetici olarak karşılaştım. Bizim dönemde Ergun Gürsoy’un bir Trabzonlu olarak Galatasaray’da yönetici olmasını bir türlü kabullenememiştik. Kaldı ki o yıllarda ona çok da ihtiyaç yoktu. Oysa Rize her adamına o gün olduğu gibi bugün de ihtiyacı var. Sözgelimi Cumhurbaşkanı başta, millete küfreden iş adamı olmak üzere birkaç tanesine Rizespor’a el atın dese Rizespor bu halde olur muydu?
Sonuç olarak Rizeli zengin, Rize’yi küçük görüp hava atmak için büyük takımları seçerken, siyasetçisi de Rize’yi oy deposu olmaktan öte görmeyince olacak olan bu idi, o da bir kez daha tekerrür etmek üzere. Sevgili Rizeliler kendimce anlatmaya çalıştığım Rize’nin bu özel sorunlarını çözüp birliktelik sağlanmadan başkalarını suçlayarak hiçbir yere varılamayacağını artık görmelisiniz. Günah keçilerini başka yerde değil kendi içinde arayın. Daha fazla gecikmeden Referandum ile işe başlayarak takımınızın geleceğini kurtarabilirsiniz.