Her sene temcit pilavı gibi dillendirirler, yeni yıla girdik döküldüler. AKP meclis üyesi bir arkadaş Ortahisar Belediye aylık olağan toplantısında Kalepark bölgesinin “sivil”leşmesi gerektiğini falan dillendirmiş. Malum bu yer şu an askeriyede.
Meclis üyesi bu yerin üzerindeki mülkiyet davasında iddiacı aileyi savunmuş bir de eski bir gazetecinin hayali diye de fikri zarafetini süslemiş.
Önce şuradan başlayalım, nerede bunları söylemiş? Ortahisar Belediyesi Meclis toplantısında! Bu meclisin Kalepark konusunda yetkili falan olduğunu düşünüyorsanız elbette aklımızla alay ediyorsunuz. Onu önce geçelim. Bu sadece AKP’nin konuyu gündemde tutma ayakları.

İkinci konu Üçüncüoğlu ailesinin Kalepark konusunda mahkemelerdeki davaları. Doğrudur bu yer bu Vakfa ait bir yerdir. Ama yıllarca vakıf senedine aykırı olarak hareket etmişler ve devlete olan vergilerini ödememişler. Devlette gitmiş vergi borçlarından dolayı oraya el koymuş. Önce belediyeye devretmiş Vakıflar Müdürlüğü burayı, sonra 80 ihtilali sonrasında Savunma Bakanlığına (Genelkurmaya) geçmiş. Devlet alacağına sahiptir her daim arkadaş. Sende vergini ödemezsen gelir malına mülküne el koyar. Bu Vakıf da öyle, vermemiş vergisini devlet el koymuş. Bu arkadaşın dediği gibi de işin içinde Milli Emlak falan da yok, eksik biliyor. Burası önce Vakıflara sonra işletici olarak Belediyeye son olarak da Savunma Bakanlığına devredilmiş. Geçenlerde gelip Kalepark’da toplantı yapıp dönen AKP milletvekili TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı, 15 Temmuz’un anlı şanlı Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın niye Trabzon’a aniden geldiği ve Kalepark’da toplantı yaptığını anladık artık.
Çökecekler, iyi biliyorlar bu işi çünkü.
Elinizde çökecek envanter bitti, gözünüz burada ama Kalepark’ı yiyemeyeceksiniz…
KTÜ’DE KONUŞAN HOCALAR DA VARMIŞ!
Yerel gazetelerin birinde Venezuela devrik lideri Maduro konusunda bir KTÜ hocasının değerlendirmelerini okudum.
Gülsek mi ağlasak mı bilemedim. KTÜ’den okyanus ötesi seslenmiş Prof. Dr. Uğur Üçüncü.

Valla bravo Hocam, gündemin peşindesiniz.
Acaba diyorum o kadar konular geçiyor Türkiye’de bir nefesiniz çıkıyor mu?
20 sene önce öğretim üyeleri bir bildiri yayımladığında ülkenin gündemi değişiyordu, ne oldu şimdi? Yirmi senedir “diz çök, sürün” komutunda helak oldunuz.
Konu elbette Sayın Üçüncü Hocam ile alakalı değil, ben sadece akademisyenlerin her konuda görüşlerini söylemesini bekliyorum.
23 senede belli ki eğitim kurumları sinmiş, suskun ve korkak.
Üniversitelerden gelebilecek her ışık saçan fikre açız.
Kabul buyrula…
PARTİ DEVLETİ Mİ, PARTİLEŞMİŞ DEVLET Mİ?
İYİ Parti Trabzon İl Başkanı, “…Ortada her yönden iflas ettirilmiş bir ülke var. Parti devleti haline gelmiş bir Türkiye var” demiş.
Bence parti devleti değil, partileşmiş bir devlet var.
AKP ile devletin içi içe geçmiş olduğu, dünya da eşi benzeri olmayan bir sistem var bizde. Devlet bürokratları başta olmak üzere taa yargıya kadar her bir yetkili parti ile ilişkili.
Şimdi bakın, ülkede en üstte bakanlar var, bir nebze bu bakanların parti otoritesi ile atanmış kişiler olduğunu düşünelim ama arkadaş bizim Valilere Kaymakamlara ne oluyor?

Tamam, eskiden de Valiler siyasi otoritenin isteği doğrultusunda hareket ederlerdi ama şu an Türkiye’de Valiler, Kaymakamlar resmen parti üyesi gibi hareket ediyorlar ve o kadar rahatlar ki aklım almıyor.
Yargı desen ondan farkı yok. Mesela yargı yolu ile çözmeniz gereken bir husumetiniz var, mutlaka devlete hâkim olan partiden birini tanımanız gerekiyor. Gemi ancak öyle yürüyor. Devlette açık bir kadro var, siz de bu liyakate uygunsunuz. Parti de tanıdıklarınız varsa işiniz tıkırında oluyor, rakiplerinizin daha yüksek tanıdığı varsa işiniz orada da fos çıkıyor. Ben bu memlekette öğretmenlik diploması sahibi yüzlerce kasiyer, özel güvenlik görevlisi tanıyorum.
Gemiyi iyice azıya aldılar, sonunu merak içinde bekliyorum…
ÖDÜL VEREN DERGİLERİ BEKLİYORUZ…
Mesela “Yılın Belediye Başkanı” ödülü acaba Ahmet Metin Genç’e mi verilecek yoksa Ahmet Kaya’ya mı? Çok merak içindeyiz.
“Mali Yönetime Önem Veren Meclis Üyesi” ödülü bakalım kime verilecek?
Veya “En İyi Devamlılık Sağlayan Meclis Üyesi” ödülünü kim alacak?
Şaka bir tarafa bu işin cılkı çıktı dostlar, ver parayı geç köprüden.
Sadece belediyeler mi, asla. Yılın doktoru, yılın sanatçısı, yılın iş insanı, yılın bilmem nesi gibi pek çok kategoriler için belirlenen ücretleri ödediğin an, seni “yılın en’i” seçip anlaşmalı dergilerde boy boy foton ile yayınlayabiliyorlar.
Ver parayı al ödülü.

Siyasetçiler için ise bu ödül en büyük PR…
Ödüle verdiğin paradan daha çok fazla dönüşüm olabiliyor, ne yazık ki canım vatanımda.
Bu işler böyle dostlar, boşa atmıyorum ucundan kıyısından süreçlere dâhil olanlar bilir diyorum.
Çaktınız siz…
ÜYELER SAHTE Mİ, GERÇEK Mİ?
Saadet Partisi Trabzon İl Başkanı Ahmet Muratoğlu, AKP’nin oy patlaması (!) yaptığı kentte üye kayıtlarının hayali yapıldığını ve bunları delilleri ile ortaya koymuş.
Diyor ki Muratoğlu başkan, “Vatandaşı Trabzonspor’un bir maçına götürüyorlar, ver kimliğini diyorlar o da veriyor bilgilerini. Trabzon Büyükşehir Belediyesinin otobüsü ile maça gidiyor vatandaş ve bu bilgilerini AKP’nin siyasi parti üyeliği biçiminde rızası olmadan kayıt altına aldığını” iddia ediyor.
Boşa değil elbette başkan bilerek bazı bilgiler veriyor.

AKP İl Başkanı Mumcu’da cevap vermiş, ıslak imza nüfus cüzdan seri nosu falan gevelemiş durmuş.
Dertleri hep aynı.
Siz sandık başına gittiğinizde sizden iki AKP’liden birini seçmenizi isteyecekler!
Halkın yakasından bir düşün…
TRABZON-RİZE DOSTLUĞU…
Bizim Temel çalışmak için Güney Afrika’ya gitmiş. Belediye otobüsünde şoför olarak iş bulmuş çalışıyor. Otobüsün ön koltukları lüks, diğerleri tahta. Her gün arabada bir kavga var, beyazlar diyor ki “arabanın en ön koltuklarında bizim oturmamız gerekiyor, çünkü ülkeyi biz yönetiyoruz” ama siyahlarda bu görüşe “biz çoğunluktayız, biz oturacağız” diyerek karşı çıkıyor.
Yine bir gün otobüs kavga döğüş, Temel aracı durdurup hepsini aşağı indiriyor. “Ula nedur derdunuz?” diyor, “farzedun ki hepunuz yeşilsunuz”…
Beyaz siyaha bakıyor, siyah beyaza. Sarılıp kol kola otobüse biniyorlar.

Temel sesleniyor “Haçan unutmayasunuz, açuk yeşiller öne, koyu yeşuller arkaya…”
Şimdi diyorum ki, arada biz oluyoruz açık yeşil çoğunluk da siz.
Bak Rize’den kapatılıp Trabzon’a bağlanan PTT Bölge Müdürlüğü koltuğuna kim oturdu? Rizeli bir arkadaş. Onun için diyorum ki;
Kavgaya gerek yok, hepumuz yeşiluz…
YAVUZ SELİM STADYUMUNUN MANEVİYATI…
Eski Trabzonspor teknik direktörlerinden Mustafa Reşit Akçay, “Yavuz Selim sahasının Trabzon için bir anlam taşıdığını” söylemiş ve buranın yok edilmesini “Ben bir gaz yağıyla, belki bir benzinle Yavuz Selim için kendimi yakabilirim” demiş…
“Orası ilahi bir alan. Yavuz Selim, bir alan olmaktan ziyade birleştirici bir yerdi. Tanrı’nın Yavuz Selim Sahası’nı önümüze bir nimet olarak gönderdiğine inanıyorum.” diyen sevgili Akçay’ı tebrik ediyorum.
Yavuz Selim’i yıkabilirsiniz ama asla rezidans yapamazsınız, diyebilen bir ASKF başkanı da gördü bu kent. Gülüyorum ya, adam kalkıyor rezidans projesi yaptıran zamanın belediye başkanı Gümrkçüoğlu’na ağzıma geleni (!) söyleyip iptal ettirdim hatta projeyi yapan mimara ücretini dahi verdirtmedim diyebiliyor!

Aynı şahsı muhterem için 2009’da seçim kazanmış Gümrükçüoğlu’na nasıl biat ettiğini, onun ve siyasi kolu ile nasıl uyum içinde çalışacağının garantisini esas duruşta söyleyenin bu arkadaş olduğunu da bilenlerdenim.
Gümrükçüoğlu bana bu arkadaşın “gerçek yüzünü” tane tane anlatmıştı.
Neyse, sevgili Hocam Akçay’ın manevi duygularına katılıyorum ama o zamanlar konuyu maddi duyguları ile sümen altı yapanları da unutmayalım diyorum…