Takvimler bugün 10 Ocak... Çalışan Gazeteciler Günü, meslek onurunun omuzlara yüklediği ağır bir sorumluluğu hatırlatır. Bugün; kalemiyle, objektifiyle, sesiyle, kamuoyunu aydınlatmaya çalışan gazetecilerin görünmeyen emeğini ve çoğu zaman görmezden gelinen mücadelesini hatırlama günüdür.
Dışarıdan bakıldığında gazetecilik sadece yazı yazmak, görüntü almak ya da mikrofon uzatmak gibi görünür. Oysa işin aslı hiç de öyle değildir. Hele hele yerelde gazetecilik, bu mesleğin en çetin en fedakârlık isteyen alanlarından biridir.
İmkânsızlıklarla, baskılarla ve en önemlisi ekonomik darboğazla beraber zaman zaman yalnızlıkla mücadele ederek görev yapar. Konforlu haber merkezlerinden değil, çoğu zaman küçük ofislerden hatta sahadan doğrudan hayata dokunarak haber üretirler.
18 yılı aşkındır bu meslekteyim. Özellikle yazılı basını iyi bilirim. Sahadaki olayı haberleştirmesinden ofisteki editörlüğe, dizgisinden matbaasına, bayisinden abonesine ve gazetenin son okuyucusuna ulaştırılmasına kadar bütün evrelerini biliyorum. O yüzden böyle dışarıdan sanıldığı gibi kolay bir meslek olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Özellikle yerel basın, bir kentin hafızasıdır. Sokaktaki insanın sesi, görülmeyenin görünen hâlidir. Ulusal gündeme taşınmayan sorunları dile getiren, mahallenin derdini manşete taşıyan, haksızlığı ve eksikliği yerinde tespit edenler yine yerel gazetecilerdir.
Bu yüzden 10 Ocak, yalnızca bir kutlama günü değildir; aynı zamanda bir yüzleşme günüdür. Gazeteciliğin ne kadar zor şartlarda yapıldığını, emeğin ne denli değersizleştirildiğini ve meslek onurunun nasıl ağır bedellerle taşındığının hatırlatma günüdür.
Basın özgürlüğünden söz ederken, özgür olmayan çalışma koşullarını, kamu yararını savunurken kendi yararını savunamayan, stres küpü ve dert dolu gazetecileri de konuşmak gerekir.
Bana sorarsanız yerel basın ve özellikle yazılı basın son yıllarını yaşıyor diyebilirim. Trabzon’da Trabzonspor olduğu müddetçe belki devam eder ama Anadolu’nun diğer illerinde ise şimdiden kapanan gazete ve matbaaları görmek mümkün.
Yerel basın ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Azalan ilan gelirleri, artan maliyetler, dijitalleşmenin getirdiği adaletsiz rekabet ve mesleğin itibarsızlaştırılması, yerel gazeteciliği her geçen gün biraz daha bitirmektedir.
Eline mikrofon alıp sokağa inen herkesin neredeyse bu meslekten dem vurduğu fakat sorumluluk bilincini çok az kişinin taşıdığı bu mecrada bunca zorluklara rağmen kalemini satmayan, doğruda ısrar eden, kamu vicdanını diri tutmaya çalışan gazeteciler hâlâ vardır ve belki de asıl saygıyı en çok onlar hak etmektedir.
18 yılı aşkın süredir bu mesleğin içinde biri olarak şunu net söyleyebilirim: Gazetecilik mesaisi ve tatili olmayan bir hayat biçimidir. Bu mesleğin duayeni İhsan Öksüz abinin deyimiyle “Karısı dul, parası pul.” olup yine de sabahın erken saatlerinde matbaa kokusunu içine çekip akşam geç saatlerde sahadan haber geçmenin verdiği o tuhaf tatmin duygusu, bu mesleği bırakamamanın en büyük sebebidir.
10 Ocak, bu yüzden hatırlamak içindir. Görünmeyen emeği, sessiz fedakârlığı ve meslek onurunu hatırlamak için. Kalemiyle, objektifiyle ve sesiyle gerçeğin peşinde koşan tüm gazetecilerin Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.
Bu vesileyle; zor şartlar altında, çoğu zaman alkış beklemeden görevini yapan tüm gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlamak gerekir çünkü hakikat, en çok karanlıkta yürüyenlerin omzunda yükselir. Tüm meslektaşlarımın gününü kutluyorum.
Kalın sağlıcakla.