Yıllardır turizm üzerine yazarım ve neredeyse her yazımda bölgemizin makûs kaderinin değişiminin turizmle mümkün olacağını açıkça dile getiririm ancak sözünü ettiğim değişim; sadece yaz aylarına sıkışmış, üç ay nefes alıp dokuz ay uyuyan bir turizm değildir.

Asıl değişim; kışın da bu eşsiz coğrafyadan faydalanabilen, planlı, tutarlı ve sürdürülebilir yatırımlarla bölgeyi yılın on iki ayı canlı tutabilen bir turizm anlayışıdır. Ve aslında bu sanıldığı kadar da zor değildir fakat her şeyden önce buna inanmak ve bazı zihniyetlerden arınmak gerekiyor.

Yıllardır bölgede kış turizmi adına pek çok girişimde bulunuldu. Toplantılar yapıldı, master projeler konuşuldu, vaatler verildi. Ne var ki somut bir ilerleme sağlanamadı. Son yıllarda özellikle Rize başta olmak üzere bölgemizde bazı illerimizde düzenlenen etkinliklerle kısmi bir hareketlenme yaşandı. Ancak bu çabalar hâlâ günü kurtarmaktan öteye maalesef geçemiyor çünkü asıl sorun yatırımda değil, zihniyettedir.

Bölgemizde turizm ne yazık ki yıllardır amatör düşüncelerin gölgesinde ilerliyor. “Hep ben kazanayım.”, “En çok ben yiyeyim” anlayışıyla yapılan turizm; dar bir zamana ve sınırlı bir potansiyele mahkûm oluyor. Oysa turizme bireysel değil bölgesel bakılabilseydi bugün dağlarımızda ve yaylalarımızda dört mevsim vızır vızır işleyen teleferiklerden, yaşayan ve yaşatan turizm merkezlerinden söz ediyor olurduk.

Ancak başta Rize-Trabzon çekişmesi olmak üzere, her ilin bu meseleyi diğerinden bağımsız ve rekabetçi bir hırsla ele alması, yıllardır turizmi yerinde saydırıyor. Bir adım ileri gidemeyişimizin sebebi doğa ya da imkânsızlık değil; birlikte düşünememek ve birlikte hareket edememektir.

Bu yıl 23-24-25 Ocak tarihlerinde Trabzon Uzungöl’de Kış Festivali düzenlenecek. Aynı tarihlerde her yıl olduğu gibi bu yıl da Rize Ayder’de 18. Kardan Adam Festivali yapılacak. Yine aynı tarihte Trabzon Maçka’da “Denizden Dağlara Gastro Travel Maçka” etkinliği gerçekleştirilecek.

İnanın bu etkinliklerin aynı tarihlere denk gelmesi üzerine kitap bile yazılır. Hiç mi kimse bunu düşünmedi? Neden bu organizasyonlar aynı tarihe konuldu? Rekabet mi, bilinçsiz bir inat mı, yoksa potansiyeli görememek mi? Neden böyle?

Oysa bu etkinlikleri aynı tarihe sıkıştırmak yerine bir aya yayabilseydik, bölgede turizm daha uzun soluklu ve daha canlı olmaz mıydı? Sadece birkaç kesim değil, herkes kazanmaz mıydı?

Hem Ayder’de hem de Uzungöl’de görüştüğüm turizmciler de bu durumdan memnun değiller. Özellikle Rizeliler, tarih konusunda Trabzon’un bile bile yanlış yaptığını dile getiriyor. Turizm acenteleri ise bu festivallerin daha geniş bir zamana yayılmasının bölge turizmine ciddi katkı sağlayacağını ifade ediyor.

Anlatmak istediğim sanırım anlaşılmıştır. Her bir festivalin birbirinden güzel olacağına inanıyorum. Hadi bu yıl böyle olsun fakat gelecek yıl bu tarihler mutlaka yeniden gözden geçirilsin.

Bu yıl neredeyse her ilçede karnaval havasında kutlanan Kalandar Şenlikleri de artık Uluslararası boyutta ele alınmalıdır. Bu noktada Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Metin Genç, Ortahisar Belediye Başkanı Sayın Ahmet Kaya ve şehrimize yeni gelen valimizin önümüzdeki yıl inisiyatif alarak daha doğru bir planlama yapacağına inanıyorum çünkü bölgesel turizm; memleketin kaderini sessizce değiştirir, göçü durdurur, umudu büyütür.

Kalın sağlıcakla.