Türk futbolunda her yaz aynı filmi izliyoruz. Transferler konuşuluyor, rakamlar havada uçuşuyor, sosyal medya algıları gerçeğin önüne geçiyor. Sezon başladığında ise yine aynı sorularla karşı karşıya kalıyoruz... Takımlar hazır değil... Planlama eksik... Teknik adamlar birkaç ay içinde tartışılmaya başlanıyor...

Çünkü sorunu da çözümü de sadece transfer sayısında arıyoruz.

Oysa modern futbolda başarıyı belirleyen, alınan oyuncu sayısı değil; oluşturulan oyun aklıdır. Avrupa'nın başarılı kulüpleri kadrolarını bir sezon için değil, üç-dört yıllık projelerle kuruyor. Türkiye'de ise yönetenler günü kurtarmaya çalışıyor.

Sağlıklı bir futbol organizasyonunda önce oyun modeli belirlenir. Ardından bu modele uygun teknik direktör seçilir, sonrasında da sisteme hizmet edecek oyuncular transfer edilir. Bizde çoğu zaman bunun tam tersi yaşanıyor. Önce yıldız transfer ediliyor, sonra ona uygun sistem aranmaya başlanıyor.

Sonuç değişmiyor...

Ligin ilk haftalarında büyük umutlarla gelen isimler birkaç ay sonra eleştiriliyor, teknik direktörler yalnız bırakılıyor ve kulüpler bir kez daha "yeniden yapılanma" masalını anlatmaya başlıyor.

Futbol sadece para harcayarak kazanılmıyor. Doğru organizasyon, güçlü oyuncu tespiti, sabır ve istikrarlı yönetim olmadan yapılan her yatırım, kısa vadeli heyecandan öteye geçemiyor.

Yeni sezon kapıda...

Akılcı taraftarların beklentisi artık sadece büyük transferler değil; sahada ne oynadığını bilen, planı olan, gelişen ve kimliği bulunan takımlar izlemek.

Futbolun gerçeği çok basit...

Transfer manşet kazandırır.
Doğru plan şampiyonluk getirir.

Rastgele...