Geleneksel sınıflandırmaya göre kabul edilen Yedi temel güzel sanat dalı vardır: Mimari, Heykel, Resim, Müzik, Edebiyat, Tiyatro ve Sinema (veya dans)

Mimari; binaların ve fiziksel yapıların estetik, insan ihtiyaçlarına göre işlevsel ve güvenli bir şekilde tasarlanıp, kurma ve inşa edilme sanatı ve bilimidir. Bu nedenledir ki; mimarlar organize edebilme becerisi yüksek insanlardır.

Bir şehrin nasıl göründüğünü hiç düşündünüz mü? Binalar, yollar, meydanlar, evler, sokaklar… Bütün bunlar aslında yaşadığımız çevrenin kimliğini ve geleceğini oluşturuyor.

İşte tam bu noktada mimarlık devreye giriyor, hayatımızın farkında olduğumuzdan çok daha büyük bir bölümüne dokunuyor. Çünkü Mimarlık; yalnızca bir bina tasarlamak, çizmek ve o projeyi hayata geçirip yapmak değildir.

Mimarlık; insanı, çevreyi, doğayı, kültürü ve geleceği birlikte düşünme sanatıdır. İnsanın yaşayacağı mekânı tasarlarken onun güvenliğini, konforunu ve bulunduğu çevreyle uyumunu gözeten yaşam alanı oluşturmaktır. Bir şehrin kimliğini oluşturan en önemli unsurlardan biridir.

5 Ekim Dünya Mimarlık Gününü geride bıraktık. Bugün Türkiye’de mimarlık mesleği, taşıdığı bu büyük sorumluluğa rağmen önemli sorunlarla karşı karşıya…

Artan maliyetler, ekonomik şartlar, yoğun rekabet, mimari hizmetin gerçek değerinin yeterince karşılık bulmaması ve mimarların proje süreçlerinde; müteahhitler ve karar vericiler tarafından zaman zaman ikinci planda kalması, mesleğin geleceği açısından düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.

Bunun yanında şehir planlamasının zaman zaman parsel bazında ele alınması ve kısa vadeli beklentilerin uzun vadeli şehircilik anlayışının önüne geçmesi, sadece mimarları değil herkesi ilgilendiren bir mesele.

Oysa mimar, sadece kendisine verilen bir arsaya bina yerleştiren kişi değildir. Bir yapının çevresiyle ve şehirle kuracağı ilişkisini, insanlara ve doğaya etkisini, yıllar sonra ortaya çıkaracağı sonuçları da düşünür.

Bu nedenle mimarlığın değeri, yalnızca çizilen projenin bedeliyle ölçülemez. Çünkü bugün tasarlanan yapılar yalnızca sahibini değil, yarının yaşam alanlarını da etkiliyor ve oluşturuyor.

Trabzon; tarihi, doğal güzellikleri, denizi, dağları ve kendine özgü şehir dokusuyla çok güzel ve özel bir kent. Ancak hızlı nüfus artışı, yapılaşma baskısı, yoğunluk, geçmişten gelen plansız gelişme, yeşil alan ihtiyacı, altyapı ve trafik gibi sorunlar şehrin kimliğini giderek daha fazla zorluyor.

Kırsalda da durum farklı değil, şehirlerin kopyasına dönüştürülüyor. Yaylalarda ve köylerde yapılacak yeni yapıların bölgenin doğal dokusunu bozmayacak, geleneksel mimariyle uyum sağlayacak ve gelecek nesillere bırakılacak çevreyi koruyacak bir anlayışla ele alınmalı ve kendi kimlikleri ile yaşatılmalı…

Trabzon’da mimarlığın ve mimarların daha fazla söz sahibi olması gerekiyor. Mimarın sadece projenin sonunda devreye giren bir meslek insanı değil, planlama ve karar süreçlerinin en başından itibaren içinde olması gerekiyor. Şehirlerin ve kırsal yerleşimlerin geleceği, mimarların, şehir plancılarının, mühendislerin ve ilgili tüm uzmanların ortak aklıyla şekillenmeli.

Artık mesele “kaç bina yaptık?” sorusundan çok, “Nasıl bir yaşam alanı oluşturduk?” sorusunu sorabilmektir. Çünkü bir yapının sağlam olması kadar çevresiyle uyumu, enerji verimliliği, doğaya etkisi, estetik değeri ve insan hayatına kattığı değer de önemlidir.

Mimarlar yalnızca kendilerine verilen projeyi çizen kişiler olarak değil; şehrin geleceğine dair fikir üreten, kent kimliğini koruyan ve yaşanabilir şehirlerin oluşmasına katkı sağlayan aktörler olarak görülmeli.

Mimarlık, geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprüdür. Geçmişten gelen mimari mirasımızı, değerlerimizi korurken, bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarını karşılayabilen; estetik, güvenli, çevreye duyarlı ve insan odaklı şehirler oluşturmak zorundayız.

Bunun yolu da; mimara, mimarlığa ve şehir planlamasına hak ettiği değerin verilmesinden geçiyor.

Çünkü mimarlık sadece bina yapmak değildir.

Mimarlık, nasıl yaşayacağımıza karar vermektir.

Ve bugün verdiğimiz her mimari karar, aslında yarının Türkiye’sini ve yarının Trabzon’unu şekillendiriyor.