Trabzonspor, Avrupa yolunda kendi evinde Ferencvaros’a mağlup olarak turu Macaristan’a bıraktı. Oysa bu maç, kaybedilecek değil kazanılacak bir maçtı.

İlk düdükle birlikte oyunun hâkimi Trabzonspor’du. Topa sahip olan, rakip kaleye yüklenen, pozisyon üreten taraftı. Ancak futbol bazen iyi oynamayı değil, o iyi oyunu tabelaya yazdırmayı ister.

Bouchouari orta sahada oyun aklıyla öne çıkarken, Melih rakibin dengesini bozmak için mücadele etti. Fakat hücumda bazı taşlar yerine oturmadı. Her topun Salah’ı araması, onu futbolun bütün yükünü taşıyacak bir makineye dönüştürmez. Salah yetenekli bir oyuncu ama tek başına takım değildir.

Saviola’nın sürekli sola yanaşması merkezdeki hareketliliği azaltırken, Onuachu da beklediği topları alamayınca oyunun içinde kayboldu.

İkinci yarıda Aral ve Malinovski ile birlikte Trabzonspor’un hücum gücü arttı. Onuachu’nun direkten dönen kafa vuruşu ise adeta gecenin özeti oldu: Şans vardı, oyun vardı, pozisyon vardı… Ama gol yoktu.

Ferencvaros gözümüzde büyütülecek bir takım değil. Trabzonspor ikinci yarıdaki futbolunu biraz daha erken sahaya koyabilseydi, Macaristan’a avantajla gidiyor olabilirdi.

Şimdi iş zor ama bitmiş değil.

Trabzonspor’un tur umudu hâlâ var. Ancak sahanın en iyisi olan Nwaiwu son dakikada göz göre göre yaptığı hareketle direk kırmızı kart görerek bir çuval inciri berbat etti Yeter ki futbol aklı, cesaret ve doğru hamleler sahada olsun.

Avrupa’da bazen bir gol, bütün hikâyeyi değiştirir.