10-15 gün önce Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır Trabzon’da idi. Trabzon’a bugüne kadar (sanırım 25 seneyi kastediyor) 85,5 milyar liralık yatırım yaptıklarını ve 13 binden fazla vatandaşa iş bulduklarını açıklamış!
KOBİ’lere 3,2 milyar liralık KOSGEB desteği verdiklerini ve OSB (Organize Sanayi Bölgeleri) sayısının 3 den 5’e yükselttiklerini, toplam alanın 422 hektara çıkarttıklarını da müjdelemiş! Bir tane baca tütmeyen Trabzon’da ilgili Bakan bence biraz desteksiz atmış. 13 bin kişiye iş bulduk diyor ya, valla nereye bakmış, hangi rakamları değerlendirmiş bilmiyorum.

Uzağa gitmesine gerek yok, yanında olan Büyükşehir Belediye Başkanına sorsun ya da Ortahisar Belediye Başkanına bakalım ne diyorlar? Onlara gelen başvuruların yüzde 90’ı iş konusundadır. Milletvekillerinin ellerindeki listelere bir baksın bakalım Trabzon’da iş bekleyen ne kadar genç var?
Ben söyleyeyim, Trabzon kenti “Genç Nüfus Sayısı” yaklaşık 114 bin kişi (15-24 yaş aralığı) Genç nüfur kent halkının % 14’ü. Bununda %51’i kadın, %49’u erkek. Rakamlarla oynamayı bunlar acayip seviyorlar, alsınlar işte TÜİK rakamları bunlar. Çoğu işsiz güçsüz, üç harfli marketlerde çalışanların bile çoğu üniversite mezunu…
Çok merak ediyorum, 13 bin kişiyi hangi iş koluna yerleştirildin Trabzon’da Fatih?
Cevap gelir mi, bekleyip göreceğiz.
Bol keseden atanların cevabını tüm okuyucularımızda merakla bekliyor…
ARSİN’DE DÜŞEN İHA’NIN HATIRLATTIKLARI…
18 Ağustos Salı gecesi 19.30 sıralarında Arsin’deki İlçe Emniyet Müdürlüğü bahçesine kimliği belirsiz (şimdilik) bir cisim düşmüş. İnsansız hava aracı (İHA) olduğu tahmin edilen cisim can kaybına uğratmamış ama ilçeyi teyakkuz durumuna düşürmüş…
Birkaç gündür medyada ve sosyal medyadaki yorumlara bakıyorum, Rusya’dan geldiği düşünülmekte. Daha önce de aynı menşeili İHA’lardan denizde de karşılaşılıyordu.
Adamlar sallana sallana ülkenin üzerinden İHA uçuruyor bizimkiler hala zafiyet yok beyanatları veriyor! Hee aynen, zafiyet yok, çelik kubbemiz var aynen. Gök kubbe yolgeçen hanına dönmüş. Düşmese garanti haberimiz bile olmayacak, belki de göremeyecektik.

İşiniz gücünüz siyaset, yaz İmamoğlu’na 369 sene daha. Çünkü onun memleketi!
Bu İHA’lar İzmit’te düşüyor, Ankara yakınlarında düşüyor, Konya’ya kadar gelmişler, Balıkesir’e gelmişler, Karadeniz’de palamuttan çok bunları avlıyor balıkçılar. Hava savunma radarları ne işe yarıyor arkadaş? Bunları tespit edecek bir teknoloji yok mu elimizde?
Aziz vatanım ne durumda görüyor musunuz dostlar, içinde ne arasan var. Resmen şampiyonlar ligi gibi, dronlar bizde, mülteciler bizde, kaçkınlar bizde, aranan çete başları bizde. Hala Savunma Bakanlığı’ndan da bir açıklama yok, adamlar armut gibi gemilerimizi de hedef haline getirmişler, ülkeden ses yok.
Ülkenin dağında bayırında yürüyemiyorsun, Araplar her yeri sarmış. Onlar gidiyor mülteciler yaz uykusundan uyanıyor, kafamızda her an düşebilecek İHA’lar, ne kadar güvensiz olduğumuzu hissediyor musunuz?
Putin haber mi gönderiyor anlamadım, bak s400’leri iade ederseniz böyle çatır çatır girerim hava sahana diye? Bunlar tesadüf olamaz.
Yapacak bir şey yok, 25 yıl ilerleyebilecekken 50-60 yıl geriye gittiğimizin kanıtı bunlar.
İzliyoruz sadece, İHA gelir hoş gelir ley ley leylim ley…
GENÇLER NİYE TERCİHLERİNDE “TIP” DİYOR?
Üniversite tercihleri bu hafta bitti, ilk 25 bin gencin 20 bini Tıp’ı tercih etti!
Bana çok tuhaf geldi, ülke üretimle, sanayi ile kalkınması gerekirken en zeki çocuklar hizmet sektörüne yönelik alanlara yöneliyor. Bunun en büyük nedeni ülkemizin kronik enflasyon sorunuyla baş edemeyen aileler geliyor. Çoğu genç ailesinin zoru ile Tıp Fakültesine yöneliyor. En fazla maaş nereden alınır? Sağlık sektöründe doktorlukta, dolayısı ile çocuklar bu yöne yönlendiriliyor aileler tarafından. Bence haksız da değiller…

Sen ne kadar Kaan motorunu parlatırsan parlat, ne kadar Altay tankı motoru, elektrikli kamyon, elektrikli sedan araç, roketini, İha’nı, Siha’nı parlatırsan parlat gençler mühendisliği değil yüzde 80 iş garantisi olan Tıp’a yöneliyor.
Devlet farkında iseniz çok uzun zamandır piyasaya istihdam sağlayacak büyük ölçekli bir girişime girmiyor. En son Tusaş’ın Kaan projesi biraz mühendislik dalında rahatlık sağladı ama son 3-4 senedir ne otomotivde ne de savunma sanayiinde büyük ölçekli, istihdam sağlayacak bir proje üretemedi. Beyaz eşya sektörü de resmen Çin tarafından domine edildi. Böyle olunca da uzun zamandır işe alımlar her sektörde düştü. Yıldız Teknik Gemi İnşaatları ve Makinaları mezunu mühendis abisinin iş aradığını gören gençler haklı olarak mutsuz bir şekilde Tıp okumaya yöneldi.
Bak buraya yazıyorum, o 20 bin Tıp okumayı tercih sıralamasına koyan gencin 15 bini yurt dışına gidecektir, ondan yazmıştır.
Hüzünlü bir hikâyeye imza attınız ülkeyi yönetenler, farkında mısınız?
DEMOKRASİNİN YOLU İMRALI’DAN GEÇİYORMUŞ!
PKK terör örgütü elebaşı katil Apo, YENİ Parti lideri Özgür Özel’e mesaj göndermiş. Meclis’te kurulacak İzleme Kurulu’na üye verilmesini istemiş ve “Biz AKP’lilerle değil, devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz” demiş. “Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer” diye de Özgür Özel’i uyarmış.
Ben asıl “…Büyük bir cumhuriyet hamlesine bir halk olarak, kültür olarak katılıyoruz. Solcular da anlamıyorlar. İlk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular için de bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır.” sözüne takıldım…

“Şeref” kelimesini sen ağzına alma katil, sen kim şereften bahsetmek kim?
Ya anlamıyorum arkadaş, “Benim anam da Türk, hizmete hazırım” diyen caniyi başımıza Mandela yaptılar ya helal olsun bizi yönetenlere. Bebek katili şimdi siyasete ayar çekiyor! At izi, it izine karışınca böyle oluyor işte.
Ya sabır, ya sabır, ya sabır…
Bence Özgür Özel’in fırsat ayağına geldi, vursun gol olsun.
Özel’in muhatap olarak karşısına hemen Selahattin Demirtaş’ı alması gerekir. Kürtlerin temsilcisi olarak teröristi muhatap alırsanız terörle müzakere yapıyorsunuz derler ki deniyor. Bugün çarşıya pazara inin, MHP’li ve AKP’lilerin çoğu bir teröristle yatak paylaştıkları için utanç içindeler. Namuslu bir siyasetçi Kürtlerle alakalı sorunu bölgelerinde seçilmiş hukuki denkleriyle çözer, böyle haysiyetsizlik içine girmez.
Akıllı siyasetçi, “Seni değil, gazileri seçiyorum” der. “Muhatabım milletvekilleri ve partiler olduğunu” beyan eder. “Öcalan’a verilecek paye varsa ben o işte yokum” der sıyrılır işin içinden.
Varsın Kürtlerin yarısı terörle oturanlarla buluşsun, görüşsün. Sen AKP’den ve MHP’den kopacak büyük parçaya bak.
Vur, gol olsun, yaparsan YENİ Parti güçlenir.
Yapmazsan, Meydan’dan aşağı İskenderpaşa.
Çok oy beklersiniz…
SALAH MI ÖNEMLİ FINDIK MI?
“Size oy verecek olanlar Salah değil, nüfus cüzdanında ‘Trabzon’ yazanlardır” demiş Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan.
Biliyorsunuz, geçen sene 2025 fındık fiyatı 350’leri görmüştü bu sene 2026 itibari ile (%50 sağlam iç fındık esasına göre) Giresun kalite için kilo başına 255, Levant kalite için 250 lira olarak açıklamış Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), sivri kalite fındık alım fiyatı ise 245 lira…

Şimdi git 21 Ağustos tarihinde serbest piyasa tüccar fındık alımını gör, en fazla 155 lira!
“Fındık aynı fındık, toprak aynı toprak, üreticinin emeği aynı emek, gübre aynı gübre, ilaç aynı ilaç, mazot aynı mazot milyar olarak aynı da para birimi bakımından fiyatlar uçmuş, hatta üreticinin belindeki ağrı bile aynı…” diyor Cemil Pehlevan.
Kavrulmuş fındık iç piyasada nerede ise 1200- 1500 bin lira, Fiskobirlik bile 250 gramını 500 lira gibi satıyor. Dünya fındık üretiminde ülkemiz halen birinci sıradayız, yeryüzünde başka hiçbir ülke yoktur ki üretimde birinci olduğu gıdayı halkı pahalı diye yiyemez olsun. Gerçi ülkenin üç bir tarafı deniz ile çevrili millet balık da yiyemiyor o da ayrı bir facia ama ben serbest piyasada bu kadar pahalı olan bir ürünün niye üreticisi para kazanamaz anlamış değilim!
Birde son çıkarılan genelge var, Karadeniz’deki fındık bahçelerinin çoğu maden sahası olarak ilan edildi!
Altta kalanın canı çıksın politikası.
Yakında Azerbaycan, Şili, İtalya, ABD gibi ülkelerden ihraç etmeye başlarsak şaşırmayın!
Yanlış biliyor Ziraat Odası Başkanı, Salah daha önemli…
BÜTÜN DERDİNİZ GAZİLER MİYDİ?
19 Ağustos’ta Ankara Güvenpark’ta er şehit yakınları ve er gazilerin “eşit özlük hakları” talebiyle 38 gündür sürdürdüğü oturma eylemine polis sabah saatlerinde müdahale etmiş. Ekipler, alandaki gazi ve şehit yakınlarını almış götürmüş. Alanı yani Güvenpark’ı bariyerlerle kapatmış polis…
19 Ağustos PKK’nın ilk eyleminin yıldönümü bir gün.

İşte bu 19 Ağustos’ta PKK havai fişeklerle kutladı, gösteriler düzenledi. Apo posterlerinin azgınlıkla taşındığı bir gün oldu aziz vatanımda. HDP milletvekilleri bile devlete neredeyse meydan okuduğu bir gün. Ama bugün devlete kolunu, bacağını, kanını, gençliğini vermiş insanlar yaka paça gözaltına alındılar, devletin polisi tarafından.
Direk kitabın ortasından konuşacağım da olmuyor işte. Aferin böyle devam edin, diyeceğim o da olmuyor. Daha ne gelecek başımıza, ne göreceğiz acaba dostlar?
Sözün bittiği yerdeyiz, doğru diyor Şehit Aileleri ve Gazilar Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu; “Bu ülkede gazi olmak değil, terörist olmak gerekirmiş, adam gibi yaşayabilmek için.”
Yazıklar olsun...
OKULLARA GENELGE…
2026-2027 Eğitim öğretim yılı için 81 İl genelinde bir genelge yayımlamış Milli Eğitim Bakanı Yusuf Efendi.
14 Eylül Pazartesi başlayacak olan yeni eğitim ve öğretim yılında velileri, öğrencileri ve öğretmenleri bakın neler bekliyormuş: Sınıflarda öğretmenler de dahil cep telefonu kesinlikle yasakmış, okullarda “çat kapı” veli ziyaretleri olmayacakmış, velilerden kesinlikle kayıt parası ve ekstra masraf istenmeyecekmiş, dışardan deneme sınavlarına izin verilmeyecekmiş, öğretmenlere uygun kıyafet ve önlük uygulaması olacakmış, (burası çok önemli) yılın çocuk teması “maarifin kalbinde oyun” olacakmış, okullarda maksimum güvenliğe önem verilecekmiş, meslek liselilere “Meb-İmes” zorunluluğu getirilmiş ve tüm okullarda milli şuur ve birlik vurguları önde tutulacakmış…

Kalabalık sınıflara, okullardaki hijyen sorununa, müstahdem eksikliğine, iyice kalitesizleşen müfredata, neredeyse olmayan disiplin yönetmeliklerine dokunulmamış!
Genelgede yazılanların çoğu zaten var olan ama uyulmayan şeylerdi.
Ama merak ediyorum, mesela cep telefonu kullanımı ve çat kapı veli ziyaretine son kuralları nasıl takip edilecek? Ayrıca o veliler çat kapı misafirliğe falan da gelmiyordu hatırlatayım size, direk öğretmen dövmeye geliyordu. Nasıl önlem alınacak?
Birde şu “velilerden kesinlikle kayıt parası ve ekstra masraf istenmeyecek” talimatı var. Alıyor beni bir gülmek. Böyle bir espri yok Yusuf, nereden buluyorsun böyle esprileri…
Öğretmene telefon yasağı getirmek de tam bir komedi, akıllı tahtadan Eba’ya girmek için mobil onayı nasıl alacak öğretmen Yusuf Efendi?
Hele milli şuur falan resmen parti propagandası içeriyor Yusuf. Her yolu denediniz yine de halkta tam karşılığı olmayınca buralara kadar düştünüz ya, ne diyeyim ben size?
Devam et, devam et, arkandayız bakanım…
KENT KONSEYİ TEPKİ VEREBİLİR Mİ?
Çok merak ediyorum ve soruyorum; Ey Trabzon Büyükşehir Kent Meclisi, son Trabzon Valiliğinin ısrarla “çıkın” dediği Sanatevi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bu zamana kadar, sin külahım dediniz görüyoruz. Ortahisar Kent Konseyi tavrını ortaya koyduğu tavrı sizden de beklemek ister Trabzon halkı. Çıkın bu önemli konuda fikrinizi söyleyin.
Söyleyemezsiniz, ben net biliyorum.

Niye? Çünkü başınızdaki zat-ı muhterem konunun diğer tarafında.
Kent Konseyi Başkanınız Prof. Dr. Hasan Karal, Valiliğin ısrarla “vereceğim” dediği Trabzon Üniversitesi Rektör Yardımcısı!
Biz o kadar dedik, Kent Konseyi başkanlığını kamudan birine vermeyin, seçmeyin diye. Türkiye’deki Kent Konseyleri uygulaması yanlış, bağımsız olmaları gerek. Geldiler benim dediğim noktaya.
Hadi bakalım, Trabzon Fethinin 565. Yıl dönümü kutlamalarına etkin katılan, “Fetih Ruhu” yeniden canlanıyor diye internet sitesine haber koyan zat-ı muhterem. Çık bakalım ortaya ve Kent Konseyi’nin Trabzon siyasileri tarafından kapı dışarı edilip fethedilmeye çalışılan Sanatevi konusunda siz ne düşünüyorsunuz, açıkla da bilelim…
BÜTÇEYE GÖRE…
Bir arkadaş sosyal medyada paylaşmış, bende size paylaşıyorum.
Mesela diyor ki; Sağlık Bakanlığı bütçesi 2,7 milyar lira ama Diyanet’in bütçesi 4,5 kat daha fazla 12 milyar lira! Doktor sayısı 107 bin, İmam sayısı 2,5 kat 275 bin! Hastane sayısı 1250, Cami sayısı 85 bin (68 kat), Doktor açığı 105 bin, İmam fazlası 115 bin.

Şaşırmamak gerek, her yıl 9 bin doktor mezun veriyor aziz vatanım, 60 bin İmam.
Paylaşan arkadaş altına şöyle bir not düşmüş: Yaşatan yok, gömenden geçilmiyor…
Aynen katılıyorum…
BAHÇELİ’DEN YENİ SEÇİM SİSTEMİ AÇIKLAMASI…
“Önümüzdeki süreçte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ruhuna uygun, siyasi istikrarı ve demokratik gelişimi esas alan bir anlayışla siyasi partiler ve seçim sisteminin de yeniden düzenlenmesi gerekir” demiş MHP’nin bilge lideri Bahçeli…
Net olarak yüzde 50+1 oy alan değil, en çok oyu alan başkan olsun şeklinde anladım ben. Artık yüzde 50+1 göremeyeceklerini anladı, AKP+ MHP+ DEM+ CHP ittifakı ile en çok oyu alma derdindeler.

Şimdi anlaşıldı mı çerçeve yasanını kerameti?
Bu daha başlangıç!
Bence komple kaldırın seçimleri, yalandan seçim yapmanızın âlemi yok…