İstanbul’un orta yerinde P**’lı ölen teröristlere anma töreni yapılmış!

Valla aklım artık almıyor böyle konulara, sırf malum zat bir dönem daha aday olabilsin diye, PKK tarafından öldürülen insanların, şehitlerin ve ailelerinin acıları ortada iken terör örgütü mensuplarının bu topraklarda kahraman gibi anılması resmen kanıma dokunuyor arkadaş…

Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şarlatanlığa asla izin vermezler, izin vermedikleri gibi bunun cezasını da verirler, insan gerçekten söyleyecek söz bulamıyor. Amerika’ya git mesela El Kaide şehitlerini an ve 11 Eylül saldırısını haklı gördüğünü düşün, etrafın ile konuşmana gerek yok sadece düşün. Evinin kapısına roket atıp seni yok ederler, buhar olursun yeminle. Mesela Rusya’da rejime veya ulusal güvenliğe dair olumsuz bir konuşma yap, bir saat sonra tüm kayıt bilgilerin silinir ve varlığın hiç olmamış gibi olur. Somali’ye git Somali’ye, “Somali içinde başka bir devlet kuracağım” de, yarım saatte kafanı kesip top oynarlar. Batı dediğin aygıt, kendi varlığına ve meşruiyetine kasteden hiçbir unsura yaşam alanı tanımaz. Batı ülkelerinin “demokrasi” adı altında pazarladığı illüzyon, kendi ulusal güvenlikleri söz konusu olduğunda yerini sıfır toleransa bırakır. Nitekim AİHM kararları bile terör propagandasını ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiyor.

Bu noktaya gelmemizde emeği geçen tüm hainlerin kanı kurusun, şehitlerimizden, gazilerimizden demi utanmıyorsunuz arkadaş?

Kim veriyor bunların iznini?

İnsanların sinir uçları ile oynamaya ant içmişler belli ki…

Kimler, kimlerle beraber.

Görün…

RAYLI SİSTEM İÇİN TEMEL ATMA TÖRENİ

Önümüzdeki hafta 1 Eylül gibi, Trabzon kent içi raylı sistem temel atma töreni düzenlenecekmiş, herkes merak ediyormuş: Acaba temel nerede atılacak?

Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bu tarihi gün için hummalı bir çalışma içinde imişler. Yer belli değilmiş, herkes ayrı bir yer tespiti söylüyormuş. Muhtarlar başta olmak üzere tüm AKP teşkilatları, AKP’li belediyeler de teyakkuz içinde bekliyormuşlar. Çünkü taşımalı seçmenlerini nereye getireceklerini önceden bilmeleri gerekli. Gülmeyin bu işler böyle yürür, bindirilmiş kıtalar her daim önemlidir.

Herkesin derdi başka…

Kamu denetiminde bir iş olduğu için, müteahhidin canı burnundadır. Şantiye kurulacak, iş makinaları gelecek, tırlarla kamyonlarla malzeme gelecek, işçisi ayrı dert, ustası ayrı dert. Bunların prosedürü apayrı dert. Kontrol mühendisleri ayrı koşuyor, şubesi bölgesi desen ayrı dertte. Ama neymiş, bakan gelecekmiş, kürekle toprak atıp konu hayırlanacakmış.

Siyasilerinde derdi açılışa insan taşı, onları köylerden belediyelerden, toplanma alanlarında tek tek topla, kumanyalarını hazırla, harçlıklarını cebine koy, araçların yakıtlarını tedarik et, alanda atılacak tezahürat altyapılarını oluştur, temel atma bittikten sonra onları tek tek topla köylerine geri getir, zor iş zor…

Sadece bu açılış için seferber olan insan sayısı, iş gücü, emek ve para akıllara durgunluk verecek cinstendir. Bilirim, yaşadım hepsini.

Hayırlısı olsun, demekte bize düşüyor.

ÖRGÜT YOK, HERKES RÜŞVETÇİ…

Aylardır boğdular bizi, Aziz İhsan Aktaş olayı ile. Mahkeme cezaları açıkladı! Sanıklar örgüt kurma veya üye olma suçlarından beraat ettiler ama aynı mahkeme ayrı ayrı tutukluları rüşvet almaktan ceza almalarına hükmetti!

Madem örgüt yok, bu insanlar nasıl organize olup bu işleri yapmışlar? Bence mantık hataları ile dolu bir kararlar yumağı, hepsi siyasi dizayn kokan kararlar aslında. Rüşvet verenlere yok ama rüşvet alanlara ceza…

Ne yazık ki hukukun üstünlüğünden, üstünler hukukuna geçişin resmi bir belgesi bu kararlar. Ayrıca o kadar yolsuzluk iddiaları (mesela Ankara’da İ. Melih Gökçek’in soruşturulmaması) varken sadece CHP’li belediyelerin üzerine bu kadar “kararlılıkla” gidilmesi asla tesadüf değildir.

Gerçi ben bu cezaların Yargıtay tarafından bozulacağına inananlardanım, herkes biliyor amaç o zamana kadar belediyelere çökmek. Bu kadar net. Tamam, kimsenin bir şey dediği yok, eğer yolsuzlukları varsa bu arkadaşlar cezalarını çeksinler ama rüşvet verene ceza vermemek ne arkadaş?

İddianame aşamasında 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen Aziz İhsan Aktaş’a 2 yıl ihalelerden men cezası ver, bizde inanalım…

Hukuk öleli çok oldu ama bu kadar da değil.

Kimse bana bu tiyatroyu adalet diye yutturamaz!

Elbet bir gün güneş doğacaktır…

LARİ, LİRA’YI SOLLADI…

Bir okur mesaj atmış, şu Gürcü Lari’sini bir yazsana diye…

Üç dört yıl önce tur ile Gürcistan’a gitmiştik, bu aylarda Lari 5-5,50 Lira idi. bir araştırayım dedim, bugün 18,50 TL olmuş!

Çok uzağa gitmeye gerek yok, çok arkadaşım yakıt almak için sınırın diğer tarafına giderdi. Şimdi tam tersi oldu. Nesiller boyu Rize’de çay toplamaya gelen Gürcüler de artık Türkiye’ye gelmiyor. (Rize’de çay toplama işi artık Afganlıların)

Kim ne derse desin, ben bu ülkenin hak etmediği hiçbir şeyi yaşadığına inanmıyorum.

Biz istedik, yaşıyoruz.

Toz kına (Hint) 10 gr 125 lira, tavsiyemdir…

ŞEHİR HASTANESİNDE KAÇ KİŞİ ÇALIŞACAK?

Önce 10 bin dendi, sonra 8. Ardından çıktı AKP Ortahisar İlçe Başkanı 3 bin dedi. Bir türlü sayıda mutabık değillerdi, son noktayı TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AKP Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu koydu: 8 bin kişi çalışacak.

Tüm derdimiz bu zaten Bakanım...

Niye? Çünkü Trabzon genelinde muhteşem bir gizli işsizlik var. Emekliler bile iş arıyor.

Dolmuşçu esnafın bile derdi, oraya yolcu taşıyacak minibüslerde. Yeni bir yağlı hat oluşacak ve bu hattaki dolmuşlar diğer hat gibi değil, daha kaymaklı. Düşünebiliyor musunuz günde 40 bin kişiye hizmet verecek diyor eski Bakan. Bizim yerel basın ve sosyal medya hiç bahsetmiyor ama içten içe kavruluyor, Trabzon Şoförler Odası’ndan da yakında ses gelir merak etmeyin. Neyse, o başka bir zamanki başka bir yazımızın konusu olsun. Biz dönelim 8 bin işçiye.

Şimdi aslında şöyle de bir durum var, bu kent Hastanesi için en az 2-3 çalışan hastane kapanacak. Peki, burada çalışan kalifiye personelin durumu ne olacak? Sağlık iş kolunda yıllarca okuyan, çalışan, emek verenler ne olacak? Doktorların durumu nedir? Bilen var mı?

Bir ay içinde devlette çalışan bir Onkoloji uzmanım (Kanser vakası ile uğraştığım için biliyorum) bir de yine devlette çalışan Dâhiliye uzmanı bir doktor arkadaş, biri özele diğeri KTÜ Tıp Fakültesine geçiş yaptı. Nasıl yürüyecek bu gemi yani?

Tek dert 8 bin işçi değil, 8 binin ne kadarı kalifiye sağlık personeli olacak?

Dert bir değil yani, çözeceklerdir umarım…

BUGÜN BÜYÜK TAARRUZUN BAŞLANGIÇ GÜNÜ…

Bugün 26 Ağustos.

1922 sabahı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa taarruz emrini veriyor ve sabah 4.30 da taciz ateşi ile başlayan harekât 30 Ağustos 1922 günü zafere dönüşüyordu…

Nazım Hikmet, Kuvayı Millîye Destanı’n da;
“Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: "Üç" dediler,
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı…
diye anlatır bugünü…

Onu gerektiği gibi anmayanlara inat, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve rahmetle anıyorum…