Hükümetin fındık taban fiyatını açıklamasının ardından fındık üreticilerinin tepkisi devam ediyor.

Sosyal medyada viral olan bu görüntü yalnızca bir üreticinin öfkesi değil; bütün üreticilerin durumunu ortaya koydu. Bir üretici, fındık fiyatına tepki olarak kendi bahçesindeki fındık ağaçlarını keserek yetkililere ateş püskürdü.

Peki üreticinin bu isyanının nedeni ne?

Fındık üreticisi neden ağacını kesiyor…

TMO 2026 sezonu için fındık fiyatını Levant kalite 250 TL, Giresun kalite 255 TL olarak açıkladı.

Peki fındığın üretim maliyeti ne?

242,73 TL/kg.

Üreticiye kilo başı kalan rakam rekolteye göre 7 ile 12 tl arası…

Yani üreticinin emeği, gübresi, ilacı, işçiliği ve bir yıllık riski karşılığında kilogram başına kalan fark birkaç liraya sıkışıyor. Enflasyon kaybını hesaplamıyorum bile…

Şimdi rakamın diğer tarafına bakalım.

Türkiye, 2025/26 sezonunda 182.936 ton fındık ihraç etti ve 2,36 milyar dolar gelir elde etti.

Bu, ton başına 12.918 dolar demek. Yani 621 bin TL iken, üreticiye açıklanan TMO fiyatı ise 250-255 bin TL/ton.

Elbette 621 bin TL üreticinin kaybettiği, ihracatçının kazandığı net para değildir. İçinde işleme, paketleme, lojistik ve diğer maliyetler vardır.

Ancak şu sorunun cevabı yok…

Fındık üreticiden dünya pazarına gidene kadar değerini nerede ve nasıl katlıyor?

Dahası var.

2026 rekolte tahminlerinde Bakanlık ile KFMİB arasında yaklaşık 100 bin ton fark bulunuyor.

Fındığın fiyatını etkileyen bir rakamın böylesine farklı hesaplanması, üretici açısından ciddi bir soru işareti.

Fındık Karadeniz'in geçimi, Türkiye'nin ihracatı, üreticinin bir yıllık emeği…

O yüzden üreticiye sadece “neden kestin?” diye sormak yetmez, “Seni ağacını kesmeye götüren ekonomik düzen nedir?” diye sormak lazım.

Çünkü mesele artık “Fındık kaç lira?” meselesi değil, Mesele;

Fındığın gerçek değerini kim yaratıyor?

Bu değerden üretici neden yeterince pay alamıyor?

Fındık üreticinin elinden alınarak kime veriliyor.

Üretici sayısı milyonlarla ifade edilirken dünya fındık ticareti birkaç büyük şirket ve alıcı grubuyla sınırlı olması pazarlık gücünün kimde olduğunu ortaya koyuyor.

Burada mesele fiyat oluşumunda üreticinin ne kadar söz sahibi olduğunu sorgulamak…

Dünya piyasasında fındığın değeri yükselirken, üreticinin fiyat belirleyememesi piyasanın durumunun vahimiyetini ortaya koyuyor.

Fındıkta olması gereken, üreticinin karşısında birkaç güçlü alıcının bulunduğu piyasa değil, çok sayıda alıcının rekabet etttiği, üreticinin kooperatifler ve TMO aracılığıyla pazarlık gücüne sahip olduğu şeffaf bir sistemdir.

Fındığı dalında büyüten, Karadeniz’i emeğiyle ayakta tutan üreticimize son sözüm şudur;

Toprağınızdan, emeğinizden ve umudunuzdan vazgeçmeyin. Dilerim ki gelecek sezon fındığın değeri de, onu üreten insanın emeği de hak ettiği karşılığı bulur.

Görüşmek üzere…