Futbol bazen doksan dakikadır. Bazen bir goldür. Bazen tribünleri ayağa kaldıran bir zafer… Ama bazen de bir insanın yüreğine dokunmaktır. Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Türk futboluna işte tam da bu yüzden yeni renkler katıyor. Ferencvaros maçı öncesi Salah hayranı İsaac'ı Papara Park'a getirip bir çocuğun hayalini gerçeğe dönüştürdü.
Şimdi Başakşehir maçı öncesi yine alkışlanacak bir iş yaptı; maden işçilerini Papara Park'ta ağırladı. Bir tarafta çocukluğundan beri futbolun peşinden koşan bir yürek… Diğer tarafta ekmeğinin peşinden yerin yüzlerce metre altına inen emekçiler… Biri hayal kuruyor, diğeri o hayallerin kurulabilmesi için alın teri döküyor. İşte mesele tam da burada! Futbol sadece futbol değildir. Futbol bazen bir çocuğun gözlerindeki ışığı görmek, bazen karanlığın içinden ekmeğini çıkaran madencinin elini sıkmaktır. Çünkü tribünler yalnızca futbolcuları alkışlamak için yoktur. Hayatı omuzlayanları da alkışlamak içindir. Başkan Doğan'ın yaptığı belki bir maç daveti…

Ama anlamı çok daha büyük. Çünkü bazı insanlar tribüne biletle girer, bazıları ise gönülden girer. Maden işçileri Papara Park'a yalnızca maç izlemeye gelmedi. Onlar, alın terinin de bu büyük futbol ailesinin bir parçası olduğunu gösterdi. Helal olsun Başkan Doğan. Yürekten tebrik ediyorum. Transfer yapılır, futbolcu alınır, maç kazanılır, kupa kaldırılır… Ama bir insanın gönlünü kazanmanın kupası başka hiçbir yere sığmaz. Bugün Papara Park'ın ışıkları yalnızca sahayı aydınlatmadı. O ışıklar, yerin karanlığında çalışan madencilerin alın terine de vurdu. Ve bir kez daha anladık: FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİLDİR. Bazen bir çocuğun hayalidir. Bazen bir madencinin alın teridir. Bazen de bir başkanın, insanı insana hatırlatan güzel bir dokunuşudur. Bordo-mavi forma bedende taşınır… Ama bordo-mavi sevda, yürekte taşınır.
SALAH’I SEYRETMEKLE FUTBOLA DOYAMAZSIN
Başakşehir maçında ilk on birde sahaya çıkan Mohamed Salah’ı seyretmekle futbola doymazsın. Top ayağına geldiğinde ne yapacağını kestirmek mümkün değil. Bir bakıyorsun savunmanın arkasında, bir bakıyorsun rakip ceza sahasının içinde… Futbolun güzelliği de zaten biraz burada. Salah’ın dünya yıldızı olmayı neden sonuna kadar hak ettiğini Trabzonspor formasıyla her geçen gün daha iyi anlıyoruz.

Başkan Ertuğrul Doğan’ın bu büyük yıldızı Trabzonspor’a kazandırması, yalnızca kulüp adına değil, Türk futbolu adına da önemli bir olay. Çünkü Salah artık sadece Trabzonspor’un değil, Türkiye’nin de tanıtım yüzlerinden biri. Trabzonspor’un maçlarının Salah sayesinde 54 ülkede canlı yayınlanması, bunun en güzel göstergesi. İyi ki Salah geldi. İyi ki Trabzonspor formasıyla sahaya çıktı. Bazı futbolcular maç oynar, bazıları ise futbolu seyrettirir. Salah, ikinci gruptan.
BU TAKIMA CANIMIZ FEDA
“Bu takıma canımız feda…” Bazı cümleler vardır; söylenmez, yaşanır. Bazı sevgiler vardır; formaya değil, nesilden nesile işlenir. İşte Murat Bozoğlu’nun söylediği bu söz de öyle bir sevdanın cümlesi… Trabzonspor’un efsaneleşen yıllarında büyük emekleri bulunan, camianın duayen yöneticilerinden Utku Bozoğlu’nun oğlu Murat Bozoğlu… Babadan oğula, oğuldan toruna geçen bordo-mavili bir mirasın temsilcisi. Murat Bozoğlu yalnızca Trabzonspor’u seven bir iş insanı değil. O, Trabzonspor sevgisini hayatının bir parçası haline getirmiş bir bordo-mavi sevdalısı. Üstelik bu sevdayı oğlu Hüseyin Bozoğlu’na da aynı tutkuyla aktarmış. Baba Murat, oğul Hüseyin… İkisi de aynı renklere bakıyor, aynı arma için heyecanlanıyor, aynı takımın peşinden gidiyor.

Kıbrıs Girne’deki Cratos Otel’in adeta bordo-mavi bir kalbe dönüşmesinde de yine bu sevdanın imzası var. Otelin 250 çalışanına 250 adet Salah forması giydirerek, Trabzonspor sevgisini yalnızca tribünde değil, hayatın tam ortasında görünür hale getirdi. Düşünün… 250 çalışan, 250 Trabzonspor forması! Bu sadece bir forma dağıtmak değil. Bu, bir sevdanın başka insanlara anlatılmasıdır. Ama Murat Bozoğlu’nun Trabzonspor sevgisi bununla da sınırlı değil. Takımını yalnızca uzaktan sevmiyor. Maçlarını, bordo-mavi heyecanın tam ortasında izlemek için 21 kişilik özel locasının süresini beş yıl daha uzatıp ücretini de peşin vererek kulübüne desteğini sürdürüyor. Çünkü bazı insanlar Trabzonspor’u sadece konuşur. Bazıları ise Trabzonspor için elini taşın altına koyar. Murat Bozoğlu ikinci tarafta duruyor. Ve bu sevdanın diğer ucunda oğlu Hüseyin var. Nerede olursa olsun Trabzonspor’un maçlarını takip ediyor. Mesafeler değişiyor ama sevdanın adresi hiç değişmiyor.

Babasından aldığı bayrağı taşıyor. Belki de Trabzonspor sevgisinin en güzel tarafı tam da burada… Forma eskir, yıllar geçer, insanlar değişir, makamlar gelir geçer. Ama arma sevgisi kalır. Utku Bozoğlu’ndan Murat Bozoğlu’na, Murat’tan Hüseyin’e… Bir aileden üç nesle yayılan bordo-mavi bir hikâye bu. Trabzonspor’un tarihini yalnızca kupalar, şampiyonluklar, zaferler yazmaz. Onu asıl yaşatanlar; hiçbir karşılık beklemeden “Bu takıma canımız feda” diyebilenlerdir. Çünkü Trabzonspor bazen bir futbol kulübünden çok daha fazlasıdır. Bir babanın oğluna bıraktığı mirastır. Bir oğlun kendi çocuğuna taşıyacağı emanettir. Ve bazı sevdaların sonu yoktur. Bordo-mavi sevdanın da sonu yoktur. Canınız feda olsun Murat Bozoğlu… Çünkü bu arma, böyle yüreklerde büyüyor.
YA ALLAH BİSMİLLAH MOHAMED SALAH
Bir yıl sonra yeniden birlikteyiz. Efe Kaan yine yazarlığa devam ediyor. Trabzonspor İstanbul Başakşehir’i konuk ediyor. Maçın hemen başlarında Mohamed Salah yıldızını parlatıp 1-0 öne geçirdi. Sonra hakem penaltı verdi konuk ekibe Shomurodov ile eşitliği sağladılar. İlk yarıda top bir o tarafta bir bu tarafta Trabzonspor çok duraksayarak oynadı. İlk yarı bitti. İkinci yarıda Mohamed Salah’ın mükemmel organizasyonu ile 2-1 öne geçtik. Bir süre ileride çoğaldık. Mohamed Salah farkı 3’e çıkardı ancak faul gerekçesiyle iptal oldu. 90 artı dört verilirken Başakşehir çok önemli pozisyonlar yarattılar. Ancak sonuç gelmedi. Korner kazandı konuk ekip kaleci kaleyi terk edip ceza sahasına geldi. Trabzonspor kontra atakta Mohamed Salah topu aldı ve mükemmel bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Ancak bu pozisyonda da ofsayt kararı verildi. Ve son düdük çaldı. Trabzonspor, Başakşehir’i 2-1 yenerek puanını 4 yapmayı başardı.

Onuachu hakkında bir şeyler söyleyelim. Onuachu çok iyi bir performans yakalayamadı. Onuachu’yu genel olarak hiç beğenmedim. Daha iyi oynayabilir. Mohamed Salah bir Süper star gibi oynadı. Bence maçın yıldızı Mohamed Salah idi. Mohamed Salah ile Trabzonspor bu sezona damga vuracak. Aynı performansı UEFA Avrupa kupasında da bekliyoruz. Haydi fırtına başla estirmeye!!
SARIGERME’DE GÖNÜLLERİ FETHETTİ
Bazı insanlar vardır; doğduğu topraklardan uzaklaşır ama memleketinin sıcaklığını gittiği her yere taşır. Mustafa Sağlam da işte böyle bir isim… Trabzon’dan ekmeğinin peşinde yola çıkan genç iş adamı Mustafa Sağlam, Muğla’nın gözde tatil merkezlerinden Sarıgerme’ye yerleşerek burada yaptığı başarılı çalışmalarla kısa sürede yediden yetmişe herkesin sevgisini kazandı. Geçtiğimiz günlerde Muğla İl Emniyet Müdürü Süleyman Karadeniz’in oğlunun sünnet düğününde de dostlarıyla bir araya gelen Sağlam, gecenin renkli isimlerinden biri oldu. Aslen Elazığlı olan Emniyet Müdürü Karadeniz’in eşinin Trabzonlu olması ise bu buluşmaya ayrı bir anlam kattı. Sünnet düğününde Marmara Bölgesi Başmüfettişi Veysel Murat Tuğrul da yer aldı.

Mustafa Sağlam’ın hikâyesi ise yalnızca Sarıgerme’deki inşaat çalışmalarıyla sınırlı değil. Turizmin göz bebeği Fethiye ve Ölüdeniz’de de yatırımlarını sürdüren Sağlam, Kıdrak Plajı’nı da bünyesine katarak turizm alanında önemli bir adım attı. Trabzon’dan başlayan yolculuk, bugün Muğla’nın turizm cennetlerine uzanmış durumda. Kimi insan gittiği yerde iz bırakır, kimi insan ise gönül bırakır. Mustafa Sağlam, belli ki ikisini birden yapıyor. Yolu açık, kazancı bereketli olsun…
KAPTAN YILMAZ’DAN VOLKAN ABİSİNE YÜREKTEN BİR TÜRKÜ
Trabzon’un yetiştirdiği değerli sanatçılardan Kaptan Yılmaz, şehrimizin yetiştirdiği, halk müziğinin dünyaca tanınan büyük değeri merhum Volkan Konak’a yazdığı duygusal türküyle hem vefasını hem de yüreğini ortaya koydu.
Kaptan Yılmaz, Maçka’daki aile mezarlığında toprağa emanet ettiğimiz Volkan abisinin mezarına kadar giderek bu türküyü onun için seslendirdi. Söylediği her sözde özlem, her notada vefa vardı.

Ben inanıyorum ki bu türküyü Türkiye’nin başka bir sanatçısı yazıp söyleseydi bugün dijital platformlarda milyonlarca kez dinleniyor, ulusal kanallarda konuşuluyor, magazin programlarında boy boy yer alıyordu.
Ama bizim Kaptan Yılmaz’ımız yılların sanatçısı…
Sesi var, yüreği var, emeği var, hikâyesi var.
Peki neyi eksik?
Haydi Trabzon lobisi!
Kendi sanatçımıza sahip çıkalım. Kaptan Yılmaz’ın sesini artık sadece Trabzon’da değil, ulusal kanallarda, büyük sahnelerde, Türkiye’nin dört bir yanında duyuralım.
Başka şehirlerin sanatçılarına gösterilen ilginin, bizim sanatçılarımızdan esirgenmesine artık gönlümüz razı değil.
Kaptan Yılmaz bunu hak ediyor.
Trabzon’un sesi, Trabzon’un sanatçısı Türkiye’ye duyurulmayı hak ediyor.
Volkan Konak’a vefa gösteren o güzel türkü, belki de Kaptan Yılmaz’ın yeniden Türkiye’ye açılan kapısı olur.
Haydi Trabzon… Kaptan’ına sahip çık!