Her şey meyvesiz meyve suyu ile başladı. Derken ete süte sıçradı teknoloji... Sağlığa, yolsuz yolculuğa... Ve sonunda sanata... “Olur mu” diye sormuyoruz çünkü oldu bile.
Yaklaşık kırk yıldır edebiyatın içinde sayıyorum kendimi...
Dizi film setinden sahnelere kadar insanları görme ve tanıma fırsatı buldum.
Özelikle büyük bütçeli yapımlarda cep yakan giderler söz konusu...
Ulaşım, konaklama ve sanatçılara ödenenler...
Dublaj, müzik falan filan...
Yapımcıları kara kara düşündürmüştür hep.
Krediler alınmış, hesap kitap yapılmış ve "tutarsa" faslına geçilmiştir.
***
"Oyuncusuz Film" diye başladık.
Belki de eski ünlülerden birkaçının yüzü kullanılacaklar ya da yenilerden...
Kim bilir, dijital karakterler de popüler olabilir.
İnsansı şeklinde orada burada karşımıza çıkabilir.
Senaryo mu?
"Ver Lefter'e, yaz deftere" misali...
"Ver masaya, döktürsün yapay zekaya..."
Bu durum, sektörde geleceğini arayanlara kapıları kapattığı gibi yapımcıların da imdadına(!) yetişecektir.
Meyvesiz meyve suyu gibi...
Setler, platolar tarihe karışacak...
Diziler, özgün sinema filmleri masa başında üretilebilecek.
Ve yeni kahramanlarımız hiç ölmeyecekmiş gibi çalışabilecekler.
Dünyanın sonuna kadar...
***
Yapay zekanın birkaç yılda neleri başarabileceğini bugünden tahmin etmek imkânsız gibi... Pek çok mesleğin tarihe karışacağını söylüyor uzmanlar...
Öğrenmenin, teknolojiyi kullanımla eşdeğer tutulduğu bir döneme giriyoruz.
Ezber ve yorumun yerini alacak donanımlarla yürüyüp gideceğiz.
Dil öğrenmemize de gerek kalmayacak!
En bilinmeyen dillerde bile küçük dilimizi yutmayacak, bizim yerinize ruh ikizimiz çatır çatır cevap verecektir.
***
Bugünlerde "250 yıllık ömür"den bahsedenlerle sık sık karşılaşabilirsiniz.
Hadi biraz insaflı(!) davranıp 200'de anlaşalım.
Yani şöyle...
II. Viyana kuşatmasına katılan bir yeniçeriden savaş anılarını dinlemek gibi bir şey bu.
II. Mahmut dönemindeki Vaka-i Hayriye'den de kafayı nasıl kurtardığını öğreniyorsunuz.
2222'de Turkuaz Uzay İstasyonunda 2000'de yaşadıklarını anlatmak nasılsa öyle…
Zaman ve mekân kavramları tuzla buz mu oluyor?
Ayağımıza takılan prangalardan, anlamsız kavgalardan kurtuluyor muyuz?
Üstte mavi gök, altta yağız yer arasına sığmıyor muyuz?
Bu konuda yazılan makaleleri okudukça...
Söyleşileri dinledikçe kafası karıncalanıyor insanın.
Meyvesiz meyve suyundan...
Sütsüz yağdan peynirden...
Topraksız tarımdan, oyuncusuz filmden sonra her şey sil baştan...
Yeni dönemi kabullenmenin ve hazırlanmanın zorlukları ortada...
Değişim; aylarla, günlerle ve saatlerle ifade edilirken...
Soru şu: "Biz, ne yapıyoruz?"
Gelmekte olan geldi ve yamacımıza kuruldu bile.
Ne yazık ki tam da sosyolojik çürüme döneminde...
Dijital Dünya…