Gözümüzün önünde... Göz göre göre patlamalar… Ve dünyamız iyice karanlığa gömülse...
“Ay Kaybolsa!”
Böyle bir oyun yazmak isterdim aslında.
Ay, izleyicilerin başlarının üstündeymiş gibi...
Oyuncular, ay ışığının altında anlatmaya çalışsalar izleyiciye.
Onlar, başlarının üstünde olup bitenden habersiz diye...
Hoş, burunlarının ucundan ötesine yabancılar ya!
Neyse... Sahnedekiler, aydınlatırken korkutmaya çalışsa onca izleyiciyi...
“Bakınız, birazdan ay, sizlere ömür, atta!”
Bir telaş bir telaş!
“Ay kaybolsa” diyen sesler dev bir koroya dönüşse ve…
Patlasa çatlasa, ay paramparça olsa!
Zifiri karanlık geceler başlasa…
***
Olayın vahameti zamanla anlaşılsa, öyle ya kültürümüzün bir parçası, kalbimizin yarısı...
“Ay kaybolsa” endişesinin yerini “ay ortada yok” alsa…
Şarkılar türküler yetim, astrologlar işsiz kalsa…
Edebiyat, resim…
***
“Ay Uzmanları” türese mantar gibi…
Dünyanın ekseninin kaymaya başladığı anlatılsa…
Gelgitler yarı yarıya azalsa, kıyıların dengesi bozulsa…
Dünya, hiç olmadık kadar yalpalamaya başlasa, iklim felaketleri yaşansa…
***
Bu bir sabotaj olabilir çünkü kaybolan, Doğu’nun simgesidir.
Bayrağında, minaresinde, kalbinde…
Kara kara düşünse sahnedekiler, düşündürse; izleyiciyi de dağları bekleyen korku sarsa!
“Güneşi mi koyalım ayın yerine?”
Sonuçta, “ay” dediğin, güneşten aldığını bize satıyor, tek başına bir “hiç” aslında!
Kıyamet gibi bir şeydir yaşanan ve geçici bir süre için “insanlık” uzaya taşınsa!
Uzay istasyonlarına…
İyi de hepi topu kaç kişi alır ki bu istasyonlar?
Kuyruklar oluşsa uzay taksileri önünde…
“5 Daimi Üye” hemen “Yapay Ay” projesi başlatsa!
Dünyanın tüm altınını gümüşünü toplasa…
Herkes, neyi var neyi yok diye “yastık altını” yoklasa, bulabildiklerini görevlilere sunsa…
Yaşlılar, hastalar listeye alınmasa…
Muhalifler...
Derken…
Biri ortaya çıksa, bunun bir oyun olduğunu anlatsa!
“Uzay” için seçilmeyenleri arkasına alsa, sallanan dünyayı daha da sallasa…
Parayı veren uzaya giderken…
Geride kalan sessiz çoğunluk yeni bir dünya kursa…
İnsanlar gelip geçerken sahneden, öfkeli ayak sesleri duyulsa, soluk alış verişleri…
***
Bir rüyaymış her şey…
İnsanlar, kâbus gibi bir gece vakti uyanıp korkuyla sahneye dolsa…
Ay doğmuş, gökyüzü yıldızlarla ışıl ışıl fakat herkeste bir telaş bir telaş!
Nietzsche’nin “korkarak yaşıyorsan sadece hayatı seyredersin” sözü unutulsa!
“Ya rüyalar gerçek olsa!”
Ya Big Bang gibi büyük bir patlamanın ardından… Her şeyin suç ve dert ortağı ay insanların başlarının üstünde yoksa!
“Ay kaybolsa!”