Yollardayız. İstanbul, Malatya, Bursa ve Balıkesir derken... Türkiye'nin en güzel şehrindeyiz. Trabzon'da... Güneşle gittik, yağmurla döndük. Bu kıyılar böyle. Biz, bu şehri böyle sevdik.

Uçak, iniş için alçalırken...
Pilotun da anonsunun etkisiyle ışıl ışıl parıldayan Trabzon'un videosunu çekebilirdim, öyle de yaptım.
Uzaktan bakınca harikulade bir şehir...
Sonra videoya baktım...
Lastikler piste değince biraz yalpalasam da paylaşabilirdim fakat ne yazmalıydım?
Sonunda "Trabzon'u seviyoruz" slogan cümlesinde karar kıldım.
"Şehrini seversen ülkeni de seversin" dedim.
Bu kadar.
***
Şana Taka Kütüphaneye döndüm, huzurun en güzel adresine.
Bir arkadaşım, paylaşımı görünce arama ihtiyacı hissetmiş, bütün samimiyetiyle niçin "Trabzon'u seviyoruz" diye yazdığımı sordu.
Galatasaray maçı öncesi bir gönderme miydi acaba?
"Sevmeyelim de taşa mı dönelim" diye cevap verdim.
***
Yahya Kemal Beyatlı "Ankara'nın en güzel yanı İstanbul'a dönüşüdür" diyor ya...
"İstanbul'un en güzel yanı da Trabzon'a dönüşü..."
Fakat şunu da unutmayalım.
İstanbul bir dünya kenti...
Hatta dünyanın başkenti...
İşte bu kentle yarışıyor Trabzon.
Parasıyla puluyla, politikasıyla...
Ve de sporuyla...
Rekabet güzeldir ve bu şehri "gücün ve güçlünün karşısında dikilen bir anıt" gibi gördüğümden dolayı çok seviyorum.
İçine girdiğinizde, dışarıdan baktığınız kadar güzel olmasa da...
***
Ne güzel anlatmış Büyük Usta Mahmut Goloğlu?
Selâm Trabzon’uma
Trabzon’un uşağına, kaytanina kuşağına, zipkasina, mintanina
Kukulasina, çulkisine, çapulasina, horonina, kemençesine, yayina
Funduğuna, misirina, çayina selâm

Gerçi şimdi ne kuşak kaldı ne zıpka?
Ne kukula ne de çülki?
Fakat havasından mıdır yoksa suyundan mı bilinmez, o uşakların torunları inatçı mı inatçı...
Savaşçı mı savaşçı hâlâ.
Bir ülkeyi sever gibi...
Horonu seviyorlar, demli çayla birlikte ille de Fırtına'yı...
***
Belli ki bir hafta süreyle Trabzonspor'u konuşacağız.
Yok efendim, dünyanın delisi Trump, İran savaşı konusunda "ben, buna savaş diyemem çünkü savaş için Kongre onayı gerek, o yüzden -askeri operasyon- diyorum" diye saçmalamış...
Belediyelerde neler neler oluyormuş?
Benzin mazot fiyatları almış başını gitmiş!
Pazarın kralı domatesmiş!
Ve daha neler neler?
Bence bizim sığınabileceğimiz en güvenli liman ne dolar ne altın ne de Euro!
800 bin kişiyle Papara Park...
Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Bordo Mavi tutkunuyla bir anlığına olsa bile ancak böyle kaçıp kurtuluyoruz savaşın çirkin yüzünden...
Haksızlıktan hukuksuzluktan...
Yalnızlıktan...
Belki de sırf bu yüzden daha çok seviyoruz Trabzonspor'u...
Süper Lig'de bir alt lige düşmeyen dört takımdan biri çünkü...
İstiyoruz ki ille de llder olsun, liderin ensesinde...
Eeee!
Bu takım sevilir kardeşim.
"Sevmeyelim de taşa mı dönelim?"