Valla bravo, talebelik yıllarında tuttuğun ders notlarını sat hatta dizilerde bile figüranlık falan yap sonra da devlet memurluğunda onlarca tapun olsun…
Sonra da çık de ki “bunların hepsi yalan, benim topu topu 4 tapum var.”
Kardeşim sen düz memursun o tapuları bile nasıl aldın çık anlat bu halka.
Düşünebiliyor musunuz, dış kapının dış mandalı düz bir memurun bile bu devirde milyon dolarlık evi var, arsası var. Hatta yarım milyarlık toplam tapuları var. Siz düşünün kremalı pastanın en üstünde olanların neleri var. Neyse ki kefenin cebi yok!

Birde Özgür Özel’in mitingde kendisine yönelik sözleri üzerine halk yuhalıyor beyzade çok içerlemiş, babama laf kondurmuşlar çoluk çocuğumuz var diyor anlatırken gözleri doluyor. Kardeşim doğrudur, kötü konular bunlar ama senin Silivri’ye gönderdiklerin taştan mı yapılmışlardı, onların eşleri, anne babaları, çocukları yok muydu?
Akıyorsun ama gürleyemiyorsun…
Unutma, ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar.
Bizim halk da uğraşsın trafik cezaları ile sahi Zekeriya Öz nerelerde?
SUAT ABİ FORMÜLÜ TUTAR MI?
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken birden ortaya “Suat Abi Formülü” çıktı. Tutar mı tutmaz mı bilmiyorum ama benim aklıma birden siyasetteki “Hikmet Abi”, hatta “İsmet Abi” formülleri geldi.

1993 Nisan’da Turgut Özal ölünce Başbakan Süleyman Demirel, koalisyon ortağı Erdal İnönü desteği ile Cumhurbaşkanı seçildi. Tansu Çiller Başbakan ve DYP’nin lideri oldu, Erdal İnönü ise siyasetten çekilme kararı alıp SHP ve Başbakan Yardımcılığını Murat Karayalçın’a devretti. Geldi 94 seçimleri ama Ecevit başkanlığında DSP, Murat Karayalçın başkanlığında SHP, Deniz Baykal’ın da CHP si vardı. Partiler tek çatı altında olsun dediler ama hiçbir lider koltuğunu bırakmak istemedi. 1994 seçimlerinde bu üç parti nal topladı. İstanbul ve Ankara Refah Partisine gitti. Ecevit birleşmeye yanaşmadı ama SHP ve CHP ortak kurultay düzenledi ve “Hikmet Abi Formülü” ile seçimli kurultaya kadar CHP’nin Genel Başkanı oldu. 9 ay sonra kongrede Murat Karayalçın ve Deniz Baykal yarıştı, Baykal 9 Eylül 1995 tarihinde CHP Genel Başkanı olur olmaz ilk icraatı DYP ile koalisyonunu bozdu ve seçime gitti. Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi buradan da zaferle çıktı. Akabinde Refahyol hükümetlerini, 28 Şubat Post Modern darbesini, Anasol-D hükümetlerini, 99 seçimleri, 2002 seçimleri ve ülkenin Reis’e teslim edilişlerini gördük, seyrettik…
Diyeceksiniz ki bunların bizim Suat Abi Formülü ile alakası ne?
Bilmem, sizce?
TRABZON’DA TARIM KAVGASI…
Birkaç haftadır, Trabzon Tarım İl Müdürlüğü’ndeki kavgayı seyrediyoruz. İl Müdürü ile hukuk kararı ile göreve dönen İl Müdür Yardımcısının kavgası gündemimizde. Siyasiler de hangisinin istifa etmesi üzerine toto oynuyor…
Yunanistan ve ABD’den pamuk ithal ediyoruz, Rusya’dan buğday, Fransa’dan arpa, Mısır’dan pirinç, Ukrayna’dan mısır, Sri Lanka’dan çay, İtalya’dan bakla, Çin’den sarımsak, Panama’dan muz, Meksika’dan nohut, Kanada’dan mercimek ama bizim derdimiz Tarım İl Müdürlüğündeki kavga!

23-24 yılda 8-10 Tarım Bakanı değişmiş, her gelen devrim yapıyor ama bizim derdimiz koltuk kavgası!
Çiftçinin derdi ile ilgilenen, tarımsal üretim yapanların dertleri ve sorunları ile ilgilenen var mı? Asla böyle bir dertleri yok, koltuğu olanlar koltuk derdinde, diğer çalışanlar ise aldığı maaşa bakıyor.
Bizimde tek derdimiz koltuk kavgası, uslanmayacağız…
TARIMDA KALKINMA OLUR MU?
Hazır Trabzon Tarım İl Müdürlüğündeki kavgadan bahsettik, Türk Tarımı ne durumda azıcık ondan da bahsedelim.
Ben yıllardır söylerim, bana hep komünist kafasındasın derler. Asla serbest ekonomi piyasasını sevmem. Bu sistem olduğu sürece bazı sektörler çöker derim ben, bazılarının önü açılır yürür gider. Kapitalizmin kanunları ne yazık ki böyle dostlar.
Adamın tarlasında patates 1,5 lira sana 20 liraya geliyor markette…
Ama durup düşündüğünüzde tarım nasıl ayakta kalır, nasıl bu girdaptan çıkar diye çözüm soruyorsanız benim size çözüm önerim 5 madde.
Bir, çiftçiye mazotu ÖTV’siz vereceksin.

İki, çiftçiye gübreyi, ilacı ve tohumu vergisiz vereceksin.
Üç, bunları sağladığın çiftçi buna rağmen tarlasını sebepsiz ekmiyorsa basacaksın en ağır cezayı.
Dört, şehirdeki hal pazarlarını kapatacaksın, hal komisyoncularını şutlayacaksın.
Beş, üreticiyle tüketiciyi direkt buluşturacaksın mesela semt pazarları gibi.
O zaman bakacağız, çöküyor muyuz yoksa şahlanıyor muyuz?
BORÇ İÇİNDE YÜZEN BELEDİYELER…
Kontrolsüz borçlanıyor diyor CHP İl Başkanı Mustafa Bak, Trabzon Büyükşehir Belediyesi için. Yüksel faiz ödediğini ve mülk satışları ile de borcu borçla kapatıyor diyor. Bunun da halkımıza miras kalacağını ve yatırımlarda büyük aksama olacağını söylüyor.
Büyük projeler, Güney Çevre Yolu, Raylı Sistem gibi merkezi hükümetin yüklenici olduğu kesin de siz niye bu kadar borçlanıyorsunuz diye soruyor. Siz bu kentin hangi sorununa kalıcı çözüm ürettiniz diye de ekliyor. Nerede sizin büyük projeleriniz, diyor yani…

Valla onu bunu bilmem Mustafa Başkan, bence onu sor senin Beşikdüzü Belediye Başkanı olan zata. Malum o gitti AKP İl Başkanından “büyük” projelerine yardım talep etti. Şak diye de Trabzon Büyükşehir Belediyesi senin Beşikdüzü’n ile sözleşme imzaladı!
Sor bakalım acaba Beşikdüzü’n de ne gibi bir “büyük” proje başlattı borç içinde yüzüyor dediğin Trabzon Büyükşehir? “Sanal” projeler Beşikdüzü’n de ne durumda mesela?
Önce kendi başkanına soracaksın, bence.
Beşikdüzü’nün “sanal”lığını çözemeyenler böyle Büyükşehir’in “borçlanması” ile uğraşır durur işte derim ben…
Bİ’ VURURUZ, İSRAİL KALMAZ…
Bizim Sülo demiş ki “Hatay’dan İsrail 5 saat, zulmün benzerini bize yapmaya kalkarsa 300-400 bin şehit veririz ama İsrail diye bir memleket kalmaz…”
Valla Sülo onu bunu bilmem de daha geçen gün askeri mühimmat ve teçhizatın geçişine kararname yayınladınız, haberin yok sanırım. Dış İşleri Bakanın da birkaç gün önce İran’ı kınadı sen çıkmış şehit ifadesi ile gariban çocuklarının ölüsü üzerinden istatistiğe soyunuyorsun. Kimse yemiyor, bilesin…
Ha yiğitseniz bekliyoruz toplanın!
Önde AKP- Hüdapar- BBP- Ülkü Ocakları- Nizam-ı Alem Ocakları, 1 milyon genç AKP ve MHP üyeleri kılıç kuşansın bizde pazartesi şafak söker sökmez oradayız…

300-400 bin şehit, ne kadar kolay söylüyorsun Sülo?
Temmuz’dan sonra ekonomimiz öyle bir şahlanacaktı, ne oldu? Hatta 32 terörist kalmıştı, hepsinin de ayakkabı numarasını biliyoruz diyordun ne oldu? Kurtuluş Savaşı’n da bile 40 bin şehit vermişiz sen çıkıyorsun 300-400 bin şehitten bahsediyorsun. Hayat bu hayat, bunların anaları, babaları, çocukları yok mu?
Ey Allah’ım ya, bir de bu arkadaş İçişleri Bakanlığı yapmış fıkra bu kadar.
Siyaset bitti dostlar, vicdanlar bile kuruyor artık…
ÂŞIK VEYSEL…
Anadolu sanatının en nadide temsilcisi koca usta Âşık Veysel 21 Mart 1973’de vefat etmişti.
Âşık Veysel’in çizgisi Yunus’un, Karacaoğlan’ın, Pir Sultan Abdal’ın, Dadaloğlu’nun çizgisi idi…
Bence o çizginin en son temsilcisi.

Kördü Veysel ama görmez değildi. Herkesten daha iyi görüp, herkesten daha iyi hissederdi, dağı, taşı, çiçeği, toprağı ve insanlığı…
İlk şiirini Mustafa Kemal Atatürk’e yazmıştı.
53 yıl önce, 78 yaşında aramızdan ayrıldı Veysel.
Ardında uzun ince bir yol bıraktı.
Işıklar içinde ol büyük usta…
PROTOKOL CAMİİ: İSKENDERPAŞA…
Tarihi İskenderpaşa Camiini de en sonunda siyasetlerine alet ettiler, tebrik ediyorum.
Ben bu mahalle de doğdum, bu mahallede 3 kez Muhtar seçildim, hala bu mahallede yaşıyorum ne böyle bir şey gördüm ne de yaşadım.
Bayram namazı bitmiş, AKP’li Bakan, AKP İl Başkanı, AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı İskenderpaşa camiinin içinde İskenderpaşa Camii İmamının yanında saf tutmuşlar bayram tebriki kabul ediyorlar.
Camiye siyaseti sokmanın son fotoğrafı bu.

Yerin dibine batsın sizin siyasetiniz…
Bana ne arkadaş, bana ne sizin siyasetinizden. Ben bir Müslüman olarak orucumu tutmuş, son olarak da bayram namazına gidip bunu taçlandırmak istiyorum. Dizilmişsiniz sıra sıra caminin içinde bayram tebriki kabul ediyorsunuz. Ayıp değil mi?
Bu caminin içinde asla siyaset yoktur, böyle biline.
Çıkarsınız avlu da, bunu da yaptırmazdı büyüklerimiz eskiden size ama yine de orada bayramlaşırsınız cami cemaati ile.
Yakışmadı AKP, yakışmadı İskenderpaşa’ya da en sonunda siyaset soktunuz…