Son fon vurgunundan sonra benim tertip Asım Efendi sosyal medyasından bir paylaşım yapmış, mealen “mızrak çuvala sığmıyor” diyor. Haklı bence…
“Milletin kulağı haberlerde, dört gözle izliyor” diyor ve Reis’in ne yapacağını bekliyor. Eğer Reis neşteri vurmazsa millet sandıkta neşteri vuracak diye de ihtarda bulunuyor. Sadece konu borsa değil, diyor. Sorun; toplumsal çürüme (!) diye de son noktayı koyuyor.
Yerden göğe haklı, önemli olan fonda parasına para katanlar değil. Sorun toplumda yarattıkları korkunç çürüme. Hak, hukuk, adalet duygusunun gittikçe yok edildiği.
Benim tertip Asım Efendi, iyi bir siyasetçi iyi bir politikacıdır. Tayyip Beyin ilk günden beri yanında dik duran kişilerdendir. İlk vekillerinden olup, AKP’nin hem Trabzon’da hem de Karadeniz’de önemli bir kalesi olmasındaki katkısını bilenlerdenim. Beraber başlamıştık göreve, o Belediye Başkanı ben Muhtar ve Muhtarlar Derneği Başkanı olarak. Onun için kendisine “tertibim” derim, yanlış anlaşılmasın biz asker arkadaşı değiliz aynı devreyiz Trabzon’da onun için “tertip” sayılırız. 10 yıl muhtarlığımda onunla (son 1,5 senesinde Niyazi Beyle) ve 5 yıl Belediye Başkan Yardımcılığım dönemimde de onun vekilliği ile çalıştım.

Mert ve bildiğini dosdoğru söyleyen enden kişiliktir, tertibim.
Evet, artık mızrak çuvala sığmıyor diyor ve o bile bunu sadece fon vurgunu için değil gelinen nokta için söylüyorsa bir duracaksınız ey siyasiler.
Gerçi bunun “minareyi çalan kılıfını da hazırlar” diye bir negatif versiyonu hatta “güneş balçıkla sıvanmaz” diye de bir başka versiyonu da vardır aynı şeritte seyreden uzun ve geniş araç tanımlaması ama şu da bir gerçek: Gerçeklerin üstü ne kadar kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın bir gün mutlaka gerçekler gün yüzene çıkar.
Tertibim, AKP’ye bir miktar “ikaz”, Reis’ine de bir tutam “cesaret hapı” gönderiyor.
Aklınızı başınıza alın, yoksa sandıkta millet bize dersi verecek diyor.
Bakalım, göreceğiz bunu AKP ne kadar anlayacak…
MONTELLA İKİLE, YORMA BİZİ…
Sizi bilmem ama inanın içimden gelmiyor, milli takım maçını bile seyretmedim desem yalan olur heves falan sıfır. Resmen gurubun San Marino’su olduk, zira Lihtenştayn’ın bile puanı var! Dört maçta sıfır puan, hakikaten ikile Montella mümkünse sağdan ikile.
Abi yok böyle bir maç, son İtalya maçı. Yani maça hiç çıkmasak 3-0 kaybeder üstüne de biraz para verirdik diye düşündürttü insanı. Oyuncularda yorulmaz, insanlar o soğukta maç izlemezdi. Daha ne kadar rezil olacağız belli değil. Gerçi futbolcularda oynamıyor arkadaş, bizim Hacıdayıoğlu versin şunların villalarını da kurtulalım dertten diyesim geliyor.
Yandaş kanal sunucusu ve yorumcusu da bitse de gitsek modundalar, “5 tane çok ciddi korner kazandık” diyor yorumcu bizim Abdullah Ercan. Her kornerin birbirinden farklı da konunun ciddiyet addeden tarafı ne Abdullah?

Neyse 3-1 kaybettik, Cebelitarık’ın bile 2 puanı, Andorra’nın 1 puanı olduğu Avrupa’da sende tık yok!
Bir de arkadaş ne hesap veren var ne de ortada bir sorumluluk alan var. Dünya kupasından beri aynı kepazelik yaşanmaya devam ediyor. Bir noktadan sonra insanın kendi milli takımından bile soğuyası geliyor, benimki de o tavır.
Maalesef aidiyet duygularımızın da içine ettiler, alın fonunuzu topunuzu da gidin.
Biz filenin sultanları ile gurur duymaya devam ederiz…
ŞEHİR HASTANELERİNDE KİM NE GÖTÜRÜYOR?
“Gazete Pencere” de Uğur Emek imzalı bir yazı okudum. “Şehir Hastaneleri Düzenli ve Sürekli Biçimde Yağmalanıyormuş” başlığı ile.
Şehir Hastanelerinin hikâyesini özetliyor yazar, “Şehir hastanelerinde işletmeciler bir hastane yapmakta, bu hastanelerin tıbbi cihaz ve otelcilik altyapısını kurmaktadır. Bunun karşılığında da Sağlık Bakanlığından kira geliri tahsil etmektedir. Ayrıca, tıbbi ve tıbbi olmayan hizmetler sunmaktadırlar. Tıbbi olanlar laboratuvar, görüntüleme, sterilizasyon ve dezenfeksiyon ve fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetleridir. Tıbbi olmayanlar ise temizlik ve atık yönetimi, güvenlik, yemek, çamaşırhane, otopark ve tesis yönetimi ve bakım onarım hizmetleridir. Bakanlık, bu hizmetler için de ayrıca ödeme yapmaktadır.” diyor…

Son Sayıştay raporları ile “AKP iktidarı sadece foncuları korumuyor. Şehir hastaneleri dahil usulsüzlük yapanları koruyor” diyor. Raporda, Şehir Hastanelerinde yapılan usulsüzlükleri kamuoyuna sunmuş. 3 yıl yapım, 25 yıl işletme sürelerine sadık kalmadılar diyor. Eksik ve hatalı yapılan hizmetler için Bakanlık “yapılmış” gibi ödemeler yapmış, diyor. Tıbbi ekipmanların bakım onarım giderlerinin, şirketler tarafından ödenmesi gerekirken Bakanlık gerekli görmemiş ve ödemeyi kendi bütçesinden yapmış Sayıştay raporuna göre.
Sanki eksikti birde bu kambur geldi milletin omzuna, görüyor musunuz?
Abi her yaptığınız icraatta rant mı olur?
Hamdolsun yiyorlar, ne diyelim…
Yakında bunun da ipliği pazara çıkar.
Ülkenin geleceği karardı ne yazık ki, siz istediniz…
YAKIŞMADI İÇİŞLERİ…
Geçen hafta Mersin Büyükşehir, Yenişehir ve Mezitli Belediyelerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında 59 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Muhaliflerin sabaha karşı polis tarafından evi basılırken çekim ekibi de hazır buluyor. Adeta bir sinema filmi gibi özenle çekim yapılıyor. Kadın, polis geldi diye güvenip geceliği ile kapıyı açıyor. Polis çekim yapıyor, kadın çekimden rahatsız olduğunu bahsederken rutin bir çekim diyor, başka yere vermeyeceğiz. Ama bu çekimler basına servis ediliyor!

TBMM’nin acar vekillerinden Turhan Çömez sormuş; “Hafız bir İçişleri Bakanımız var. Onun bakanlığında, yürütülen bir soruşturma kapsamında bir operasyon yapılıyor. Polis, gittikleri bir evde, kapıyı açan bir hanımefendinin görüntülerini kaydetmeye başlıyor. Hanımefendi kayıt yapılmamasını rica ediyor. Görevli polis memurları “yok kayıt yapmıyoruz, bilgi amaçlı” gibi sözler söylüyor. Ve hanımefendinin asla paylaşılmaması gereken görüntüleri basına servis ediliyor. Bu yaklaşım; ne insanlığa, ne hukuka, ne demokrasiye, ne insan haklarına, ne medeni bir devlet anlayışına ne de Kur’an ahlakına uygun. Bunu içinize sindirebiliyor musunuz Sayın Bakan? Sorumlulara hesap sorduğunuzu görebilecek miyiz? Mustafa Çiftçi…” diyor milletvekili Turhan Çömez.
Cevap verir mi vermez mi bilmiyorum ama ben Bakanı tebrik etmek istiyorum, hakikaten kolluğun görüntüleri basına sızdırma hızınıza asla hiçbir ülke yetişemez!
“Ailem Güvende” dediğiniz sanırım bu, yakışmadı…
(İçişleri “bizimle alakası yok” demiş, kiminle alakalı Allah’ını severseniz? Aklımızla oynamayın!)
66 ÖZEL KALEM ESKİTEN FONCU BAKAN…
Valla yanlış mı okudum diye, 3-5 defa yeniden okudum.
Foncu Fatma Betül Sayan Kaya, görev süresinde 66 özel kalem müdürü değiştirmiş!
Değerli dostlar, burada aslında önemli olan 66 kişinin Fatma Betül Hanıma özel kalem müdürlüğü yapmış olması değildir. Asıl bomba özel kalem müdürlüğünden 657’ye geçiş istisnai durum olup KPSS’ye girmeden doğrudan devlet memurluğuna yatay geçiş yapıyorsun, önemli olan budur. Şimdi burada da önemli olan bu 66 kişi kim ve şu an nerede?

Siz boğazınızdan kesip çocuklarınızı kursa yazdırın, özel dersler verdirin. Bak seçilmişler tek kalem oynatmadan özel kalem ayağına istisnai memur olsunlar sende anca çocuğunu sınavlara taşı, özel okul sahiplerini zengin et. Sen çocuğunun sınavda başarılı olmasına her şeyini feda et ama birilerin çocuğu sınav birincisi olsun! Onun annesi Bakanlık yapsın ve soruların çalındığı dönemdeki ÖSYM Başkanı Ali Demir şimdi İTÜ’de akademisyenlik yapsın…
Valla size her şey müstahak diyeceğimde, yakışmayacak bana.
İşte verdiniz yetkiyi, gördünüz etkiyi…