Nasıl bir memleket arkadaş
Herkes birbirini söğüşlemenin peşinde.
Helal ve alın teri ile değil herkes vurgun yapmanın peşinde
Yahu bir ülkede herkes aynı şeyi düşünebilir mi?
Üçkağıtçı olduk.
Ne günlere kaldık Allah’ım
Her şeye zammı gördük, fiyatların yüzde 300’lere ulaştığını gördük ama meyve ve sebzecilerin fahişini görmedik
Tarladan markete vurgunu görmedik
Olacak şey değil
Devlet her yolsuzluğun, usulsüzlüğün üzerine gidiyor
Kayyum atıyor
Ama bu ne arkadaş çiftçiye de kayyum mu atansın.
Tarla vurgunundan binin üzerinde çiftçi ifade verdi.
Tarladan rafa olduğu gibi rant.
Allah aşkına ne oldu bize
Tarlada 10, tezgâhta 80 lira
Bu nasıl memleket arkadaş?
İnsan artık alışverişe giderken cebindeki parayı değil, karşısına çıkacak kazık fiyatı düşünüyor.
Her şey zamlı…
Zam üstüne zam!
Vergi var, verginin vergisi var.
Elektrikten doğalgaza, akaryakıttan gıdaya kadar vatandaşın sırtındaki yük her geçen gün daha da ağırlaşıyor.
Ama asıl anlaşılması güç olan başka bir şey var.
Tarlada 10 lira olan domates nasıl oluyor da tezgâhta 80 liraya çıkıyor?
Aradaki 70 lira nereye gidiyor?
Üretici mi kazanıyor?
Hayır!
Vatandaş mı ucuza alıyor?
O da hayır!
O zaman bu korkunç fiyat farkının hesabını kim verecek?
Üretici, “Ben para kazanamıyorum” diyor.
Tüketici, “Bu fiyata nasıl geçineceğim?” diye isyan ediyor.
Arada ise fiyatlar balon gibi şişiyor.
Domates, biber, patlıcan, salatalık…
Temel gıda maddeleri artık sofranın değil, adeta lüks tüketimin parçası haline geliyor.
Devlet denetim yapıyor, ekipler sahaya çıkıyor, cezalar kesiliyor.
Ama belli ki yetmiyor.
Çünkü bir yerde denetim varsa, orada sonuç da olmalı.
Vatandaşın cebini boşaltan bu fiyat zincirinin nerede koptuğu ortaya çıkarılmalı.
Tarladan hale,
Halden markete,
Marketten sofraya kadar bütün zincir mercek altına alınmalı.
Kim ne kadar kazanıyor?
Kim ne kadar fiyat ekliyor?
Kim fırsatçılık yapıyor?
Bunların hepsi açıkça ortaya konulmalı.
Çünkü mesele sadece domates değil.
Mesele vatandaşın sofrasıdır.
Mesele emeklinin, işçinin, memurun, dar gelirlinin pazara çıktığında yaşadığı çaresizliktir.
Bir kilo domates almak için insanın hesabını kitabını yapmak zorunda kaldığı bir ekonomik düzen sürdürülebilir değildir.
Elbette üreticinin de emeğinin karşılığını alması gerekir.
Elbette esnaf da para kazanacak.
Ama birileri kazanacak diye milyonlarca insanın sofrası ateşe verilemez.
Bu kadar fiyat farkı normal değildir.
Bu kadar zam normal değildir.
Bu kadar fırsatçılık hiç normal değildir.
Vatandaş artık “Neden pahalı?” diye sormuyor.
“Daha ne kadar pahalanacak?” diye korkuyor.
İşte asıl tehlike budur.
Bir ülkede vatandaşın cebindeki para sürekli eriyor, temel gıda fiyatları sürekli şişiyor ve bunun karşısında yalnızca “denetim yapıyoruz” deniliyorsa, ortada ciddi bir sorun var demektir.
Devletin görevi sadece ceza kesmek değil, vatandaşın hakkını korumaktır da aynı zamanda.
Tarladaki 10 liralık ürünün tezgâhta 80 liraya çıkmasının hesabı sorulmalıdır.
Kimse kusura bakmasın.
Vatandaş artık aynı domatese dört-beş kat fazla para ödemek istemiyor.
Bu fiyat balonu bir yerde patlamalı.
Hem de daha fazla vatandaşın canı yanmadan.
Hiçbir sosyal devlette birileri hesabını vatandaşı soymanın üzerine yapmamalı.