Bizim Karadeniz balıkçıları av yasağı başlayınca, özellikle Trabzon ve civarı, tekneleri Sürmene Yeniay’a çekmişler. Rutin bakım ve onarım yaptırıyorlar.
Valla ben işin başka yönündeyim. Niye son teknoloji sonarlar ile niye binlerce beygirlik motorlar ile niye 120 metre derinliğinde 1 kilometre uzunluğunda ağlarla donatılan tekneler ile ve niye 40 metre, 50 metre teknelerle balık avlamaya çalışır bizim balıkçılar?
Herkes biliyor ki bizim ülkedeki bu av araçlarıyla inanın okyanusu kurutursunuz, Karadeniz’i zaten kuruttunuz. Bu kadar gelişmiş bir donanımla, acımasızca avlanmak Karadeniz’i kurutuyor. Senegal’den, Yunanistan’dan, Norveç’ten dünya kadar balık ithal etmemize rağmen ülkede ekonomik balık sayısı 3’ü 5’i geçmiyor.
Görünen köy kılavuz istemez, her geçen sene daha az balık çıkıyor. Balıklar boyutlarına bakılmaksızın limitsiz avlanmak denizlerimizi kurutuyor.
Denizlerimizin toparlanması gerekiyor.

Ben net olarak, gerekirse 2-3 yıl sezon açılmamasından tarafım. Derinlik ve kıyıdan uzaklık mesafeleri mutlaka değiştirilmeli ve bu da yetkililer tarafından sıkı denetlenmeli. Sezon da Eylül başından mutlaka Kasım başına alınmalı. Çünkü mevsimler değişti. Sular ve havalar Eylül- Ekim hep sıcak.
Bizim balıkçılar Karadeniz’de balığa kaçma ve üreme şansı vermiyor.
Ayrıca bir başka teklifimde, mutlaka Deniz ve Denizcilik Bakanlığı kurulmalı. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesi ne arkadaş? Balıkçılıkla resmen dalga geçiyor devlet. Uygulama denetimi, teftiş ve kontrol faaliyetleri hem Tarım Orman Bakanlığına, hem de İçişlerine bağlı Sahil Güvenlik teşkilatına verilmiş! Deniz Müsteşarlığı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı!
Onun için diyoruz ki, balık ve balıkçılık devam etsin istiyorsak devletin, hükümetin bu konuda ayakları yere basan bir politikası olmalı.
Yoksa seyredersin, komşuda (Yunanistan’da) denize elini atanların Kalkan’a çarptığını…
Not: En son Karadeniz’de yapılan sayımda 7-8 çeşit balık türü kalmıştı. Acaba son yıllarda Karadeniz’de balık türlerinde bir gelişme var mı? Ben araştırmalarımda, böyle bir balık popülasyonu sayımına rastlamadım. Yetkililer bizi aydınlatırsa memnun oluruz…
ÜNLÜLERE OPERASYON…
Sabah ekmek almak için bakkala indim, “gördün mü uyuşturucu da 25 ünlü içeri tıkılmış” dedi bir vatandaş. Diğeri de yapıştırdı cevabı: “Ya Apo’yu eve çıkaracaklar, ya da arkada yine milyar dolarlar el değiştirecek!”
Dilim tutuldu, “alıştık artık” dedim uzaklaştım…
Hayır, hiçbiri tutuklanmayacaksa neden gözaltına alıyorsunuz?
Başka bir ülke var mıdır bilmiyorum, sırayla ünlü toplayan başka hangi ülke var bu dünyada? Tacizciler tecavüzcüler katiller dışarda, ünlülere şafak operasyonu!
Millet aç sefil, sokaklarda çöpten yemek topluyor bunların derdine bak.
Bir de arkadaş, bir Allah’ın günü de uyuşturucu baronlarına operasyon ile uyanalım, no’lur!

Alabilir misiniz, alamazsınız biliyoruz. Çünkü amacınız uyuşturucu ile mücadele falan değil, bunu hepimiz biliyoruz. Amaç baskı kurmak, “ünlü” borsası da işin bir başka yönü!
Sevgili dostlar, sabah TV açıp 25 ünlünün “şafak operasyonu” ile alındığını görünce içime huzur geldi. İyi dedim, bizim Venezuela’dan mal getirip Mersin Limanında demirlediğimiz uyuşturucu yüklü gemimize dokunmamışlar!
Huzurla uyuyabilirim…
PİRO YİNE GÜNDEM YARATIYOR!
Son günlerde yine gündemi doldurmaya başladı Kılıçdaroğlu, sanırım AKP’den seçim çalışmaları için emir geldi.
Nasıl bir hırs anlamıyorum arkadaş, 13 kez Erdoğan’a yenildin bir kerede Özgür Özel’e yenildin hala nasırına basılmış gibi bağırıyorsun.
Tam bir siyasi pişkinlik örneği Piro.
Sen 2023’de toplumun önüne tarihi bir fırsat gelmişken bütün itirazlara rağmen adaylık dayatıp ardından çıkan hezimetin sorumluluğunu bile hala doğru düzgün üstlenme sonra da çık milletin önüne hala vıdı vıdılara devam et.
Anlamadığım bir başka durum da, niye parti disiplin ve ihraç mekanizmalarını çalıştırmıyor?
Son Reis karşısında yenilgisinin tek sorumlusu sensin sen. Milyonlarca insanın umut bağladığı bir dönemi kişisel hırsların uğruna tükettin, sadece kaybetmekle de kalmadın muhalefetin moralini ve güvenini de ağır bir şekilde zedeledin.

Bunca başarısızlıktan sonra hala CHP içinde etkili olmaya çalışman, parti içinde kriz yaratacak çıkışlar yapman ne oluyor Piro?
Bu tablo karşısında Özgür Özel’in net bir tavır koyamaması da ayrı bir sorun, ciddi bir liderlik zaafı gibi geliyor bana. Partiyi sürekli geçmişin yüküyle uğraştıran, her kritik dönemde yeni bir tartışma çıkaran bir figüre karşı hala disiplin veya ihraç dâhil sert adımlar atılmaması, CHP’nin değişim hareketini de boşluğa düşürüyor.
Eğer gerçekten yeni bir sayfa açılacaksa, parti eski dönemin gölgesinden tamamen kurtulmak zorunda.
Çık bu adamı kapının önüne koy Özgür Özel, gerçek yüzünü halka anlat korkma.
Atın bu adamı partiden,
Yoksa yarın çok geç olacak, haberiniz olsun…
KURBAN FİYATLARI ŞAHLANDI…
İyi ki ekonomist bir liderimiz var, aynı hatayı yapıp yeniden yapınca farklı sonuçlar almaya çalıştığı için kendisine müteşekkiriz.
Büyükbaş; 130 bin-170 bin, Küçükbaş; 30 bin-50 bin arası…
Büyük ve besili tosun fiyatları 245 bin-400 bin arasında gidiyormuş, Ak zenginler için zannımca sıkıntı olmuyor.
Elbirliği ile ağır ekonomik zorluklarla yaşayan vatandaşın kurban ibadetini yerine getirmesini imkânsız hale getirdiler, hamdolsun.
Gerçi biraz fazla şahlandık ama bize müstahak.
Gidip kasaptan alıp dağıtacağız, o derece yani Allah’ın gücüne gitmez herhalde.
Bir de şu Afrika’ya kurban bağışı furyası var, devlet eli ile de teşvik ediliyor mübarek. Zira Diyanet’in belirlediği fiyatlara göre yurt içi vekâleten kurban kesim fiyatı 18 bin lira, yurt dışı yani Afrika’da kesim sadece 7 bin lira!

Aracı diğer tüm kurum fiyatları da aşağı yukarı aynı bantta. Ben şu kurum güvenlidir, bu kurum güvenilir değil tartışmasına girmiyorum. Hatta vekâleten kurban sistemi kolaya kaçmak mıdır falan ona da girmiyorum. Ben bir devlet politikası olarak devletin kendi vatandaşlarına bir kere daha ikinci sınıf insan muamelesi yaptığı bir uygulamanın yanlışlığından bahsediyorum. Ayrıca zenci çocuklu kurban bağış afişleri de beni ilgilendirmiyor. Canlı yayında kesim yapmak için söz verenler bile var.
Gelinen nokta bu ucuz Müslümanlık ayaklarını devletin yeterince denetlemediğinden de eminim. Çok fena bir dolandırıcılık dönüyor, kanıtlayamıyorum.
30 bin verip cennete gitmek mi zor, yoksa 7 bin verip yine cennete gitmek mi?
Gülmeyin, aynen öyle bir durum yarattılar cennet vatanda…