Hafta başı Ankara Güvenpark’ta mülakat mağduriyeti ve taban maaş talebiyle toplanan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerine polis müdahale etmiş, sendika yöneticileri dâhil 41 eğitim emekçisi darp edilerek ve ters kelepçe uygulaması ile gözaltına alınmış.

Arkadaş polisinde işi zor!

Çiftçiler eylem yapsın, git dikil karşılarına.

Akademisyenler eylem yapsın, git dikil karşılarına.

Avukatlar eylem yapsın, git dikil karşılarına.

Öğretmenler yapsın, git dikil. İşçiler yapsın git dikil. Memurlar yapsın git dikil. Doktorlar/ sağlıkçılar yapsın git dikil karşılarına.

Ya arkadaş, polis hükümetin kapıkulu mu? Yoksa milletin güvenliğini sağlamak için mi maaş alıyorlar? Onlara da yazık, gülmeyin…

Ne olursa olsun öğretmenlerimizi tebrik ediyorum, ses getiriyorlar. Bizim gibi uyuşturulmuş, ayakta uyuyan, bunca haksızlığa rağmen ölmüş balık taklidi yapan, hiçbir olaya hiçbir tepki göstermeyen tipler değiller. Çıkıyorlar ellerinden geldiğince yaşam şartlarını, eğitim şartlarını protesto ediyorlar. Güvenlik şartlarına karşı tepki koyuyorlar. Haklılar…

Okulda ölmemek istiyorlar.

Arkadaş, okula giden çoluk, çocuk ve öğretmenler canından olmamalı. Evladınızı sabah okula diye gönderiyorsunuz, akşam tabutu geliyor. Empati yapın arkadaşlar, empati.

Okullardaki güvenlik ile ilgili sorunlar için mutlaka somut adımlar atılmalı.

Haydi, buna bir çözüm bul şahlanan Türkiye’nin Reisi…

KENT KONSEYİNE CEVAP HAKKI…

Ortahisar Kent Konseyi geçen haftaki yazıma cevap göndermiş, aynen yayımlıyorum.

“Ortahisar Kent Konseyi Genel Kurulu hakkında yapılan açıklamalar ve kaleme alınan köşe yazısı, hukuki gerçeklerden çok seçim sonucuna duyulan rahatsızlığın dışa vurumudur.

Öncelikle bilinmelidir ki divan heyeti herhangi bir kişi tarafından atanmadı; delegelerin önergesi ve Genel Kurulun onayıyla oluşturuldu. Alternatif bir öneri sunmayanların seçim sonrasında Genel Kurulun seçtiği divanı tartışmaya açması, demokratik iradeye saygısızlıktır.

Aynı şekilde açık oylama kararı da herhangi bir kişinin değil, Genel Kurulun kararıdır. Mevzuatta seçimlerin mutlaka gizli yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Oylama şekline Genel Kurul karar vermiş, çoğunluk iradesini ortaya koymuştur. Sonuçtan memnun olmayanların hedefi divan veya yöneticiler değil, doğrudan Genel Kurulun kendisidir.

Daha da dikkat çekici olan ise seçim öncesinde kendilerine kapalı oylama yapılacağı yönünde söz verildiğini ima eden açıklamalardır. Buradan açıkça soruyoruz:

Bu sözü kim vermiştir?

Çünkü hiç kimsenin Genel Kurul adına böyle bir söz verme yetkisi yoktur. Eğer böyle bir iddia varsa isim açıklanmalı, belge ortaya konulmalı ve kamuoyu aydınlatılmalıdır. Aksi halde bu tür söylemler dedikodudan öteye geçmeyecektir.

Köşe yazısında Ortahisar Kent Konseyinin "40 projeyi hayata geçirdik" açıklamasının eleştirilmesi ise Kent Konseylerinin görev ve işleyişinin bilinmediğini göstermektedir. Kent Konseyleri proje üretmek, fikir geliştirmek, rapor hazırlamak ve şehir adına öneriler sunmak için vardır. Proje üretmesini eleştirmek, Kent Konseyinin varlık sebebini sorgulamaktır.

Ortahisar'ın ihtiyacı polemik değil projedir.

Tartışma değil üretimdir.

Kişiler değil şehirdir.

Ne yazık ki yapılan açıklamalarda Ortahisar'a dair tek bir proje, tek bir öneri veya tek bir vizyon ortaya konulamamış; bütün enerji seçim sonucunu tartışmaya harcanmıştır.

Kamuoyu da çok iyi bilmektedir ki şehir adına çalışan kurumların ve yüzlerce delegenin iradesiyle oluşmuş yapıların sürekli tartışma konusu yapılması Ortahisar'a hiçbir katkı sağlamamaktadır.

Hiç kimsenin kişisel görünürlük arayışları, bireysel hesapları veya gündemde kalma çabaları; Ortahisar Kent Konseyinin kurumsal kimliğinden ve Genel Kurulun demokratik iradesinden daha değerli değildir.

Ortahisar Kent Konseyi Genel Kurulu kararını vermiş, yöneticilerini seçmiş ve iradesini ortaya koymuştur. Demokrasiye inanan herkesin görevi, hoşuna gitmese bile bu iradeye saygı göstermektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bu arkadaşlara Cuma günü yanıt vereceğim, sıralarını beklesinler…

TÜGVA’NIN FUTBOL TUTKUSU…

Tek kale maçları Ensar bilir zannederdim ama TÜGVA’da son yıllarda futbola sardı.

Top demek ki direk Bilal Beyde…

KTÜ’de düzenlenen “GENÇLİG 2026 Türkiye Finali” başlama vuruşunu Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas yapmış ve gençlere ufuk (!) açan TÜGVA’yı yere göğe sığdıramamış. Konuşmasında lafı dönmüş dolandırmış Bilal Efendiye getirip “…sürece katkı sunan Sayın Bilal Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Gençliğimizin yetişmesine yönelik ortaya koyduğu vizyon ve gayret, TÜGVA’nın bugün ulaştığı noktada önemli bir paya sahiptir.” demiş. Hatta konuşmasını böyle bitirmemiş gaza gelmiş tekrar “Sayın Bilal Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi, gençliğimizin sınır tanımayan bir anlayışla hareket etmesi hem kendileri hem de ülkemiz için büyük önem taşımaktadır” diye de Bilal Efendinin bir önemli veciz sözünü gençliğimize armağan etmiş.

Şu Trabzonspor’u da siyasete alet ediyorsunuz ya, ne diyeyim ben size.

İlerde Trabzonspor kongrelerinde ya da Divan Kurulu toplantılarında bunları size hatırlatacak çok insan var. Öyle sportif bir etkinlikti biz de katıldık demekle kurtulamayacaksınız.

Ha, diyeceksiniz ki biz futbol için destek verdik.

AKP’nin Ülkü Ocakları olan TÜGVA’yı size ben anlatacak değilim. TÜGVA’nın niye futbol ile ilgilendiğini de size ben anlatamam. Ve diyeceksiniz ki TÜGVA askeriyede var, polisiye de var, belediye de var, istihbaratta var, zabıta da var, Adalet Bakanlığında var, var oğlu var.

Futbol da olmamaları düşünülebilir mi?

Bak buraya yazıyorum, şimdinin Bank Asya’sı neyse 3-5 sene sonra TÜGVA aynı olacak, bekleyin görün…

SALİH KAZANCIOĞLU’NU ANARKEN…

Trabzon’da musiki ile ilgilenen herkes onu tanırdı.

O aslında iyi bir eğitimci, öğretmendi. Ama Türk Müziği’ne de hizmetleri en üst seviye de olmuştu. Yıllarca Müzik Halk Oyunları Derneği’nde kurucu şeflik yaptı. İşi ve ikametgâhı dolayısı ile merkezini Akçaabat’a kaydırdı. Önce Akçaabat Belediyesi Türk Sanat Müziği topluluğunu kurup şefliğini yaptı yıllarca. Sonra arkadaşları ile birlikte Akçaabat Kültür ve Sanat Derneğini kurarak hem yönetim kurulu başkanlığını hem de Türk Sanat Müziği Korosu şefliğini üstlendi.

2022 yılında ben 40 senelik emek verip kurucusu olduğum Trabzon Belediyesi Türk Müziği Topluluğundan ayrılınca Trabzon Liselerinden Yetişenler Derneği’nde şef Özdemir Hafızoğlu ile müziğe yeniden başlamıştım. İlk konserimizde Salih Hoca sitem yaptı, “kırk senedir seni tanırım, TLYD ye katkı sağlıyorsan bana da katkı sağlamalısın. Mutlaka çalışmalara gel, bekliyorum” dedi. 2023 ilk aylarında Salih Hocanın korosuna da katkı sağlamaya başladım. (Bu arada unutmadan, ben Türk Sanat Müziği korolarında hasbelkader kudüm/bendir/tef/zilli daire falan icra ederim yaklaşık 50 senedir)

Salih Hoca ile çalıştığımız 3-5 ayda nerede ise her ay bir konsere çıktık.

Haziran 2023’de genç yaşta hocamızı bir kalp krizi neticesinde kaybettik.

Bu hafta onun ölüm yıldönümü idi, anmak istedim bu naif insanı.

Huzurla yat Salih Hocam, mekânın cennet olsun.

Unutulmayacaksın…

ÇÖP TESİSİ MANZARALI SPOR TESİSİ…

Allah’tan kıymetimizi bilen bir iktidarımız var.

Futboldan da acayip çakıyorlar, her yer spor tesisi ve direk futbolla ilgileri beni öldürüyor. TÜGVA ile, ENSAR ile, İlim Yayma Cemiyetleri ile bodoslama futbolun içine dalıyorlar. Ayrıca yine futbol (başka dal yok sporda sanki) tesislerine de çok önem veriyorlar. İkridarları Trabzon’u “tesisleşme ve Doğu Karadeniz’in futbol gelişim merkezi” ilan etmişler.

Hemen gidip Araklı’da 15 dönüm alanı spor tesisi için belirlemişler. Düşünebiliyor musunuz 15 bin metre kare alan ve bu alan Tarım ve Orman Bakanlığı uhdesinde.

Çökecekler, kafaya koymuşlar ama Araklı’nın başı bildiğiniz gibi çöp tesisi ile dertli.

Bizim çökücü ekip unuttu vadideki koku ve hava kalitesini. Yanbolu vadisi ve etrafı çöp tesisinden yayılan kötü koku ve zehirli partikül salınımının derin nefes almanın zorunlu olduğu spor aktivitelerinde nasıl ciddi şekilde olumsuz etkiler yapabileceğinden haberleri yok. Uzmanlar; çöp sızıntı suları ve metan gazı gibi çevresel faktörlerin, egzersiz sırasında solunum yollarını tahriş edebileceği ve halk sağlığını riske attığının söylerler.

Kentlerde atık alanlarının spor, yürüyüş veya rekreasyon alanları ile komşu planlaması yapılmaz, yapılamaz. Nasıl bir düşünce yapısı varsa bunlarda anlamıyorum.

Yaparsa AKP yapar…

HAZIRLANIN, SAMURAY ARILAR GELİYOR

Kahverengi kokarca zararlısına karşı Giresun Fındık Araştırma Enstitüsünde üretilen samuray arılar 22 Haziran itibari ile Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Gümüşhane’de belirli periyotlarla doğaya bırakılacak.

2 milimetre boyutunda üretilen Samuray Arıların insanlara bir zararı yokmuş. Doğaya bırakılan arılar gidip kokarcanın yumurtaları üzerine kendi larvalarını bırakıp parazitlenme yapıyormuş. Böylece kahverengi kokarcanın mantar gibi çokça üremesinin önüne geçilecekmiş.

Samuray arılar Amerika’da ve Kanada’da görevlerini başarı ile tamamlamışlar ama Türkiye’de iki senedir üzerinde çalışıyorlar pek randımanlı olamamıştı.

Çünkü bu kahverengi kokarca da bence laboratuvarda üretilmiş bir biyoterör elemanı. Yani o da Samuray gibi kimyasal olarak laboratuvarlarda üretilmiş bir tür.

Diyeceksiniz ki, nereden anladın kokarcanın kimyasal bir böcek olduğunu? Arkadaş, geçen sene resmen marketten aldığım böcek spreyini sıkıyorsun ölmüyor! Fındık tarlalarımızın içine ettiler, tarlalarda meyve sebze bırakmadılar, evlerimizde yatakta beraber uyuyoruz kardeş kardeş. Evimizin bireyleri artık bu meretler.

Hayır, bu böceğin açıp bakıyorsun anavatanına: Çin, Japonya, Kore ve Tayvan bölgeleri diyor. Bize 2017 senesinde Artvin ve çevresinden giriş yapmış, 2015 de Gürcistan’da görülmüş. Sadece Doğu Karadeniz’i mi sarmış, elbette hayır. Hızını alamamış 2020 den beri Düzce ve Sakarya’da. Niye oraya kadar gitmiş? Çünkü oralarda da fındık üretimi var!

Uzakdoğu’dan yola çıkan bu böcek önce Amerika’yı, sonra Avrupa’yı şimdi de Karadeniz’i fethetti. Bu arada Avrupa’da bolca var, unutmayalım.

Şimdi devlet bu biyoterör böceği için Samuray arılar üretti.

İnşallah aralarında anlaşıp daha büyük bir tehlike yaratmazlar.

Olur mu, olur. Burası şahlanan Türkiye…

YENİ “YAŞAM” ALANIMIZ HAYIRLI OLSUN…

Meydan’da köprü altında yeni bir “yaşam” alanımızı bize hediye eden Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e teşekkür ederiz.

İki park arasında böyle bir yeri uzun zamandır (!) bekliyorduk başkanım.

“çok ciddi manada bir trafik oluşuyordu burada. Çünkü şehrimiz özellikle yaz dönemlerinde ciddi bir turist alıyor ve trafik yoğunluğu oluyor. o nedenle şehrimizde bu alanımızı yeniden peyzajıyla beraber şehrimizin yayla bölgesi (burayı anlamadım?) hasebiyle, vatandaşlarımızın dinlenebileceği (!), eğlenebileceği (!), ve vakit geçirebileceği alanlar oluşturmak yayla bölgelerinde büyük önem taşıyor. Bütün işimiz ve bütün gayretimiz, vatandaşlarımızın daha güzel bir şehirde, daha yüksek (!) yaşam standartlarıyla hayatlarını sürdürmelerini sağlamaktır.” demiş…

Şaka gibi bir kentte yaşıyoruz, görüyor musunuz?

Köprü altında yeni yaşam alanımızda dinlenecekmişiz, eğlenebilecekmişiz ve güzel vakit geçirebilecekmişiz!

Ya bırak Allah’ını seversen Ahmet Başkan, köprü altında ne eğlenecek bu millet? Nasıl dinlenecek? Niçin bu kirlilik içinde vakit geçirecek? Niçin?

Sen önce bu kent yaşayanlarına bu yeni alandaki ses kirliliğini (desibel olarak) ve sağından solundan hatta üstünden geçen araçların, otomobillerin saldığı Karbon monoksit/ Azot oksit/ Hidrokarbon ve Karbondioksit oranlarını açıkla.

Aynı bölgede ses ve gürültü ölçüm oranlarını, araçların saldığı gazların ölçüm oranlarını açıkla bizde inanalım senin üstteki cümlelerine.

Bekliyoruz…