Hani derler ya... "İnsan, ilk bakışta ya ısınır ya da soğur" diye Bunun bilimsel bir açıklaması var mıdır bilmiyorum ama hayatın içinde bunun sayısız örneğini yaşadım.

Kimi insan vardır, daha ilk tokalaşmada size güven verir.

Kimi insan vardır, bir cümle kurmadan mesafe koyarsınız.

Niye yalan söyleyeyim...

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile tanıştığımda ben o pozitif elektriği aldım.

Elbette birkaç saatlik sohbetle kimseyi tamamen tanımak mümkün değildir, ancak öyle insanlar vardır ki, hayat onları çay gibi ağır ağır demlendiriyor.

Yılların tecrübesi konuşmasına yansır.

Mütevazılığı duruşuna yansır.

Samimiyeti gözlerinden okunur.

Abdulkadir Çay'da gördüğüm ilk izlenim tam da buydu.

Türkiye'de bürokrasinin en büyük hastalıklarından biri makam odalarıdır.

Koltuk büyüdükçe, bazen milletle araya da mesafe girer.

Oysa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır önem verdiği bir anlayış var.

"Masada oturan değil, sahada dolaşan bürokrat"

İşte Abdulkadir Çay'ın yönetim anlayışında bunu gördüm.

Göreve gelir gelmez kapısını kapatan bir genel müdür olmamış.

İstanbul’da dosyaların arasında kaybolmayı tercih etmemiş.

Çıkmış yola şehir şehir dolaşıyor.

Bölge bölge geziyor.

Yerel gazeteleri dinliyor, İnternet haber sitelerini dinliyor.

Sorunları not ediyor.

Eleştirileri sabırla dinliyor.

Çözüm arıyor.

Çünkü biliyor ki yerel basının sorunlarını İstanbul’dan okuyarak değil, Anadolu'da dinleyerek çözebilirsiniz.

Trabzon'daki toplantı bunun en güzel örneklerinden biriydi.

Basın İlan Kurumu Trabzon Bölge Müdürü Ali Nuhoğlu'nun büyük emek verdiği organizasyonda Trabzon'un yanı sıra Rize, Artvin, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt'tan gazete ve internet haber sitelerinin temsilcileri bir araya geldi.

Ben de o toplantıdaydım.

Kimsenin sözü kesilmedi.

Herkes konuştu.

Kimi eleştirdi, kimi öneride bulundu.

Kimi yıllardır biriken sorunlarını anlattı.

Genel Müdür Abdulkadir Çay ise konuşmaktan çok dinlemeyi tercih etti.

Bence yöneticiliğin en önemli özelliği de budur.

Dinlemeyi bilmeyen, yönetmeyi de bilemez.

Toplantı biter bitmez Trabzon'da dinlenmedi.

Rotasını Erzurum'a çevirdi.

Aynı toplantıyı orada yaptı.

Sonra başka şehirler, ardından başka bölgeler,

Anlaşılan o ki Türkiye'nin bütün bölgelerini dolaşacak.

Her şehrin sesini dinleyecek.

Her fikri değerlendirecek.

Ortaya çıkan tabloyu Ankara'ya taşıyacak.

Belki yasa değişecek.

Belki yönetmelikler yenilenecek.

Belki de yıllardır çözülemeyen birçok mesele çözüme kavuşacak.

Çünkü masa başında hazırlanan raporlarla değil, sahadan gelen gerçeklerle kalıcı çözümler üretilebilir.

Yerel basın sadece gazete değildir.

Sadece internet sitesi de değildir.

Yerel basın; mahallesinin sesi, şehrinin hafızası, milletin vicdanıdır.

Ulusal medyanın görmediğini yerel basın görür.

Ankara'nın duymadığını yerel basın duyurur.

İşte bu yüzden yerel basına verilecek her destek, aslında demokrasiye ve halkın haber alma hakkına verilen destektir.

Ben, Abdulkadir Çay'ın bu gerçeği çok iyi bildiğini düşünüyorum.

Henüz görev süresinin başında olmasına rağmen ortaya koyduğu çalışma temposu ve sahaya inen yönetim anlayışı, Basın İlan Kurumu adına umut veriyor.

Elbette herkes yaptığı işlerle değerlendirilecektir.

Ancak ilk izlenim bazen insanı yanıltmaz.

Benim gördüğüm; koltuğunun gücüne yaslanan değil, kurumuna değer katmak için yollara düşen bir genel müdür profiliydi.

İnanıyorum ki bu anlayış devam ettiği sürece sadece yerel basın kazanmayacak.

Basın İlan Kurumu da güçlenecek.

Çünkü kurumları büyüten, binalar değil; vizyon sahibi yöneticilerdir.

Trabzon'da bunun ilk işaretlerini gördük.

Dilerim ki bu anlayış, Türkiye'nin dört bir yanında aynı kararlılıkla sürer.

Kazanan da yerel basın olur, kazanan da Türkiye olur.