Anlaşıldı ki bu Merkez Hakem Kurulu bünyesindeki hakemler futbolu yönetemiyor. Koca kurum hata üstüne hata yapar mı, arkadaş? Yaparsa bunu söyleyen bir Allah’ın kulu da çıkmaz mı? Herkesin dili mi bağlandı yoksa? Medya zaten üç büyük kulüplerin tekelinde. Anadolu takımlarının canı çıksın! Yine ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın?’ mı diyor? İşte bakın bu hafta oynanan maçlara; Beşiktaş-Göztepe maçı, hakem 5 kez hata yaptı. Hallaç pamuğu gibi Göztepe’yi savurdu attı! Kafalarına göre yargıladılar ve aştılar! Ve ne acıdır ki, kimseden tık yok! Medya hakemi hiç konuşmuyor! Yok Beşiktaş şöyle oynadı böyle oynadı söylenip durdular. Ya Malatyaspor-Galatasaray maçı! Yine hakem faciası vardı!

Konuşulanların hepsi laf salatası. Bu formsuz hakemlerin atamasını MHK yönetiminde bulunan toplam sekiz kişi yapmıyor. Üç kişi yapıyor bunlar Hasan, Hüseyin, Ali, Ahmet veya Mehmet değil… MHK’yı oluşturan Başkan Serdar Tatlı, Başkan Yardımcıları Metin Tokat ve Erol Ersoy. Bu 3 isim bir de kendilerine ceza kesseler! Serdar bey Beşiktaş’ın son 4 maçının 3’ünde görev alan Ali Şansalan’ın bu bonkörlüğünün neden görmezlikten geliyorsunuz? Ey MHK, Çarşamba akşamı oynanan Süper Kupa maçında futbolun katilleri olan FIFA kokartlı hakemlerinizden sahada olan Yaşar Kemal Uğurlu ile VAR’da yer alan Trabzonspor düşmanı olan Abdulkadir Bitigen denen eyyamcı hakemlere ne kadar daha müsemma göstereceksiniz. Bu hakemlerle bu lig zor biter.

Hakemliği yere düşüren Halis Özkahya, Mete Kalkavan, Mustafa Öğretmenoğlu, Yaşar Kemal Uğurlu, Abdulkadir Bitigen, Ali Palabıyık gibi birçok hakemi gördükten sonra MHK Başkanı'nın işlediği günahtan vazgeçmesini beklerdim! Ama ne gezer! Bir daha soruyorum Serdar Tatlı’ya... Hata üzerine hata yapan bu hakemlere ne kadar daha maç verip başta Trabzonspor olmak üzere birçok Anadolu takımların canını ne kadar daha yakacaksınız? Siz bu işi çözene kadar ben sormaya devam edeceğim! O koltuğu emir kulu olarak oturduğunuzu biliyoruz. Niyetiniz Beşiktaş, G. Saray veya Fenerbahçe’yi şampiyon yapmaksa o zaman Federasyon'a dilekçe verin İstanbul Ligi, Anadolu Ligi diye futbolu ikiye ayırın. Çünkü sizin niyetiniz Türk futbolunu halisane yönetmek değil!

BU SÖZLER NE YUTULUR NE DE UNUTULUR!

 Ah Ali Şen ah! Yüzyıllar geçse de bu sözlerin hiç mi hiç unutulmaz! Her zaman hafızalara kazınmış kalacaktır. O günlerde sıkılmadan söylediğin sözler ne yenilir ne de yutulur sözlerdi! 1995-96 futbol sezonu Fenerbahçe ve Türk spor tarihine nasıl kazındığı ortada! Keza bir diğer Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın 2010-11 yılında yaptıkları Fenerbahçe ve Türk futbol tarihine nasıl yazıldığını tüm dünya kamuoyu biliyor! Ve mevcut Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ‘devlet Trabzonspor’a şampiyon olması için destek veriyor’ açıklaması yaparken, Avrupa'da şubeleri olmayan bankası için UEFA'ya 30 milyon Euro’luk sponsorluk desteği ne için veriyordu? Bunu elini vicdanına koyarak, samimiyetle açıklayabilir mi? Ve de zaman akıp gidip günümüze geldiğimizde Fenerbahçe Kulübü'nün yüklü miktarda borcu varken birden sihirbaz olup Mesut Özil'i nasıl transfer ettiğini makul ve mantıklı olarak açıklayabilecek mi? Mesut Özil, Arsenal'de yılda 10 milyon Euro para kazanırken, 8 milyon Euro transfer ve maç başı da 25 bin Euro’ya transfer edilirken bu kaynağı Fenerbahçe nereden buldu ya da bulacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Fenerbahçe divan kurulu üyeliği plaketini sunarken Ali Koç, Erdoğan'ın Fenerbahçe'ye büyük yardımlarda bulunduğunu söyleyen sendin. Sayın Ali Koç Trabzonspor’a "çamur at izi kalsın" yaparken iyiydi değil mi? Ama Mesut Özil’i nasıl transfer edilirken, niye gerçekleri konuşmuyorsunuz?

İtirafında ne diyor Ali Şen, ‘Aygün’ün derhal kafasını sarın, Aygün mumyaya dönecek. Bir tek gözlerini göreceğim. Bu vaziyette otelin içinde bir tur atacak talimatını verdim. Bizim doktor hala, “Efendim sargıya gerek yok” diyor. Ya doktor, ne diyorsam onu yap dedim. Ertesi günü bütün gazetelerde Aygün'ün bahsettiğiniz fotoğrafları vardı.

Başbakan olan Mesut Yılmaz, o gün Tekirdağ'daydı. Ben Trabzon'dan kıyameti koparıyorum; “Maçı oynamıyoruz, Trabzon'un şampiyonluğu hayırlı olsun” diye. Çünkü Ankara'nın emir vermesi halinde jandarmanın Trabzon'a geleceğini biliyorum. Benim niyetim de o. Neticede benim istediğim oldu.” Evet Ali Koç Trabzonspor Kulübü'nü konuşurken eski başkanınız Ali Şen’in geçmişte söylediklerini hiç unutmayın! Tarih bir gün sizi de yargılayacak

FUTBOLCULAR DA İNSAN ROBOT DEĞİL

Trabzonspor eski yöneticilerden Çağlar Bozoğlu, Konyaspor’da oynadığı dönem Abdülkadir Ömür’ün ayağını kıran Ömer Ali’ye tepkilerine devam etti. Bozoğlu, “Tüm futbol severlere sesleniyorum: Başta futbol oynayan, oynamış amatöründen profesyoneline, hakemlerinden, yöneticilerine, medyasından, spor yazarlarına sesleniyorum. Futbolcular bizim kardeşlerimiz de olabilir yarın çocuklarımız da. Onların sakatlıklardan korumak için futbol otoriteleri bugüne gelene dek birçok kural getirdiler. Futbol centilmence, akılla ve teknikle oynan bir oyun olması için. Futbol bir savaş değil. Sporun sportmence yapılması birinci ilkedir.

Atatürk ‘Ben sporcunun ahlaklı olanını severim’ demiş. Konunun ortasından girersek Abdülkadir ve onun gibi nice değerli, futbolu meslek edinmiş sporcuların uğradığı bu üzücü sakatlık olayları hoş görülecek, üzerine sünger çekilecek, üç beş gün tepki gösterip unutulmaya bırakılacak basit ve önemsiz olaylar değildir. Bu futbol oyununun makus kaderi hiç değildir, olmamalıdır, bağız diğer aksaklıklar gibi. Onların da zamanla elimden geldiğince dile getireceğim inşallah. Yüksek önem arz eden bu talihsiz sakatlığa gelecek olursak, bazı medya kanallarında Abdülkadir’e yapılan faulün topa müdahale ve sakatlamak için olmadığı dile getiriliyor. Peki böyle bir kural var mı soruyorum kuralları bilen eski yeni otorite hakemlere, bizi aydınlatsınlar.

Peki soruyorum topla oynama avantajı olan bir futbolcuya arkadan topa müdahale etmek adına hamle yapmak bu hareketin sakatlığa yol açabilecek riskli bir hareket olduğu gerçeğini ortadan kaldırır mı? Peki bu riskli hareket hele hele rakip futbolunun ayağının kırılmasıyla sonuçlanıyor ise kurallar bunun cezasının sarı kartla geçiştirileceğini söylüyor. VAR ve bu maçı yöneten hakemler buna nasıl bir kural açıklaması getiriyorlar soruyorum? Kurallar futbolcuyu böyle mi koruyor, sarı kart mı bu hazin sonucun bedeli soruyorum? Futbolu, bu kurallarla böyle mi güzelleştirecek. Futbolcuları kendi kardeşiniz ve evlatlarımız yerine koyalım ve öyle karar verelim. Bu konu ilgili ve yetkililerin samimiyetle üzerinde durması ve çözmesi gereken yüksek önem arz eden bir konu olduğunu ortada. Bu kaderine bırakılmayacak kadar önemli bir hadisedir ve benim gibi düşünen on binlerin olduğunu düşünüyorum. İlgili ve yetkililer bu konumun peşini bırakmadan ellerini taşın altına koymalı ve bu sorunu çözmelidir.

EN İYİ ARKADAŞIM METIN YÜCE’YDİ

Trabzonspor’un ‘Tabut’ lakaplı eski oyuncularından biri olan Ali Yılmaz, formasını giydiği Bordo-Mavili takımda ilginç anılarını anlattı. 1983-84 yılında yaşanan son şampiyonlukta onun da büyük katkısı var. Futbolu bıraktıktan sonra evinin altında açtığı kahvehaneyi işletiyor. Spordan hiç kopmayan ve her gün Trabzonspor alt yapı tesislerinde idman yapan Tabutçu Ali, “Trabzonspor’da şimdiki gibi o dönemde de futbolcular arasında gruplaşmalar vardı. Benim grubum yoktu. Tek başınaydım. Sadece rahmetli olan Metin Yüce kardeşim bir yere gidince benimle gelirdi. Mekanı cennet olsun.” Yılmaz, “Trabzonspor’da oynadığım dönemlerde oda arkadaşım eski milli futbolcu Turgay Semercioğlu idi. O yatmadan ben yatmazdım. O kalkmadan ben kalkmazdım. Büyüğümdü. Her zaman saygı göstermişimdir. Ayrıca bugün futbolcular idman yapıp evlerine gidiyor. Şehirle ve taraftarlarla ilişkileri yok gibi, biz öyle değildik. İdmandan çıktığımda her gün Trabzon’un mahallerindeki kahveleri ziyaret eder. Oyun oynayanların yanında oturup çay ve kahvelerini içer sohbet ederdik. Faroz, Erdoğdu, Arafilboyu, Sotka, Gülbahar, Ayasofya, Yenimahalle’de dolanıp dururdum. Halkla iç içe idim. Bu değerlerimiz kaybolmamalı, Trabzonsporlu futbolcular her gün idmandan sonra bu mahalleleri ziyaret etmeli. Ben inanıyorum bu dediğim yapılırsa başarı da gelecektir.”