Dijital Dünyada Duyguyu Anlama Becerisi Dijital empati, dijital ortamlarda kurulan iletişimde karşımızdaki kişinin duygularını, ihtiyaçlarını ve sınırlarını fark edebilme becerisidir. Mesajlaşma, sosyal medya, e-posta ve çevrim içi toplantılar bu alanın içindedir.
Bu kavram klasik empatiyle aynıdır sanılır ama değildir. Çünkü dijital iletişimde:
- Yüz ifadesi yoktur
- Ses tonu yoktur
- Anlık geri bildirim sınırlıdır

Bu eksikler, yanlış anlamaları ve duygusal kırılmaları artırır. Dijital empati tam olarak bu boşluğu kapatma becerisidir.Dijital empati, “ben ne demek istedim?” sorusundan çok, “karşı taraf bunu nasıl hissedebilir?” sorusunu sormayı gerektirir. Niyet değil, etki merkezdedir.Bu nedenle dijital empati, bireysel ilişkilerden iş hayatına, eğitimden ruh sağlığına kadar geniş bir alanı etkiler.
Dijital Empatinin Temel İlkeleri
1. Yargılamadan Oku
Dijital iletişimde mesajlar hızlı okunur ama çoğu zaman hızlı yargılanır. Oysa yazılı iletişim eksik bilgi içerir. Kısa, net ya da duygusuz görünen bir mesaj; kişinin o anki ruh hali, zamanı ya da koşullarıyla ilgili olabilir.
“Abartıyorsun”, “çok alıngansın” gibi tepkiler, dijital empati değildir. Bu tür ifadeler karşı tarafın duygusunu geçersizleştirir ve iletişimi kapatır. Dijital empati, önce anlamayı, sonra cevap vermeyi gerektirir.
2. Sessizliğin de Bir Cevap Olduğunu Bil
Mesajlara cevap vermemek dijital dünyada sık görülen bir davranıştır. Ancak psikolojik açıdan baktığımızda sessizlik çoğu zaman belirsizlik yaratır. Özellikle kaygı düzeyi yüksek bireylerde bu durum:
- Değersizlik hissi
- Reddedilme algısı
- Sürekli düşünme (ruminasyon)
gibi süreçleri tetikler. Dijital empati, her mesaja uzun cevaplar vermek değildir. Bazen kısa bir bilgilendirme, belirsizliği azaltarak ruhsal yükü ciddi biçimde hafifletir.
3. Emojileri Değil, Hisleri Okumaya Çalış
Emoji, duygunun kendisi değildir; sadece bir işarettir. Aynı emoji farklı kişilerde farklı anlamlar taşıyabilir. “Gülücük” her zaman iyi olunduğu anlamına gelmez.
Dijital empati, sembollere değil iletişimin bağlamına bakar:
- Mesajın zamanına
- Önceki konuşmalara
- Kişinin genel iletişim tarzına
Özellikle gençlerde ve hassas bireylerde, emojiyle maskelenmiş mesajlar duygusal karmaşaya yol açabilir. Bu da içe kapanma ve yanlış anlamaları artırır.
Dijital Empati ve Ruh Sağlığı
Beyin, dijital uyarıcıları gerçek sosyal uyarıcılardan ayırmaz. Bir mesaj, yorum ya da cevapsızlık; stres tepkisi, kaygı ve üzüntü yaratabilir. Bu nedenle dijital empati eksikliği uzun vadede:
- Kaygı bozukluklarını
- Özgüven sorunlarını
- Sosyal geri çekilmeyi
artırabilmektedir.
Uzman Görüşü
Psikolog olarak klinik gözlemlerimde, danışanların duygusal zorlanmalarının önemli bir kısmının dijital iletişim kaynaklı olduğunu görüyorum. Küçük görünen mesajlar ya da tepkisizlikler, kişilerde yoğun duygusal yük oluşturabiliyor. Bu nedenle dijital empati, günümüzde ruh sağlığını koruyucu bir beceri olarak ele alınmalıdır.
Dijital empati; nazik olmak değil, farkında olmaktır. Herkesin aynı şekilde algılamadığını kabul etmek, iletişimde daha sağlıklı ilişkiler kurmanın temelidir.
Dijital dünya büyüyor. Empati de onunla birlikte gelişmek zorunda.
Psikolog Merve Ak
Şifrelerimiz Kadar Güvendeyiz Dijital Güvenlik
Sanal platformların büyük bir bölümünde hesap açarken ilk adım bir şifre belirlemek. Bankacılık uygulamaları, sosyal medya, e-posta hesapları, alışveriş siteleri, hatta kamu hizmetleri… Bugün neredeyse herkesin onlarca hesabı ve buna bağlı onlarca şifresi var.
Ancak temel sorun şu:
Şifre sayımız arttıkça, şifre güvenliğine verdiğimiz önem azalıyor.

Yapılan araştırmalar, Türkiye’de kullanıcıların büyük bir kısmının hâlâ tahmin edilmesi son derece kolay şifrelerkullandığını gösteriyor. Bu durum sadece teknik bir açık değil; aynı zamanda davranışsal ve psikolojik bir mesele.
Türkiye’de En Çok Tercih Edilen Şifreler
Siber güvenlik raporları ve veri sızıntısı analizlerine göre Türkiye’de en sık kullanılan şifreler şunlar:
- 123456
- 12345678
- 123456789
- 111111
- password
- admin
- qwerty / qwerty1
- Pass@123
Bu şifrelerin ortak özelliği; kısa, öngörülebilir ve otomatik saldırı yazılımlarının ilk denediği kombinasyonlarolmalarıdır. Yani kullanıcı farkında olmadan dijital dünyada kapıyı kilitlemeden yaşamaktadır.

Trabzon Özelinde Dikkat Çeken Bir Detay: “61”
Türkiye genelindeki bu tablo, Trabzon’da yerel bir alışkanlıkla daha belirgin hale geliyor. Teknik destek ve saha gözlemlerine göre Trabzon’da şifre tercihlerinde plaka kodu “61” çok sık kullanılıyor.
En sık karşılaşılan örnekler:
- 61
- 61trabzon
- trabzon61
- 611234
- 12345661
- 61TS
Bu tür şifreler kullanıcıya “kişisel” ve “akılda kalıcı” gibi gelse de, siber saldırganlar için son derece tahmin edilebilir kombinasyonlardır. Çünkü plaka kodları, takım kısaltmaları ve yerel aidiyetler saldırılarda özellikle hedef alınır.
Net söylemek gerekir:
Plaka kodu şifre değildir.
Neden Aynı Hataları Yapıyoruz?
Zayıf şifre kullanımı çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, psikolojik yanılsamalardan kaynaklanır.
En sık görülenler:
- “Bana bir şey olmaz” düşüncesi (iyimser yanlılık)
- Kolay olanı seçme eğilimi (zihinsel yükten kaçınma)
- Kontrol hissi (“Ben dikkatliyim, bana denk gelmez”)
- Hatırlama kaygısı (unutursam panik olurum düşüncesi)
İnsan beyni kısa vadeli rahatlığı, uzun vadeli güvenliğe tercih eder. Bu yüzden kolay şifreler tekrar tekrar kullanılır. Ancak dijital dünyada bu alışkanlık, ciddi sonuçlar doğurabilir.
Psikolojik Etkiler Neden Önemli?
Hesap ele geçirilmesi sadece teknik bir sorun değildir. Danışanlarda bu durum sonrasında sıkça şunlar görülür:
- Yoğun stres ve kaygı
- Güven duygusunda azalma
- Kontrol kaybı hissi
- Utanç ve suçluluk duyguları
Özellikle sosyal medya veya e-posta hesabı ele geçirilen kişilerde, uzun süreli güvensizlik ve tedirginlik gelişebilmektedir. Yani dijital güvenlik, doğrudan ruh sağlığıyla ilişkilidir.
Güçlü Şifre Ne Demektir?
Güçlü şifre karmaşık olmak zorunda değildir ama öngörülemez olmak zorundadır. Temel kurallar şunlardır:
- En az 10–12 karakter
- Büyük harf, küçük harf, rakam ve özel karakter içermeli
- İsim, doğum yılı, plaka kodu, takım adı içermemeli
- Her platform için farklı şifre kullanılmalı
Ve en önemlisi:
Aynı şifreyi birden fazla yerde kullanmak, en büyük dijital güvenlik hatalarından biridir.
Türkiye’de de, Trabzon’da da şifre alışkanlıkları büyük ölçüde değişmiş değil. Kolay hatırlanan ama kolay kırılan şifreler hâlâ yaygın. Oysa dijital dünyada güvenlik, sadece teknik bilgiyle değil davranış değişikliğiyle sağlanır.
Unutulmaması gereken gerçek şudur:
Şifreniz ne kadar kolaysa, hesabınıza ulaşmak da o kadar kolaydır.
Dijital güvenlik, farkındalıkla başlar.
Ve bu farkındalık, doğru şifre seçimiyle güçlenir.
Psikolog Merve Ak
Konuştuğun Kişinin Gerçekten O Kişi Olduğuna Emin misin?
Catfishing Nedir?
Sosyal medyada, mesajlaşma uygulamalarında ya da arkadaşlık platformlarında biriyle konuşuyorsun. Fotoğrafları var, hikâyesi tutarlı, sana özel ilgi gösteriyor. Peki durup şu soruyu sordun mu:
Karşındaki kişi gerçekten söylediği kişi mi?

İşte tam bu noktada karşımıza çıkan kavram catfishing.
Catfishing, bir kişinin sosyal medya veya dijital platformlarda sahte bir kimlik oluşturarak, genellikle belirli bir kişiyi hedef alması ve bu sahte kimliği karşı tarafı duygusal, sosyal ya da maddi olarak aldatmak için kullanmasıdır.
Bu kişiler:
- Başkasına ait fotoğraflar kullanabilir
- Yaşını, mesleğini, medeni durumunu değiştirebilir
- Gerçek hayatta sahip olmadığı bir yaşamı varmış gibi gösterebilir
Amaç her zaman aynı değildir. Kimi zaman duygusal bağ kurmak, kimi zaman yalnızlığını gidermek, kimi zaman kontrol etmek ya da maddi kazanç sağlamak olabilir.

Catfishing Nasıl Anlaşılır?
Bazı işaretler oldukça tipiktir:
- Görüntülü konuşmaktan sürekli kaçınma
- Fotoğrafların aşırı “kusursuz” ya da stok fotoğraf gibi durması
- Hikâyelerde küçük ama sürekli çelişkiler
- Çok hızlı duygusal yakınlık kurma (“seni çok özel hissediyorum”, “hayatımda ilk kez böyle biriyle konuşuyorum”)
- Gerçek hayatta buluşmayı sürekli erteleme
Tek bir işaret yeterli olmayabilir ama birden fazlası varsa dikkatli olmak gerekir.
Psikolojik açıdan baktığımızda catfishing vakalarının bu kadar yaygın olmasının birkaç temel nedeni var:
- İlgi ve görülme ihtiyacı
İnsan, anlaşıldığını ve özel olduğunu hissetmek ister. Sahte kimlikler bu ihtiyacı bilinçli şekilde hedef alır. - Yalnızlık ve bağ kurma arzusu
Dijital ortamda kurulan bağlar, özellikle yalnızlık dönemlerinde çok hızlı derinleşebilir. - Doğrulama mekanizmalarının zayıflığı
Beyin, duygusal bağ kurduğunda riskleri küçümser. “Bana bunu yapmaz” düşüncesi devreye girer. - Dijital ortama aşırı güven
Fotoğraf varsa, yazıyorsa, ses attıysa “gerçek” sanılır. Oysa bunların hiçbiri kimliğin doğruluğunu garanti etmez.
Catfishing’in Ruh Sağlığına Etkileri
Catfishing sadece bir kandırılma hikâyesi değildir. Sonrasında kişilerde sıkça şunlar görülür:
- Güven duygusunda ciddi sarsılma
- Utanç ve kendini suçlama
- “Ben nasıl anlamadım?” düşüncesi
- Yeni ilişkilere karşı şüphe ve kaçınma
- Kaygı ve duygusal kapanma
Özellikle uzun süreli sahte ilişkilerde, yaşanan hayal kırıklığı yas tepkisine benzer duygular yaratabilir.
Catfishing’ten Korunmak İçin Ne Yapılmalı?
- Kimliğini netleştirmeden duygusal veya maddi yatırım yapma
- Görüntülü görüşme konusunda ısrarcı ol
- Aşırı idealize edilen profillere temkinli yaklaş
- İçinde “bir şeyler tuhaf” hissi varsa onu bastırma
- Asla özel bilgilerini, belgelerini veya para gönderme
Unutma: Şüphe, güvensizlik değil; öz bakım becerisidir.
Dijital dünyada herkes kendini istediği gibi sunabilir. Ama herkes söylediği kişi değildir. Catfishing, teknolojik bir sorun olduğu kadar psikolojik bir manipülasyon biçimidir.
Soru basit ama hayati:
Konuştuğun kişi gerçekten anlattığı kişi mi, yoksa senin duygusal ihtiyaçlarını hedef alan bir kurgu mu?
Dijital dünyada güven, hızla değil doğrulamayla kurulur.
Psikolog Merve Ak
Photolurking Nedir? Sessiz Takip Davranışını Tanıyalım
Photolurking, kişinin internette paylaşılan fotoğraf ve görsel içerikleri uzun süreler boyunca pasif şekilde izlemesi, ancak etkileşime girmemesi (beğeni, yorum, mesaj atmadan) durumunu ifade eder. Yani kişi dijital ortamda vardır ama görünmezdir.

Bu davranış tek başına bir problem olmak zorunda değildir. Ancak saatlerce süren, kontrol kaybı hissi yaratan ve kişinin ruh halini olumsuz etkileyen bir noktaya geldiğinde psikolojik açıdan dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir.
Photolurking genellikle sosyal medya platformlarında görülür ve kişinin başkalarının hayatlarını sürekli izleyip kendi yaşamıyla kıyaslamasına zemin hazırlar.
Aşağıdaki maddeler, photolurking davranışına işaret edebilecek yaygın göstergelerdir. Kendinizi kaç tanesini yaparken yakaladığınıza dikkat edin.
✔ Paylaşımları Kaçırmaktan Korkmak (FOMO)
Sosyal medyada bir şeyleri kaçırma düşüncesiyle sürekli hesapları kontrol etme ihtiyacı hissediyorsanız bu, photolurking’in temel tetikleyicilerinden biridir. “Ya önemli bir şey olduysa?” düşüncesi kişiyi tekrar tekrar ekrana yönlendirir.

✔ Saatlerce Ekrana Bakmak
Başta “birkaç dakika bakacağım” diye girip zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorsanız, bu pasif izleme davranışı alışkanlık haline gelmiş olabilir. Kişi aktif bir etkileşimde bulunmaz ama zihinsel olarak yoğun bir uyarana maruz kalır.
✔ Anonim veya Sahte Hesapla Takip Etmek
Bazı kişiler photolurking’i daha rahat yapabilmek için anonim ya da sahte hesaplar oluşturur. Bu durum genellikle:
- Görülmek istememe
- Yargılanmaktan kaçınma
- Kontrol etme isteği
ile ilişkilidir.
✔ Başkalarının Hayatlarını Sürekli İzlemek

Kişi farkında olmadan başkalarının görsellerine odaklanır; tatiller, bedenler, ilişkiler, başarılar… Bu durum zamanla karşılaştırma, yetersizlik hissi ve öz-değer sorgulamasına yol açabilir.
✔ İzledikten Sonra Ruh Halinin Düşmesi
Photolurking sonrası kendini daha huzursuz, mutsuz ya da eksik hissediyorsan bu önemli bir işarettir. Görsel içerikler gerçeğin tamamını yansıtmaz ama beyin bunu her zaman ayırt edemez.
Neden Photolurking Yapıyoruz?
Psikolojik açıdan photolurking’in altında genellikle şu nedenler yatar:
- Merak ve kontrol ihtiyacı
- Yalnızlık ve bağlantı arayışı
- Kendini başkalarıyla kıyaslama eğilimi
- Sosyal ortamlarda görünür olma kaygısı
- Duygusal kaçış (kendi sorunlarından uzaklaşma)
Bu davranış kısa vadede zihni oyalasa da, uzun vadede anksiyete, özgüven düşüşü ve zihinsel yorgunluk yaratabilir.
Ne Zaman Dikkat Etmek Gerekir?
Photolurking;
- Günlük işlevselliği bozuyorsa
- Uyku düzenini etkiliyorsa
- Kişinin kendilik algısını olumsuz etkiliyorsa
- “Bırakmak istiyorum ama yapamıyorum” noktasına geldiyse artık sadece bir alışkanlık değil, psikolojik bir uyarı sinyali olarak ele alınmalıdır.
Photolurking, dijital çağın sessiz davranışlarından biridir. Gürültülü değildir, fark edilmez ama etkisi derindir. Ekrana bakmak masum görünebilir; önemli olan oradan nasıl çıktığınızdır.Kendinize şu soruyu sormak iyi bir başlangıçtır:
“Baktıktan sonra kendimi nasıl hissediyorum?”
PHOTOLURKING CHECK LIST
Aşağıdaki maddeleri son 1 ayı düşünerek değerlendir.
☐ Sosyal medyada paylaşımları kaçırmamak için gün içinde defalarca kontrol ediyorum.
☐ “Sadece bakacağım” diyerek girip uzun süre çıkamadığım oluyor.
☐ Beğeni ya da yorum yapmadan, sadece izleyerek vakit geçiriyorum.
☐ Başkalarının fotoğraflarına bakarken kendi hayatımla kıyasladığımı fark ediyorum.
☐ Sosyal medyada geçirdiğim sürenin nasıl bu kadar uzadığını anlamıyorum.
☐ İzledikten sonra kendimi daha huzursuz, eksik ya da mutsuz hissediyorum.
☐ Görünmemek için anonim ya da sahte bir hesap kullanıyorum.
☐ Birinin paylaşımlarını düzenli ve sık aralıklarla kontrol ediyorum.
☐ Sosyal medyada geçirdiğim zamanı gizleme ihtiyacı hissediyorum.
☐ Sosyal medyada daha az zaman geçirmek istediğim hâlde bunu başaramıyorum.
Nasıl Yorumlamalı?
- 0–2 işaret: Photolurking davranışı belirgin değil.
- 3–5 işaret: Zaman zaman pasif izleme alışkanlığı gelişmiş olabilir.
- 6 ve üzeri: Photolurking davranışı ruh hâlini ve günlük yaşamı etkiliyor olabilir. Dikkat etmek faydalı olur.
Psikolog Merve Ak
Being Netless Phobia İnternetsiz Kalma Korkusu
Psikolog Merve Ak
Telefonun çekmediğini fark ettiğinde huzursuzlanıyor musun?
Wi-Fi gittiğinde aklın hemen “ya şimdi biri yazdıysa?” sorusuna mı kayıyor?
İnternet olmadığında sanki dünyayla bağlantın kopmuş gibi mi hissediyorsun?
Bu durum sadece bir alışkanlık değil. Günümüzde giderek yaygınlaşan psikolojik bir tabloyla karşı karşıyayız: Being Netless Phobia, yani internetsiz kalma korkusu.
Being Netless Phobia Nedir?

Being netless phobia, kişinin internet erişimi olmadığında yoğun kaygı, huzursuzluk ve kontrol kaybı hissi yaşamasıdurumudur. Bu kişiler için internet yalnızca bir araç değil, güvenlik hissinin temel kaynağıdır.
Bu kavram, literatürde yer alan nomophobia (telefonsuz kalma korkusu) ile yakından ilişkilidir ancak odağı özellikle internet bağlantısıdır. Telefon yanındadır ama internet yoksa kaygı başlar.
En Sık Görülen Belirtiler
Being netless phobia yaşayan kişilerde şu belirtiler sık görülür:
- İnternet kesildiğinde sinirlilik ve huzursuzluk
- Sürekli Wi-Fi ya da mobil veri kontrol etme
- İnternetsiz ortamlardan kaçınma
- Şarj ve çekim takıntısı
- “Bir şeyleri kaçırıyorum” düşüncesi (FOMO)
- İnternetsiz kalınca boşluk ve yalnızlık hissi

Bu belirtiler geçici değil, tekrarlayıcı ve yoğun hâle geldiğinde psikolojik bir alarm olarak değerlendirilmelidir.
Psikolog Gözüyle: Neden Bu Korku Gelişiyor?
Being netless phobia’nın altında çoğu zaman şu psikolojik dinamikler yatar:
1. Kontrol İhtiyacı
İnternet, kişiye her an her şeye ulaşabilme hissi verir. Bağlantı koptuğunda bu kontrol duygusu sarsılır.
2. Görülme ve Onaylanma İhtiyacı
Mesajlar, bildirimler ve sosyal medya etkileşimleri kişinin değerli hissetmesini sağlar. İnternetsizlik, bu onay mekanizmasını kesintiye uğratır.
3. Yalnızlık ve Kaçış
İnternet, duygusal boşluklardan kaçış alanı hâline gelmiş olabilir. Bağlantı gittiğinde kişi, kaçtığı duygularla baş başa kalır.
4. Sürekli Uyarılmaya Alışmış Beyin
Beyin, bildirimlere ve hızlı uyaranlara alıştığında sessizlik zorlayıcı hâle gelir. İnternetsizlik bu yüzden “yoksunluk” gibi yaşanır.
Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri
Uzun vadede being netless phobia şu sorunlara yol açabilir:
- Kaygı düzeyinde artış
- Odaklanma güçlüğü
- Uyku problemleri
- Tahammülsüzlük ve sabırsızlık
- Gerçek ilişkilerden uzaklaşma
Danışanlarda sıkça duyduğum cümle şudur:
“İnternet yokken kendimle baş başa kalmak beni rahatsız ediyor.”
Bu cümle, meselenin sadece teknoloji değil, duygusal dayanıklılık olduğunu gösterir.
Ne Zaman Dikkat Etmek Gerekir?
Eğer:
- İnternetsiz kalma düşüncesi yoğun kaygı yaratıyorsa
- Günlük planlar internet erişimine göre şekilleniyorsa
- İnternetsiz ortamlar bilinçli olarak kaçınılıyorsa
- “Bağlantı yoksa ben de yokum” hissi oluşuyorsa
bu durum artık sadece alışkanlık değil, psikolojik bir bağımlılık döngüsüdür.
Ne Yapılabilir?
- Bilinçli internet molaları vermek
- İnternetsiz kısa zaman dilimlerine kendini alıştırmak
- İnternet dışı haz ve rahatlama kaynakları oluşturmak
- Kaygı geldiğinde onu bastırmak yerine fark etmek
Ama en önemlisi şunu kabul etmektir:
Bağlantı kesildiğinde varlığın kesilmiyor.
Being netless phobia, dijital çağın görünmez korkularından biridir. Sessizdir ama etkilidir. İnternet hayatı kolaylaştırır; ancak hayatın kendisi olmaya başladığında sorun başlar.
Gerçek bağlantı, her zaman çekim gücüyle ölçülmez.
Bazen internetsiz kalabilmek, ruhsal olarak ne kadar güçlü olduğumuzu gösterir.
Psikolog Merve Ak
FİT MOLA
Diyet Değil, Denge
Birçok kişi diyete başlarken en baştan kaybediyor. Çünkü hedef “kusursuz beslenme” oluyor. Oysa gerçek hayat kusursuz değil. Uzun vadede işe yarayan şey; yasaklar listesi değil, denge kurabilmek.
Fit Mola’da bu hafta şunu hatırlatıyoruz: Bir gün fazla yemek her şeyi bozmaz, bir gün az yemek de mucize yaratmaz. Önemli olan toplam tablo. Öğün atlamadan, kendini cezalandırmadan, bedeni dinleyerek ilerlemek.
Tatlı isteği geldiğinde kendini suçlamak yerine porsiyonu küçültmek, dışarıda yenilen bir yemekten sonra ertesi öğünü hafif geçirmek… Bunlar iradesizlik değil, akıllı esneklik.
Sağlıklı beslenme kısa süreli bir disiplin değil, sürdürülebilir bir alışkanlıktır. Kendine sert davranarak değil, tutarlı davranarak yol alınır. Fit Mola tam da bu yüzden var: Bedenine ara ver, ama vazgeçme.
Elmalı Tarçınlı Yulaf Kasesi
Tatlı isteğine sıcak ve dengeli bir mola
Malzemeler (1 Kişilik):
- 3 yemek kaşığı yulaf ezmesi
- 1 su bardağı süt veya bitkisel süt
- 1 küçük elma
- 1 çay kaşığı tarçın
- 1 çay kaşığı bal (isteğe bağlı)
- 1 yemek kaşığı ceviz kırığı (isteğe bağlı)
Yapılışı:
Yulaf ve sütü küçük bir tencereye alın. Kısık ateşte 5 dakika pişirin. Elmayı rendeleyin ve karışıma ekleyin. Tarçını ilave edip karıştırın. Ocaktan aldıktan sonra isteğe bağlı olarak bal ve ceviz ekleyin.
Neden Fit?
Lif oranı yüksek, tok tutar. Kan şekerini dengeler, tatlı ihtiyacını bastırır. Kahvaltı ya da ara öğün için ideal bir seçenektir.