Söz konusu fındık olduğunda, araştırmacı gazeteciliğin ustalarından rahmetli Uğur Mumcu’nun (1942-1993), “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar” sözünü hatırlatanların hiç de az olmadığına dikkat çekenlerden biridir O.

Kim mi?

Ordu’da katma değerli mamul üreterek, ihracat yaparak fındığa değer katanlardan biri…

Karımex Fındık’ın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Albayrak.

Geçen hafta sosyal medya da, fındık sektörünün bizim dışımızda dünya da istikrarlı bir şekilde büyüdüğüne dikkat çektikten sonra şu görüşleri paylaştı:

“Maliyetler Dünyada 0.88-1.5 Dolar-Kg. Bizim dışımızdaki ülkelerde fındık üreticileri kilo da 2,5-3 dolar kâr ediyorlar.

Biz fındık fiyatlarını yükselttikçe, ülkemizde Batı Karadeniz, Dünyada ise italyan, Azeri, Gürcü, Şili, Amerika fındık üreticileri zengin oluyor!

Çünkü bu bölgelerde makinalı tarım yapılıyor, maliyetler düşük. Yıllarca; “Yarı makinalı, tam makinalı tarıma geçelim, Maliyetleri düşürelim. Bahçelerdeki fındık türlerimizi ıslah edelim. Kullanıcılara onların istediği kalitede mal arz edelim. İstikrarlı bir fındık sektörümüz olmalıdır.” Çağrılarımız, feryatlarımız maalesef hiç değer bulmadı.

İHRACATTA PİYASA VE REKABET…


Fındıkta sıkıntılar sadece üretim ve sonrasındaki fiyatlandırma da değil ki...

Türkiye adına ticaretini yapanların da, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre dezavantajları o kadar çok ki…

Kafkasya’da tarım ve ticaret alanında faaliyet gösteren iş insanı Ensar Külünkoğlu’nun fındık piyasasında yapımız ve rekabet durumuz ile ilgili yaptığı şu tespiti dikkate almak gerekmiyor mu?

“Bugün fındık piyasasında fiyat oluşumunu etkileyen aktörlerin sermaye gücü, bizim ihracatçılarımızla kıyaslanamayacak düzeyde. Avrupa’da, Gürcistan’da, ABD’de düşük maliyetli finansmana erişim mümkün. Biz ise yüksek kredi maliyetleriyle çalışıyoruz. Aynı şartlarda rekabet etmiyoruz. Üstelik vergi politikaları da dengesiz. Gürcistan’dan Avrupa’ya sıfır vergiyle giren iç fındık varken, Türkiye’den giden üründe yüzde 3’ü aşan vergiler söz konusu. Bu tablo rekabet gücümüzü zayıflatıyor.”

ÖRGÜTSÜZLÜK, KÖTÜ GERÇEK…

Trabzon Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Cemil Pehlevan, “En kötü gerçek en güzel yalandan iyidir” babından, en önemli tarımsal ihraç ürünümüz olan fındıktaki üretici yapısı konusunda ben diyeyim “Eksikliği”, siz söyleyin “Örgütsüzlüğü” bir kere daha dile getirdi.

Öncelikle ortada bir yanlışlık, kötü gidişat var ise, üreticilerin kabahati kendinde aramaları gerektiğine dikkat çekip, açıklamasında dile getirdiği şu gerçeği kim göz ardı edebilir?

“Türkiye’de 500 bini aşkın fındık üreticisi olmasına rağmen piyasayı birkaç firmanın yönlendiriyor. Örgütsüz büyük topluluklar, örgütlü küçük gruplar tarafından yönetilir. Bugün fındıkta yaşanan tam olarak budur.

Bir firma ‘almıyorum’ diyebilir. Bu serbest piyasanın gereğidir. Asıl sorgulanması gereken, üreticinin neden buna karşı koyacak gücü olmadığıdır.”

ZO BAŞKANLARI ZİRAAT MÜHENDİSLERİ OLSUN…

Kısaca ZO diye ifade ettiğimiz Ziraat Odaları ile ilgili genelde olumsuz eleştiriler yapılıyor.

Sektörün içinde fındık çiftliği sıfatı ile yer alan Kadir Coşar’ın benzer ama ilginç bir paylaşımı ve de öneri var.

Derleyip kısaca toparlayarak dile getirdiği görüşlerinden bir kısmını değerlendirmemek eksiklik olur.

İşte onlar:

Ülkemizde 4 yılda bir yapılan ziraat odası seçimleri için köy mahalliden delege seçimleri yapılıyor. Ziraat odası muhtarlık seçimine dönüştürülmüş.

Çiftçiyi temsil eden sivil toplum örgütlüğünden tamamen çıkmış çiftçinin para tuzağı hâline gelmiştir. 3 kuruş dönüm destek parası alacak çiftçinin yarısına ortak oluyorlar.
Ülkemizde on binlerce ziraat mühendisi var. Hepsi birbirinden bilgi donanımlı. Bunlar devletimizin ataması ile ziraat odalarına yerleştirilsinler. Seçim saçmalığı kalksın... Gelsin okumuş, liyakat sahibi ziraat mühendisleri.”

SABİT SABIR’IN 50 YIL ÖNCEKİ FİSKOBİRLİK UYARISI

Fındık söz konusu olduğunda hiç şüphesiz akla gelen ilk kuruluşlardan idi Fiskobirlik…

Ama bugün sektörde varlığı ile yokluğu belli olmayan bir hale geldi. Ya da getirildi.

Niye böyle oldu?

Fındık ile özdeşleşmiş isimlerden biri olan, ihracatçı birlikleri ile Ticaret Borsası’na uzun yıllar başkanlık eden Sabit Sabır’ın (1932-2019) bundan tam 50 yıl önce, 28-30 Haziran 1976 tarihlerinde Ankara’da yapılan “Fındığın Tüm Sorunları Semineri”ndeki tarihi konuşmasından beş on satırı paylaşıp, “Bu uyarıları dikkate almayanlar sebep oldu” dersek, nedeni anlamış oluruz!

“Fiskobirlik’in fındığın değerlendirilmesindeki rolünü ve ehemmiyetini müdrik, özel sektör temsilcisi olarak, bu rolü yaparken birliğin hiçbir zaman özel sektörü karşısına almamasını, özel sektör ile ancak el ele vererek fındığın değerlendirilmesinde en iyi neticeyi alabileceğine kaniyim.

Aksi takdirde tek başına Fiskobirlik’in siyasi sebeplerle olsun, ekonomik sebeplerle olsun, birçok sebeplerle bu değerlendirmeyi tek başına yapmasının mümkün olmayacağını ve fındığın esas sahibi olan üreticinin fındık yalnız başına Fiskobirlik’e kaldığı takdirde, en iyi neticeyi elde edeceğine inanmadığımı belirtmek isterim.”