Bazı galibiyetler üç puandan fazlasıdır.Bazı maçlar ise skordan bağımsız, bir takımın ruhunun yeniden ayağa kalktığını gösterir.

Trabzonspor’un Başakşehir karşısındaki galibiyeti tam da böyle bir akşamdan geriye kaldı.Çünkü Papara Park’ta sadece Başakşehir yenilmedi.Kaybolmaya yüz tutmuş bir özgüven başlangıcı bulundu. Trabzonspor’un iki maçtaki performansı oyun olarak pek iç açıcı değildi.Şimdi asıl mesele,bu havayı kaybetmemek.Trabzonspor’un ihtiyacı olan şey tam olarak budur.Sahadaki mücadele, tribündeki inanç, futbolcunun gözündeki cesaret ve taraftarın takımına yeniden yaklaşması, vesaire...Futbol bazen taktik tahtasında değil, duyguların arasında kazanılır.Başakşehir karşısında bunu gördük.Salah’ın iki golü elbette gecenin manşetidir. Dünya yıldızı, klasını konuşturdu; biri rakibin hatasını affetmeyen bir gol, diğeri ise Muçi ile yaptığı verkaçın ardından gelen usta işi bir bitiriş.Hatta sayılmayan iki gol.Ama Trabzonspor adına gecenin asıl kazancı Salah’dan daha vurguluydu.Takımın kazanabileceğine yeniden inanması.Mohamed Salah sadece gol atmıyor, takıma cesaret veriyor.

Büyük futbolcuların farkı bazen attıkları golden daha fazlasıdır.Top ayağına geldiğinde takım arkadaşlarının omuzları biraz daha dikleşir.Rakip savunma birkaç metre geri çekilir.Tribün biraz daha yüksek sesle nefes alır.İşte Salah’ın Trabzonspor’a getirdiği şey biraz da bu.Kalite kadar inanç.Fakat Trabzonspor’un geleceği yalnızca bir yıldızın ayağına bırakılamaz.Salah ışık olabilir.Ama parlayan yıldızın etrafında bir takım inşa etmek gerekir.Fatih Tekke’nin asıl sınavı da burada başlıyor.Hemşerisi olarak başaracağına inanlardanım.

Bu maçta Hakemi de es geçmemek lazım.Maça damgasını vurdu.Hakem de maçın hikâyesine dâhil oldu.Trabzonspor kazandı diye hakemi görmezden gelmemek.Kaybetseydi hakemi bahane etmemek.Gördüğünü de söylemek.Ali Şansalan’ın yönetimi, Trabzonspor açısından fazlasıyla tartışmalı bir görüntü verdi.Özellikle maçın 8. dakikasında Salah’ın golü öncesindeki pozisyonda Şansalan önce korner kararı verdi; VAR müdahalesi sonrasında topun çizgiyi geçtiği belirlenerek gol kararı çıktı. Ardından Nwaiwu’nun eline gelen topta oyun önce devam etti, VAR incelemesinin ardından penaltı kararı verildi.Burada mesele yalnızca verilen kararlar değil.Mesele, hakemin maçın ritmini ve adalet duygusunu ne kadar taşıyabildiğidir.Hakem hata yapabilir.İnsan hata yapar.Fakat futbolun en hassas terazisi şudur.Hata herkese eşit uzaklıkta duruyorsa hata olur; bir tarafa daha fazla dokunduğunda tartışmaya dönüşür.Trabzonspor’un istediği ayrıcalık değil.Sadece adalet.Daha ilk haftalarda kör parmağın gözüne sokmak nedir! Yıllarca bu takım sizden neler çekti.Hiç uslanmayacağınız!Trabzonspor’un takımının bu sezon bir havası var.Aurası var.Onu hep birlikte sporsever olarak görüyoruz.Hakemler psikolojik olarak çok etkileniyorlar.Verdiği hatalı kararlarla Ben senden üstünüm diyorlar.Bu takım,bu sezon hakemi de yenmek zorunda kalacak.Trabzonspor’un Başakşehir karşısında aldığı üç puan çok önemli.Çünkü sezonun henüz başındayız.Bir takımın karakteri de sezonun ilk haftalarında şekillenir.Bugün kazanırken gösterdiğiniz mücadele, yarın zorlandığınız dakikalarda geri dönecek.Bugün tribünde oluşan enerji, yarın deplasmanda takımın arkasında hissedilecek.Bugün Salah’ın attığı goller, yarın genç bir futbolcunun Ben de yapabilirim demesine vesile olacak.Bu hava korunmalı.Ne rehavet…Ne kibir…Ne de gereksiz korku.Sadece çalışmak.Sadece gelişmek.Sadece daha iyiye inanmak.Çünkü Trabzonspor’da bazen bir galibiyet, bir sezonun kapısını açar.Başakşehir karşısında kapı aralandı.Şimdi o kapıdan içeri girmek gerekiyor.Salah’ın parlayan yıldızıyla…Tekke’nin aklıyla…Takımın mücadelesiyle…Taraftarın nefesiyle…Ve en önemlisi, Trabzonspor olmanın verdiği tarifsiz aidiyetle…Çünkü bu şehir futbolu yalnızca seyretmez.Futbolu yaşar.Bu havayı kaybetmemek lazım

Bazı rüzgârlar beklenmez.Yakalanır.

Doğru kullanılırsa, insanı yalnızca bir galibiyete değil,çok daha büyük bir yolculuğa taşır.